Ulusal
İletişim Ağı

2003

 - 18.org
vurursan kırılır

05.12.2011

Beyaz Sayfada İlk Adımlar...

Çocuklara doğdukları andan itibaren
bembeyaz bir sayfa sunmak ve onları, bu sayfanın tüm hak ve sorumluluklarının bilincinde, özgürce yazan kalemleri olarak yetiştirmek görevimizdir.

     

Diyorum ki...

Tanzer GEZER

 

Arşiv
     

Ormanın Kıyısında Ters Giyilmiş Ayakkabılar

Songül, ailesiyle Mardin’den Konya’ya göçmüş. Henüz iki yaşında bir ormanın kıyısında çadırda yaşamaya mahkumdu. Babası, gebe annesi ve sekiz kardeşiyle birlikte...

Konya’nın ormanlık bir alanında alt yapısı olmayan çadırların içinde yaşayan aileler hayal edin.

Hayal gücünüz yetmeyebilir.

Baba geçen Ağustos ayında yakınlarıyla birlikte meşe odunundan mangal kömürü üretmek üzere Konya’nın ormanlık alanına gelmeye karar vermiş. Sorunca, geçim derdi olduğunu anlıyoruz. Başka ne olabilir...

Acı haberden, “kurdukları çadırda yaşayan Ç. ailesinin en küçük çocuğu olan 2 yaşındaki Songül Ç., dün saat 14.00 sıralarında oynarken kayboldu.” diye okuyoruz.

Neredeyse 24 saat tamamlanmış Songül hala bulunamadı, çok geç diye düşünüyorum içim sıkılıyor. Hava soğuk, -7 derece.

Babasından, Songül’ün üzerinde sadece kazak ve eşortman altı olduğunu, ayakkabılarını ters giydiğini öğreniyoruz. Çocuğun bu koşullarda pek yaşam şansı yok.

İnsan neredeyse bari kaçırılmış olsun o zaman bir ihtimal yaşıyor olabilir diye dua edecek...

Fakirlik zor tabii de bunca çocuk niye? Bu ailenin çocuk yardımı alıp almadığını merak ettim. Yardımlar bazen çarpıtılıp, çocuklar kar amacıyla da hayata getirilebiliyor.

Bir anne aynı anda kaç çocuğa bakabilir, ne kadar bakabilir. Bunca çocuktan sonra kadının ruhsal ve fiziksel sağlığı ne alemdedir ki yetiştirdiği çocuklardan ne bekleyelim.

Acaba Songül gün içinde kaç dakika anne-baba şefkati ve ilgisi çalabiliyordu?

Pek değil çünkü onca çocuğun bakımı arasında iki yaşındaki Songül’ün ayakkabılarını kendisinin giydiğini ve tabii beceremediğini, ters giymiş olduğunu biliyoruz.

Ormanın kıyısında yaşayan Songül’ün ihmal edildiğini, yaşının gerektirdiği ilgi ve bakımdan faydalanamadığını anlıyoruz.

Aklıma takılıyor, çocuklar için belirlediğimiz minimum bakım standartlarımız neler? -7 derece soğukta kazak ve eşortman mı, çadırda yaşam mı?

Olmadığı kesin, o zaman Songül neden sosyal hizmetlere kolay ulaşamamış? Daha doğrusunu sormak gerekirse, sosyal hizmetler Songül’e neden ulaşamamış.

İlke olarak çocuğun ailesinin yanında bakımı temel baz ama olguda, çocuğun yüksek yararı açısından Songül’ün herşeye rağmen ailesi yanında çadır yaşamı uygun değil.

Şu yüksek yarar meselesini bir türlü kavrayamadık, kavratamadık... Hemen her olguda karşımıza çıkıp, bilene ‘ah keşke’ dedirtiyorsa da, bilmeyenler açısından kısaca Songül’e yazık oldu, şimdi ağlamak zamanıdır.

Ormanın kıyısında, çocuğu yaşatamayacağımız, geliştiremeyeceğimiz, koruyamayacağımız aşikar. Çocuğun katılım hakkından bahsetmek ise komik kaçar. Ormanın kıyısında hangi sosyal içerilmeden, katılım hakkından bahsedebiliriz ki.

Bu dram bütün mevsimlik işçi ailelerinde yaşanmaktayken, Songül gibi çok çocuğumuz varken, çocuklarımızı sadece kalbimizle sevmek yetmiyor, aklımızla da sevmeyi öğrenmemiz gerek...
 

 Kaynak gösterimi: Gezer, T., www.0-18.org, Diyorum ki..., Yazının başlığı, 2011
 

     
 

2003© Haftalık yayın
koordinator@0-18.org