Ankara Ticaret Odası (ATO), Türkiye’nin sosyal yaralarına dikkat çektiği 4 bölümlük “Neler Oluyor Bize?” adlı dizi raporunun üçüncüsünde “suç” konusunu işledi.


ATO’nun Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı’nın son 10 yıllık verilerinden yararlanarak hazırladığı suç raporuna göre, Türkiye’de, ekonomik krizden sonra hırsızlık, yankesicilik, kapkaç, oto hırsızlığı, banka soygunu, adam kaldırmak, zorla çek ve senet imzalatmak, gasp ve yağma, yangın, dolandırıcılık, adam öldürme, yaralama, darp, çocuk ve kız kaçırma, tehdit, rehin alma, ırza geçme, fuhuşa teşvik, kumar, rüşvet, insan ticareti ve diğer suçlarda artış yaşanıyor.

       
2003’TE SUÇ SAYISI ARTTI

Rapora göre, Türkiye’de 1995’de 229 bin 513, 1996’da 291 bin 662, 1997’de 304 bin 147, 1998’de 304 bin 114, 1999’da 280 bin 554, 2000’de 259 bin 895 suç işlendi.

 

Ekonomik krizin yaşandığı 2001 yılında işlenen suç sayısı 299 bin 589’a yükselirken, 2002 yılında bir önceki yıla göre küçük bir azalmayla 296 bin 589 suç işlendi. 2003 yılında suç sayısı yeniden tırmanışa geçerek 321 bin 805’e çıktı. 2003 yılı verileriyle Türkiye genelinde hergün yaklaşık 882, her saat 37, her dakika 2 olay meydana geldi.


Raporda, ekonomik suçlarda da artışa dikkat çekiyor. 2000 yılında toplam 103 bin 692, 2001 yılında 137 bin 472, 2002 yılında 131 bin 631, 2003 yılında 152 bin 505, 2004 yılının ilk 5 aylık döneminde de 69 bin 897 ekonomik suç işlendi. Ekonomik suç sayısının geçen yıl büyük bir patlama yaparak 131 binlerden 152 binlere çıkmasının altı çiziliyor.

       
SUÇLARIN YÜZDE 42’Sİ ÜÇ BÜYÜK İLDEN

Rapor, 2003 yılı verilerine göre Türkiye genelinde şahsa ve mala karşı işlenen toplam 321 bin 805 suçun 135 bin 898’inin İstanbul, Ankara ve İzmir’de işlendiğine dikkat çekiyor.

 

Buna göre üç büyük ilde işlenen suçların toplam suçlara oranı yüzde 42. Yani neredeyse 81 ilde işlenen suçların yarısı bu üç büyük şehirde işleniyor. İstanbul’da her gün ortalama 226, Ankara’da 85, İzmir’de 62 suç niteliğinde olay meydana geliyor.

 

Raporda, üç büyük il için de “Suç sayısında 2001 yılında patlama yaşandı. 2002 yılında dikkate değer bir artış olmadı ancak 2003 yılında suç sayısı yeniden artmaya başladı” değerlendirmesinin yapılabileceği belirtiliyor.

      
KRİZ SONRASI EKONOMİK SUÇLAR

Rapora göre, krizden sonra hem şahsa yönelik suçlarda (adam öldürme, yaralama, ırza geçme), hem de ekonomik suçlar olarak da nitelenen mala karşı suçlarda (hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, yankesicilik, kapkaç gibi) artış oldu. Mala karşı işlenen suçlarda en çok işyeri soyuluyor ve işlerinden hırsızlıkta İstanbul başı çekiyor.

 

Geçen yıl 8 bin 239 işyeri hırsızlığının yapıldığı İstanbul’u 2 bin 848 soygunla Ankara, 2 bin 871 soygunla İzmir takip ediyor. Antalya 1808 işyeri soygunuyla dördüncü sırada, 1551 olayla Bursa beşinci sırada yer alırken, 1340 olayla Gaziantep yine altıncı sırada bulunuyor. 10 işyeri soygununun yaşandığı Bayburt, işyerinden hırsızlıkta en güvenli il...

 

Raporda, 2002 yılında suçlardaki artış hızı ya durdu ya da gerileme yaşandığı belirtirken, 2003 yılı ile birlikte suçlar yeniden artış trendine girdiği kaydediliyor. Özellikle büyük şehirlerde halkı canından bezdiren kapkaç suçlarında, alınan önlemler nedeniyle 1-2 yıldır göze çarpan gerileme, 2004 yılının ilk 5 ayından sonra hortlama dönemine girdiği de vurgulanıyor.

