|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
SİZİN KAÇ ANNENİZ VAR
Kimilerimize göre anlamsız gözüken bazı şeylerin başkalarının
yaşantısının bir gerçeği olduğunun acaba kaçımız farkındayız. Yada
bireysel yaşantımızın dışındaki yaşam alanları ile ne kadar
ilgiliyiz.
Aslında
sorduğum soru birilerinin gerçeği, hem de bütünüyle. Size
bahsetmek istediğim konu yuva ve yurtlarda kalmakta olan 0-18
yaşları arasındaki çocuklarımızın anne yoksunluğu hakkındadır.
Zaman zaman televizyon yada gazete haberlerinde gördüğümüz olumsuz
haberlerle farkında olduğumuz bu çocuklarımızın, anne ve baba
özlemlerinin ne kadar büyük olduğunu sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Çocuklar için en mutlak sevgi herkesin de bildiği üzere anne
sevgisidir. Baba sevgisi ise bütünün diğer parçasını
oluşturmaktadır. Konuya ilişkin yapılan bilimsel araştırmalarda
göstermiştir ki sağlıklı kişisel gelişimin sağlanması için iyi bir
çocukluk döneminin geçirilmesi çok önemlidir. Bilindiği üzere
çocuklardaki temel güven duygusunun gelişmesi de anne sevgisiyle
yakından ilişkilidir. Bir çocuk şımarmak ister. İlk adımlarında
yada ilk konuşmaya başladığında hep anne ve babasının sevgi ve
ilgisiyle büyümek ister.
Bu
tür sevgiye sahip olan çocuklar aslında dünyanın en şanslı
çocuklarıdır. Halk arasında ve günlük konuşmalarımızda hep ‘Allah
analı babalı büyütsün’ temennisinde bulunuruz. Çünkü bu sevgi
yoksunluğunun ne olduğunu anne babamızı kaybettiğimizde yaşımız
kaç olursa olsun biz de yaşarız. Hep bir tarafımız kayıpmış yada
eksikmiş hissine kapılırız. Ancak yuva ve yurtlarda kalan
çocuklarımız yaklaşık 30 kişilik gruplarda ve her 8 saate bir
değişen ortalama 4 anne ile bakılmaktadır. Unutmadan, babanızsa
hiç yoktur. Bir çocuğa bile bakmanın ne kadar zor olduğunu çocuğu
olan herkes çok iyi bilir. Ne kadar iyi niyetli olursanız olun 30
çocuğa bir anne nasıl bakabilir, altını değiştirip, mamasını,
banyosunu ve sevgisini nasıl eksik edemeyebilir ki. Ne kadar iyi
niyetli olursanız olun bir süre sonra anne olarak bu çocuklara
umursamaz hale gelebilirsiniz.
Çocuklar ise her mesai sonrası değişen yeni annelerinin
kişiliklerine göre şekillenmeye, dikkat çekmeye ve ilgi ve sevgi
görmeye daha aç hale gelirler. Onun içindir ki 0-6 yuvaların
önünden geçerken bu çocuklar her gördükleri kadına anne, her
gördükleri erkeğe ise baba demeye başlarlar. Aslında bu çığlıklar
sevgiye, ilgiye olan açlığın bir yansımasıdır. Yuva ve
yurtlarımızda çalışan insanlarımızın çok iyi niyetli insanlar
olduğundan hiç şüphem yok ama sorun mevcut kurumsal yapılanmadan
kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu çocukların büyük çoğunluğunun ailesi
var. Peki sorun ne mi? diyeceksiniz. Bu sorunun yanıtını başka bir
yazımızda sizlerle paylaşmak dileğiyle sevgiyle kalın ve sevgiyle
çoğalın. |