|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
TOPLUMSAL BÖLÜNMEYİ ÖNLEMEK İÇİN SOSYAL HİZMET
Ülkemizde özellikle 1980’ler den günümüze kadar uygulanan liberal
politikaların sonucu olarak birçok alanda gelişmiş ülkelerle
rekabet edilebilir hale gelinmiştir. Ancak her olumlu gelişmenin
beraberinde getirdiği olumsuzluklar da söz konusu olabilmektedir.
Bu olumsuzlukların başında ise toplumsal yapıda yani sosyal dokuda
meydana gelen hızlı değişim ve dönüşüm sonucu olarak,
sosyo-ekonomik açıdan yaşanan faklılaşmalar ve ayrışmalardır.
Dünya devletleri arasında gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında
yer almaktayız. Yani en yüksek gelir oranına sahip olanlarla, en
az gelire sahip olanlar arasındaki fark inanılmaz derecede ayrışma
göstermektedir. Bu durumun etkileri geniş halk kitleleri üzerinde
olumsuz sonuçlar meydana getirebilmekte ve toplumsal ayrışmalara
sebep olabilmektedir. Toplumsal ayrışmanın en belirgin
örneklerinden birisi de yaşam alanlarının ayrışma göstermesidir.
Örneğin; özel güvenlik önlemleri ile korunan sitelerin içerisinde
yaşayan bir kitle, diğer tarafta ise gerekli sosyal donatılardan
yoksun ve suç işleme oranının yüksek olduğu, işsizliğin, şiddetin
ve hırsızlığın kol gezdiği geniş kentsel bölgeler bulunmaktadır.
Şayet toplumsal yapıyı sürdürülebilir kılmak mümkün olmazsa, bütün
bu olumsuzluklardan her kesimin etkilenmesi kaçınılmaz olabilir.
Örneğin; ülkemizde son bir ayda basına yansıyan ve özellikle
çocukları kurban olarak seçen birçok olumsuz haber yer almakta ve
gün geçtikçe bu tür olayların sayısı da artmaktadır.
Yaşanan bütün bu olumsuzlukların temelinde ise işsizlik, toplumsal
ruh sağlığının bozulması, şiddet ve gelir dağılımı bozukluğu gibi
birçok etkenin olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca ülkemizde özellikle
büyük kentlerde bireyler üzerinde etkili olan geleneksel kontrol
sistemlerinin geçerliliğini yitirmesi beraberinde sosyal ve
ekonomik sorunların hızla artmasına neden olabilmektedir.
Geleneksel yöntemlerle çözülemeyen bu sorunları çözebilmemizin
yolu ise, gelişmiş ülkelerde uygulanan sosyal hizmet ve sosyal
yardım yöntemlerinin ülkemizde de uygulanmasını sağlamaktan
geçmektedir. Aksi takdirde sosyal sorunlar katlanarak artacak ve
daha büyük sorunları beraberinde getirebilecektir. Mevcut sosyal
ve ekonomik veriler toplumsal yapının sürdürülebilir olmaktan çok
uzak olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak; gelişmekte ve değişmekte olan toplumsal yapımıza
uygun sosyal hizmet politikaları ve uygulamalarını yaşama geçirmek
zorundayız. Özellikle çocukları ve kadınları bu olumsuzluk
kıskacından çıkarmak gerekmektedir. Aksi taktirde toplumsal yapı
sürdürülebilir olmaktan daha fazla uzaklaşabilir ki bu durumda
daha fazla şiddet, yoksulluk, taciz, uyuşturucu kullanımı, adi
suçların artması ve mutsuz bir toplumsal yapının var edilmesi
sonucunu doğurabilir.
|