|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE SOSYAL REFAH UYGULAMALARINA GEREKSİNİM VAR
MI?
Dünyamızda küresel düzeyde yaşanan değişimler oldukça karmaşık bir
yapı içermektedir. İletişim, bilgisayar ve ulaşım teknolojileri
başta olmak üzere birçok alanda yaşanan gelişmeler bekli de bu
sürecin en ilginç örneklerini sergilemektedir.
1930’larda Metropoliten Kent kavramı varken günümüzde Dünya Kenti
ve Küresel Kent kavramlarından söz edilmektedir. Bütün bu değişim
ve dönüşümler üretim ilişkilerini üçüncü dünya ülkelerine ucuz
emek piyasasına kaydırmakta, fordist üretim post fordist (esnek)
üretime geçmektedir. Yaşanan bütün bu ekonomik, teknolojik ve
sosyal süreçlerin insan hayatına yansıması ise kaçınılmazdır.
Küreselleşme ve yerelleşmenin birbirini tamamlar şekilde hızla
devam ettiğini ve yeni neo liberal politikaların 1980’lerden
günümüze kadar etkin paradigma olarak hayatımızı etkilediğini
biliyoruz.
Bütün bu değişim ve dönüşümler sosyal yapıda da yeni
şekillenmeleri beraberinde getirebilmektedir. Bu dönemde
yetişmekte olan çocukların önümüzdeki süreçte dünyayı her alanda
daha da geliştirebileceği kaçınılmaz bir gerçek olarak
gözükmektedir.
Bütün ülkelerde ulus devlet zihniyeti ile yetişen nesillerin
yerini yenidünyanın vatandaşı olmaya aday oldukça eğitimli bir
sınıfın alabileceği gözükmektedir. Ancak yine aynı süreçte sosyal
dışlanmaya maruz kalan yoksulların da sayısının hiç
küçümsenmeyecek oranda giderek artığı görülmektedir. Dünyanın en
zengin %20’si dünya gelirinin %83’nü kontrol ederken en yoksul
%20’si ise sadece %1 oranındaki geliri kontrol edebilmektedir.
Ayrıca her iki grup arasındaki gelir farkı 150 kattan fazladır.
Görüldüğü gibi bir tarafta yoksulluk hızla artarken diğer tarafta
da zenginlik artmaktadır. Yoksulluğun gerekçesi her ne olursa
olsun sürdürülebilirliği uzun dönemde söz konusu olamayabilir. Bu
durum önümüzdeki süreçte bütün dünyada toplumsal barışın
sağlanamamasına, terörün, uyuşturucunun, nüfus artışının, çevre
kirliliğinin, kadın ticaretinin, çocuk askerlerin, fuhşa
sürüklenen kız çocuklarının vb. sosyal sorunların artarak devam
etmesine neden olabilir.
Keynes’yen sosyal refah devleti uygulamalarının kaldırılması,
sosyal politikaların yönetişim yoluyla bir anlamda piyasalara ve
STK’lara devir edilmeye çalışılması sorunu çözmekten uzak
görünmektedir. Gelinen noktada küreselleşen sermaye gibi küresel
düzeyde (uluslar üstü) sosyal hizmetlerin ve sosyal yardımların
organize edilmesi gerekmektedir. Yani yenidünyaya yeni sosyal
politikalar gerekmektedir.
Sonuç olarak; yenidünya düzenine uygun yeni sosyal politikalara
gereksinim söz konusu olabilir. Önümüzdeki süreçte yerel
yönetimlerin ve uluslar arası kuruluşların bu konularda daha fazla
alternatif hizmet modelleri geliştirmeleri gerekebilir. Çünkü
mevcut sosyal sorunlar kısa bir süre sonra bütün dünyada etkisini
giderek daha da artırabilir. Tabiî ki bu süreçten en fazla
etkilenebilecek grupların başında ise yine çocuklar, kadınlar,
özürlüler ve yaşlılar gelmektedir. Sürdürülebilir bir dünya için
sürdürülebilir küresel sosyal politikaların oluşturulması
günümüzdeki en önemli sorunların başında gelmektedir.
|