|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
BİR ANNENİN
ÇOCUKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Yaşamda hepimiz en doğruyu ve en güzeli yaşamak isteriz ancak
bazen bütün bu olumlu isteklerimize rağmen hayatın bizlere sunmuş
olduğu gerçekleri yaşamak zorunda kalırız. Ailelerde de çeşitli
nedenlerle ortaya çıkan patolojik olgular, o ailedeki bütün
bireyleri ve özelliklede çocukları olumsuz yönde
etkileyebilmektedir.
Aile
içi ilişkilerdeki sorunlar çocukların büyümesiyle birlikte aileler
arası sorunlar haline gelebilmektedir. Yani patolojik olarak
kurulan bir aile, çocukların sayısına göre bu patolojiyi yeni aile
yapılarına istemeyerekte olsa taşıyabilmektedir. Bu gibi
durumlarda ailelere profesyonel yardımlarda bulunulması sadece
aile için değil toplumsal yapının sürdürülebilirliği içinde
önemlidir.
Huzurevimizde kalmakta olan 69 yaşındaki bayan bir yaşlımızın aile
yaşantısı bunun için iyi bir örnek vaka olarak
değerlendirilebilir. Yaklaşık 8 yıldır huzurevinde ücretsiz olarak
kalmakta olan yaşlımız 7 kız 1’de erkek çocuk sahibidir.
Çocuklarının tamamını evlendirdikten sonra eşinden şiddetli
geçimsizlik nedeniyle ayrılmış, bir süre çocuklarının evlerinde
kalmayı denemiş ancak sürekli sorunlar yaşandığı için huzurevine
girmeye mecbur kalmıştı. Yaşlımızın eşi kendisinden ayrıldıktan
sonra evlenmişti. Çocukları anneleri huzurevine girdiğinden beri
hemen hemen hiç ziyarete gelmiyorlardı. Ancak yaşlının sorunları
sadece eski eşi ve çocuklarıyla da sınırlı değildi. Huzurevine
girdiği andan itibaren gerek oda arkadaşı ile gerekse kurumdaki
diğer yaşlılarla sürekli olarak sorunlar yaşamaya başlamıştı.
Yaklaşık olarak birkaç yıl sonra ise sadece yaşlılarla değil
personelle de çeşitli sorunlar yaşamaya başlamıştı.
Yaşlı ile ilgili çeşitli mesleki çalışmalar sonucu 6 yılını iki
kişilik odada geçirmesi sağlanmıştı. Son iki yılda ise tek kişilik
odada kaldığı halde bütün kattaki yaşlıları ve personeli rahatsız
etmeye devam etmiş ayrıca kattaki koltuk ve sandalyeleri dahi
yerlere atmaya, geceleri bütün ışıkları yakmaya vb. davranışlara
yönelmeye başlamıştı. 8 çocuğundan hiçbiri gelmediği için yaşlı
ile ilgili gerekli müdahalelerde sorunlar yaşanmış ve istenilen
sonuca ulaşılamamıştı.
Son
bir yılda ise yaşlının toplu bakım ortamında kalması tamamıyla
sorun haline gelmişti. İstanbul’da olan çocuklarından ikisi ile
yapılan 1 aylık telefon görüşmeleri sonucu ikna edilmişler ve her
iki kızı da görüşmeye gelmişlerdi. Ancak kardeşler görüşme
esnasında birbirleri ile konuşmuyor, yanlarında bulunan 9
yaşındaki bir kız çocuğunu iletişimde aracı olarak
kullanılıyorlardı. Kardeşler birbirleri ile küs oldukları için
konuşmuyorlardı. Her iki kız kardeşte anne baskısından kurtulmak
için aynı gün çok fazla tanımadıkları iki insanla çocuk
denilebilecek yaşta kaçarak evlendiklerini de ifade etmekteydiler.
Aslında 8 kardeş ve onların çocukları da birbirleri ile zorunlu
durumlar dışında görüşmüyorlardı.
Yapılan mesleki çalışmalar sonucunda kardeşler barıştırılmış,
yaşlı ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde şizofren tedavisi
görmüş ve kardeşler küçüklüklerinden beri annelerinin bu davranış
şekillerini normal olarak algıladıklarını ifade etmişlerdi.
Annelerinin ruhsal sorunları olduğunu yıllar sonra öğrenen 8
kardeşten 6 sı yeniden görüşmeye başlamışlardı. Yaşlının 6 kızının
da söylediği “çocukluklarının ne kadar kayıp ve mutsuz
geçtiği” yönündeki fikir birliktelikleriydi.
|