       
SOYULAN ÜÇ EVDEN BİRİ İSTANBUL’DA

Rapora göre, 2003 yılında sadece ev hırsızlığında 10 bin 195 ile İstanbul birinci sırada, 2 bin 884 ile Ankara ikinci sırada, 2 bin 871 ile İzmir üçüncü sırada yer alıyor.


Antalya, 2 bin 291 evden hırsızlık olayıyla dördüncü sırada, 1489 hırsızlık olayıyla Bursa beşinci, 1273 hırsızlık olayıyla Gaziantep altıncı sırada bulunuyor. Buna göre her üç evden biri İstanbul’da, her 10 evden biri Ankara ve İzmir’de soyuluyor.


5 ev soygunu yaşanan Tunceli, en alt sırada yer alıyor. 6 ev soygunu yaşanan Erzincan, 7 ev soygunuyla Bayburt ve Ardahan, 8 ev soygunuyla Karaman da en güvenli iller arasında...

       
DEVLETİ DE SOYUYORLAR

Rapora göre 2000 yılında resmi kurum ve kuruluşlara yönelik 1376, 2001 yılında 1874, 2002 yılında 2 bin 191, 2003 yılında 2 bin 277, 2004 yılının ilk 5 ayında ise 1235 hırsızlık olayı gerçekleşti. 2004 yılının ilk 5 ayında soyulan resmi dairelerin sayısının şimdiden 2000 yılı rakamlarını yakalaması, devletin kasasına uzanan ellerin malına da uzanmaya başladığını ortaya koyuyor.
       

2003 yılında resmi kurum ve kuruluşlardan hırsızlığın en çok yaşandığı iller sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir oldu. En alt sırada yer alan Erzincan, Tunceli, Aksaray, Bayburt ve Bartın’da ise birer olay meydana geldi.

 

OTO HIRSIZLIĞININ MABEDİ DE İSTANBUL


Rapora göre 2000 yılında 14 bin 954 otomobil çalınırken, 2001 yılında bu sayı 20 bin 45’e fırladı. 2002 yılında 20 bin 95, 2003 yılında 24 bin 616, 2004 yılının ilk 5 ayında 10 bin 219 otomobil çalındı.
       

Geçen yıl İstanbul’da 16 bin 665, İzmir’de bin 711, Ankara’da ise bin 449 otomobil hırsızlığı yaşandı. Kars, Tunceli ve Iğdır’da ise aynı dönemde hiç otomobil çalınmadı. Buna göre çalınan otomobillerin yüzde 67.7’si İstanbul’da çalınıyor.

      

Sadece oto hırsızlığı değil, otodan yapılan hırsızlıklar da baş ağrıtıyor. 2000 yılında 16 bin 170, 2001 yılında 20 bin 370, 2002 yılında 18 bin 063, 2003 yılında 24 bin 534, 2004 yılının ilk 5 ayında 11 bin 457 otodan hırsızlık yapıldı. Otodan hırsızlıkta da “İstanbul, Ankara, İzmir” sıralaması değişmiyor.
       
POPÜLER SUÇLAR: YANKESİCİLİK VE KAPKAÇCILIK

2000 yılında 12 bin yankesicilik ve kapkaççılık olayı meydana gelirken 2001 yılında bu sayı 16 bin 309’a fırladı. 2002 yılında 12 bin 595, 2003 yılında 12 bin 793, 2004 yılı Mayıs ayı sonuna kadar da 6 bin 333 yankesicilik ve kapkaççılık olayı gerçekleşti.


İstanbul 2003 yılında, 5 bin 175 olayla birinci, İzmir 2 bin 430 olayla ikinci sırada bulunuyor. Yankesicilik ve kapkaççılıkta üçüncülük 972 olayla Bursa’da... Dördüncü sıradaki Antalya’da 734, beşinci sıradaki Ankara’da 598, altıncı sıradaki Diyarbakır’da ise 525 yankesicilik ve kapkaççılık meydana gelmiş. Sinop’ta ise yankesicilik ve kapkaççılık olmamış.


Raporda, “çarpma, kapkaççılık, tırnakçılık, muslukçuluk, bankamatik kartları hırsızlığı, tavcılık, zarfçılık, falcılık, oyalamak, tantanacılık” isimlerinde 11 çeşit yankesicilik olduğu ifade ediliyor.
       
HIRSIZLIKTA YENİ TRENDLER


Raporda 2000 yılına ait büyükbaş ve küçükbaş hayvan hırsızlığı kayıtlarına rastlanmadığı belirtiliyor. Bu hırsızlık türü, 2000 yılına kadar “diğer” hırsızlık türleri arasında değerlendirilirken, 2000 yılından sonra bu tür olayların artmasıyla birlikte dört başı mamur bir hırsızlık türü olarak anılmaya başlandı.


