|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YENİ
ÇOCUK GÖÇÜNE DİKKAT
Son yıllarda
ülkemizde, Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde, birçok yasal
düzenleme yapılmıştır. Bu yasal düzenlemelerin içerisinde ki en
önemli konulardan birisini tarım reformu oluşturmaktadır. Yapılan
yasal düzenlemeler ile önümüzdeki süreçte, tarımsal üretimin
dışına çıkacak nüfusun oranı oldukça fazladır. Bu nüfusun tamamına
yakınının büyük kentlere göç etmesi söz konusu olabilir. İşte
sorun bu noktada ortaya çıkabilir.
Çünkü tarımsal alandaki iş olanaklarının azalması doğal olarak
kırsal kesimden göçü gündeme getirecektir. Ülkemiz de yapılan son
yasal düzenlemeler ışığında konuya bakacak olursak bu süreç
başlamıştır. Bu sürecin sağlıklı olarak sosyal politikalarla
yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu konuda yerel yönetimlere de
büyük görevler düşmektedir. Çünkü merkezi yönetime ait bir çok
görev ve yetkiler subsidiarite (yerindenlik) ilkesi gereği
belediyelere bırakılmıştır. Belediyelerin sosyal konut, istihdamı
özendirme, eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve sosyal hizmetler
konularında stratejik planlamalar ve yatırımlar yapmaları
gerekmektedir.
Bilindiği üzere özellikle büyük kentlerimize yoğun nüfus göçü
beklenmektedir. Kırdan kentte göç edecek olan alt sosyo ekonomik
düzeydeki bu ailelerin çocukları için sosyal ve ekonomik içerikli
önlemlerin alınması gerekmektedir. Şayet gerekli önlemleri
zamanında alamazsak birçok sosyal sorunla karşılaşmamız söz konusu
olabilir. Bu çocukların gerek kentsel yapıya uyumu, gerekse
eğitimi oldukça büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu
sorunlara ilişkin sosyal hizmet politikalarının oluşturulması
aciliyet arz etmektedir.
Şayet gereği gibi sosyal hizmet politikaları oluşturmadığımız
taktirde, kırsal alandan gelecek olan bu insanların büyük bir
kısmı ileri ki süreçte kentte uyum sorunları yaşayabilir. Bu
durumda kaçınılmaz olarak büyük kentlerimizde şiddetti
artırabilir. Zamanında çözülemeyen sosyal ve ekonomik problemler,
kapkaç, çocuk işçiliği, sokak çocukları ve çocuk pornosu gibi
birçok sorunu daha da içinden çıkılamaz hale getirebilir. Bu da
doğal olarak sağlıksız bir toplum yapısının oluşmasına sebebiyet
verebilir.
Sonuç olarak bugün ki yaşam alanlarımızdan daha zor ve tehlikeli
yaşam alanlarına sahip olmak istemiyorsak ve çocuklarımıza
sağlıklı bir gelecek bırakmak istiyorsak gerekli önlemleri
titizlikle almak zorundayız. Aksi taktirde şuan yaşamakta
olduğumuz toplumsal sorunlar katlanarak artabilir.
Çünkü unutmayalım ki sağlıklı bireyler sağlıklı toplumları meydana
getirmektedir. Bunun anahtarı ise gelecek nesillerimizi
oluşturacak çocuklarımızdır.
Sevgiyle kalın ve sevgiyle çoğalın. |