|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
EKONOMİK KRİZ VE SOSYAL DEVLET OLMANIN VAZGEÇİLEMEZLİĞİ
Bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin sosyal dengeler
üzerinde de olumsuz yansımalarının olabileceği göz ardı
edilmemelidir. Ekonomik kriz dönemlerinin en önemli
problemlerinden birisi ise krizden etkilenen insanların sosyal
yaşamları üzerindeki olumsuz yansımalarıdır. Ülkemizde de son
günlerde ekonomik krizin yansımaları sosyal ve ekonomik açıdan
kendisini göstermektedir.
Dünyadaki ekonomik kriz dönemlerine bakılacak olursa en büyük
savaşların ve toplumsal olayların çoğunlukla bu dönemlerde ortaya
çıktığını görebiliriz. Kriz sonrası sosyal göstergelere bakılacak
olursa bu dönemlerde intihar, şiddet, çocuk ve kadınlara yönelik
ihmal ve istismar, boşanma, gasp, fuhuş ve ruh sağlılığı vb.
bozukluklarda önemli artışların meydana geldiği ortaya çıkacaktır.
Doğal olarak kriz dönemlerinden en fazla etkilenenler yine
çocuklar, yaşlılar, özürlüler ve kadınlardır. Bu dönemlerde
krizden önemli ölçüde etkilenenlerin tespitinin yapılarak gerekli
sosyal ve ekonomik desteğin verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde
toplumsal dokuda onarılması çok zor yaraların açılmasına neden
olunabilir.
Bu
kriz dönemi bütün dünya devletlerine bir kez daha göstermiştir ki
sosyal devlet, devlet olmanın en önemli vazgeçilmezlerinden
birisidir. Sosyal devlet olmanın olmazsa olmazı ise sosyal
güvelik, sosyal hizmet ve sosyal yardımlardır. Toplumsal
sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için yardıma muhtaç özel
kesimlerin devlet tarafından ve özellikle yerel yönetimler
tarafından desteklenmesi gerekmektedir.
Ancak burada önemli olan bir nokta ise bütün bu yardım ve sosyal
hizmetlerin hangi kriterlere göre ve hangi kaynaklar kullanılarak
ve hangi birimler tarafından sağlanacağının belirlenmesi
gerekmektedir. Sosyal hizmet ve sosyal yardımların sosyal devlet
olmanın gereği olarak renk, dil, din ve ırk ayrımı gözetmeksizin
insan onuruna yakışır bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Aksi
takdirde yardımlar ve sunulan destekler istenilen amacın dışında
sağlıksız ve sürdürülemez bir yapının ortaya çıkmasına neden
olabilir. Sorun yardımların sürekliliğini sağlamak değil,
bireyleri ve ailelerini yardıma muhtaç durumdan kurtaracak, sosyal
ve ekonomik önlemlerin alınması ekseninde yardımların yapılmasını
sağlayabilmektir. Bunu sağlayabilmenin yolu ise sosyal hizmet ve
sosyal yardımların uzmanlığı olan meslek elemanlarının kontrolünde
yapılabilmesini başarabilmektir.
Amaç
toplumsal sürdürülebilirliği toplumun bütün katmanlarının katılımı
ve üretimi ile sağlayabilmektir. Aksi takdirde bakıma muhtaç ve
dilenci bir kitlenin oluşturulması söz konusu olur ki böyle bir
durum bütün dünya devletleri tarafından istenilmeyen bir toplumsal
oluşumdur.
Sonuç olarak; sosyal ve ekonomik sorunları çözmek her zaman
mümkündür. Ancak niyetimiz sadece kendi çıkarlarımızı korumak
şeklinde olmamalıdır. Çünkü birileri fakirleşirken birileri
zenginleşmektedir. Sorunun çözümü rasyonel olabilmektir. Yani
yardıma muhtaç olmaktan çıkarabilmektir. Aksi takdirde insanlık
kendini kandırmaya devam edecek ve daha büyük acıların yaşanmasına
neden olabilecektir.
|