|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
ÇOCUKLARIMIZIN MUTLU VE BAŞARILI
OLABİLMELERİNİN YOLU HAYAL DÜNYALARINI ÖZGÜRLEŞTİREBİLMEKTİR
Yaşamı güzel kılan kişisel farklılıklar olabilir diye düşünmeden
edemiyor insan. Çevrenize dikkatli bir şekilde gözlem amacıyla
bakacak olursanız, insanların sokakta, alışveriş merkezlerinde ya
da çalışma alanlarında kaygılarla ve korkularla dolu mutsuz bir
yaşamı öğrenilmiş davranış olarak sürekli tekrarladıklarını
rahatlıkla görebilirsiniz.
Mutsuzluğumuzu ya da başarısızlıklarımızı sadece dışarı
yansıtmakla kalmayıp aynı zamanda bu mutsuzlukları ve
umutsuzluklarımızı istemeyerek de olsa geleceğimiz olan
çocuklarımıza aktarmakla onların da geleceğini mutsuz kılmak için
bilinçsizce bildiklerimizi öğretmeye çalışmıyor muyuz? Lütfen
yargısızca biran için olsun düşünün.
Hemen anne ve babalar böyle bir saptama karşısında otomatik olarak
bilinçaltı ile savunmaya geçebilirler. Aslında geçmeleri de
gerekir. Çünkü onlar da anne ve babalarından aldıkları düşünce
kalıplarını, biraz da kendi deneyimlerini katarak çocuklarına
gerçekten en iyiyi verme adına geçirmektedirler. Bu bir çeşit akıl
tutulmasıdır. Ama çoğunlukla fark bile edemeyiz bu durumu. Şimdi
diyeceksiniz ki peki çocuğumuzu nasıl eğiteceğiz ve nasıl bilgi ve
tecrübelerimizi aktaracağız? Yüzyıllardır bu hep böyle olmuyor mu?
Kesinlikle haklısınız da işte sorun bu noktada ortaya çıkıyor.
İhmal edilen ve istemeden de olsa unutulan önemli bir gerçek göz
ardı edilmektedir. Bize öğretilen sınırlı dünyamızı, sınırsız
zekaya sahip olarak dünyaya gelen çocuklarımıza gereksiz yere
değerler ve bilgiler olarak aktarıp yüzyıllardır sürüp giden
mutsuz insanlığa katkımızı istemeyerek de olsa sürdürmekteyiz.
Kendi ön yargılarımız ve değerlerimiz tabii ki olacaktır ancak,
buradaki asıl mesele çocukların hayal dünyalarını sınırlamak
sorunsalını istemeyerekte olsa çocuklarımıza aktarmaktayız.
Çocuğunuzun başarılı olmasını istiyorsanız, lütfen onun yerine her
şeyi siz düşünmeyin. Bizler anne ve babaları olarak tabi ki onları
korumak ve kollamakla sorumluyuz. Ancak çocuklarımızın ruhlarını
ve düşüncelerini de esir alarak bunu asla başaramayabiliriz.
Çocuklarınızı azarlamayın, şiddet ve korku figürleri kullanmayın,
sabırla dinleyin, hayal etmesi ve özgün bir birey olması için
önündeki engelleri kaldırın. Göreceksiniz başarı kendiliğinden
gelecektir.
Hayatı başarıdan yoksun kılan; umutların yok edilmesi ve
yeşermesine olanak tanınmamasıdır. Bırakın çocuğunuz özgürce ve
yargısızca hayal etsin. Bırakın mevcut düşünce sistematiğinin
dışında da düşünüp hayal kurabilsin. Unutmayın ki en büyük bilge
insanlar ve toplumları var eden kahramanlar hep hayal güçleri
sıradan olmayan insanlardır. Hayal etmiyorsanız, siz yaşamı mutsuz
ve umutsuz kılan milyonlarca insanlardan birisinizdir. Önemli olan
özgün bir yaşamı hayal edebilmek ve umutlarının peşinde
koşabilmektir.
Bırakın çocuklarımız hayal kurup mutlu olsun ve bırakın
hayallerinin peşinde var olabilsinler ve kendilerini
gerçekleştirebilsinler. Bırakın deneyimleriniz sizin olsun, Ona
hayal kurmayı öğretin. Büyük yaşamayı, büyük düşlemeyi ve büyük
insanlık ülküsünü, yani barışı ve sevgiyi doğayla bir olmayı,
bütün insanlığı ve evreni bir bütün olarak algılamayı hayal
edebilsin. Bırakın şiddeti ve kini değil barışı ve sevgiyi
öğrensinler. Emek vermeden almayı değil vermeyi, yani gerçek insan
olmayı düşlesinler ve yeryüzüne bireysel devrimleriyle cenneti
getirebilmeyi başarabilsinler. Bırakın umutla sevmeyi öğrensinler.
Sevgi en ilahi ve en yüce insani değerdir. Bırakın hepimizin ve
bütün evrenin bir olduğunu yüreklerinde hissedebilsinler.
Egolarıyla değil yürekleri ile yaşayabilsinler ve insanlığın yüce
değerlerini var edebilsinler.
Sevgiyle var olun…
|