2001 yılında bin 47, 2002 yılında 749, 2003 yılında 1671, 2004 yılının Mayıs ayı sonuna kadar da 381 olay kaydedildi.


2003 yılında, İstanbul 839 olayla yine birinciliği kaptırmıyor. 69 olayla Gaziantep ikinci, 40 olayla Antalya üçüncü sırada. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan hırsızlığı yapılmayan iller ise Balıkesir, Bilecik, Rize, Trabzon, Bayburt, Bartın, Ardahan ve Karabük.


Hırsızlık türleri elbette hayvanlarla da kalmıyor. Onlarca dönüm arazi üzerine ekili ekinler bile birkaç saat içinde biçilip götürülüyor.


İbadet yerlerinden, özellikle tarihi nitelikteki camilerden antika halı, kilim ve diğer eşyalar ile müzelerden tablo çalınması da hırsızlıktaki yeni trendler arasında bulunuyor.
       
GASP 4 İL’E UĞRAMIYOR

Rapora göre, 2000 yılında 1400, 2001 yılında 2 bin 180, 2002 yılında 2 bin 785, 2003 yılında 3 bin 736, 2004 yılının ilk 5 ayında 2 bin 50 gasp gerçekleşti.


2003 yılında meydana gelen 1482 gasp olayıyla İstanbul birinci, 295 gasp olayıyla Antalya ikinci, 154 gasp olayıyla Adana üçüncü sırada. Giresun, Gümüşhane, Tunceli ve Bayburt’ta ise tek bir gasp olayı meydana gelmedi.


2003 yılı verilerine göre İstanbul 911 dolandırıcılık olayıyla birinci, Ankara 539 dolandırıcılık olayıyla ikinci, Antalya 271 dolandırıcılık olayıyla üçüncü sırada bulunuyor. 2003’te Bingöl ve Tunceli’de dolandırıcılık olayı hiç olmadı.


HIRSIZA KARŞI DA SUÇ İŞLENEBİLİYOR


Raporda Türk Ceza Kanunu’nun mağduru değil de hırsızı kollayan maddelerinin de Emniyet güçlerinin işini zorlaştıran bir başka faktör olduğuna vurgu yapılıyor.


TCK’nın ünlü 461. maddesi, Emniyet mensupları arasında “hırsıza karşı işlenen suçlar” olarak adlandırılıyor. Söz konusu maddeye göre, evi soyulan kişinin hırsıza müdahale edebilmesi için suçun o anda devam ediyor olması gerekiyor. Örneğin, hırsız eşyayı çalıp uzaklaşmak üzere harekete geçtiyse ev sahibinin müdahale şansı bulunmuyor.


Aynı maddede adı geçen “orantılılık” esasına göre ev sahibinin, hırsıza aynı tür silahla müdahale etmesi şart koşuluyor. Hırsızın elinde bıçak varsa ev sahibi silahla müdahale ettiğinde, duruma göre adam öldürmek ya da yaralamak suçundan cezalandırılıyor. Tehlikenin başka türlü önlenmesinin mümkün olduğu hallerde, örneğin ev sahibinin açık camdan atlayıp kaçma şansı varsa, hırsıza müdahale edip zarar vermesi de bu maddeye göre cezalandırılıyor. Savunmada aşırıya kaçmak, örneğin 13 yaşında bir hırsızın kolunu, bacağını kırmak da suç sayılıyor.

      
“ÇOCUKLAR TAŞERON OLARAK KULLANILIYOR”


Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün, “Neler oluyor bize” raporlar dizisiyle Türkiye’nin kanayan yaralarını kamuoyu gündemine taşıdıklarını söyledi.


Aygün, 3. raporun en önemli karakteristiğinin Türkiye’de işlenen suçların yüzde 42’sinin büyükşehirlerde işlendiğini, ekonomik krizler nedeniyle büyükşehirlere göç etmek zorunda kalan insanların suç örgütlerinin maşası haline geldiğini ortaya koyduğunu söyledi.


Suç maşası olarak genellikle çocukların kullanıldığına dikkat çeken Aygün, “Çocuklar taşeron olarak kullanılıyor” dedi. Doğu ve Güneydoğu’dan minibüslerle kapkaç ya da başka suçlar için çocuk getirildiğine dikkat çeken Aygün, çocukları istismar eden organize suç örgütlerinin varlığına işaret etti.