|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
GERÇEK SOSYAL POLİTİKA VE SOSYAL HİZMET BİREYSEL
AHLAKIMIZDIR
Dünyada yanlış giden bir şeyler var demek isterdim ama üzgünüm ki
her şey yerli yerinde ve çok iyi gidiyor. Her şey olağan üstü
derecede kendi dengesizliği içerisinde dengede gözüküyor. Çünkü
insanlık ektiğini biçiyor. Unutmadan hiçbir kimsenin ya da
milletin de mevcut duruma ilişkin masum falan olduğu yok. Mevcut
sosyal hizmet ve sosyal yardım anlayışı da bunun bir parçası ve
unutmadan eklemek gerekir ki halen sürmekte olan küresel mali
krizde hasatın bir parçası.
İnsanlık akıl tutulması yaşamakta ve ne hikmetse bu durum
normallik olarak adlandırılmaktadır. Ne var yani diyebilirsiniz
de. Tercih sizin ancak, ülkeleri savaşlara sürükleyen, nükleer
silahlanmada hız kesmeyen, çevreyi yok eden, hatta kendi ırkını
dahi yok etmeye gayret eden mevcut normallik, hani pek de normal
gözükmüyor gibi, sizce de öyle değil mi?
Ayrıca mevcut sosyal politikaların yoksulluğunun, eğitimsizliği,
kadına şiddeti ve çocuk sömürüsünü önlediğini ve çok başarılı
olduğunu söyleyebilmek de ne yazık ki çok fazla gerçekçi
gözükmemektedir. Günde bir doların altındakileri yoksul kabul eden
dünya bankası ve uluslar arası örgütlerin bir dolar
sınırlandırması bile yoksulluğu azaltmaya yetmiyor aksine
artırıyor. Belki çeyrek dolar günlük kazanç insanlığı yoksulluktan
kurtarabilir. Yeni sınır bu olabilir. Böylece vicdanlarımızı ve
bilimsel yayınlarımızı onurla ve gururla sunabiliriz.
İnsanlık olarak ektiğimizi biçiyoruz, sonra da oturup bu kaderimiz
niye böyle diye yakınıyoruz. Garip olanı ise ne zengini ne de
fakiri mutlu, çünkü insanlık bence sağlıklı düşünemiyor ve
bencililiği ile dünyayı cehenneme çeviriyor.
Dünyayı ve geleceği düzeltmek, insanları mutlu ve özgür kılmak
mümkün de, ah bir egomuzdan kurtulabilsek ve insanlığın ve doğanın
bir bütün olduğunu algılayabilsek. Hangi din ve inanç sisteminden
ya da hangi ırktan olursak olalım her şeyin bir bütünlük içinde
denge gerektirdiğini bir bilebilsek.
Hepimizin o olağan üstü kibiri ve bencilliği bizi mutsuz eden ve
dünyayı küresel krizlere ve iklim değişiklikleri noktasına getiren
mevcut algılayışımız. Hani diyorum ki bu olağan üstü yönümüzü
çocuklarımıza öğretme iyiliğinde bulunmasak daha mı iyi olur? Yani
mevcut insanlık pek normal sayılmaz, bari çocukları özgür bıraksak
diyorum. Miraslarına onlar sahip çıksa da biz onlara akıl vermesek
mi? Bugüne kadar bizlere verilen akılların sonucu dünyayı bu hale
getirmedik mi? Önce çevreyi kirletiyoruz. Zehirli kimyasallar ve
silahlar üretiyoruz. Aç gözlülükle her şeyi tüketerek var olmaya
çalışıyoruz. Ancak tükenen bizleriz ve bizim sosyal olmayan sosyal
politikalarımız değil mi?
Sonuç olarak; ben de olsam sorardım, lütfen siz de sorun çözüm ne
diye? Olağan üstü derecede kendisini aşmış insanlar var bu
dünyada, çözüm kişinin bireysel devrimidir. Yani önce iğneyi
kendimize çuvaldızı da doğaya ya da diğer insanlara, canlılara
batırabilmektir. Yani bencil olmamaktır. Komşusu aç gezerken
bırakın tok yatmayı, çalmamaktır. Yani gerçek sosyal politika ve
sosyal hizmet bireysel ahlakımızdır.
İnsanlık, hırsızlığı, yolsuzluğu ve ahlaki erozyonu azaltamayıp
artırdığı sürece ben hiçbir sosyal politikanın ve sosyal hizmet
yaklaşımının gerçekçi çözümü geliştiremeyeceğini sadece kendimizi
avutacağımızı söyleyebilirim. Önce ormanları yak, doğayı ve
hayvanları zevk için açgözlülük için katlet sonra da çözüm
üretmeye çalış. İnsanoğlu ya kendini aştı ya da daha ötesi…
Unutmamak lazım ki kendi düşen ağlamaz lakin ağlamak da serbest
ama ya çözüm?
|