|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
NASIL BİR GELECEK ÇOCUKLARIMIZI BEKLİYOR?
Önümüzdeki süreçte dünyamızı çok önemli değişim ve dönüşümler
beklemektedir. Bu değişim ve dönüşümlerin ana kaynağını ise
bilindiği üzere küresel ısınma oluşturmaktadır. Küresel ısınma
nasıl oluşuyor diye bir soru akla gelebilir. Küresel ısınma karbon
salınımı gazların atmosferde kalın bir tabaka oluşturması sonucu
dünya ya güneşten gelen ısının içeriye girip tekrar çıkamaması
durumudur. Yani kısacası dünyanın vücut ısısının giderek artması
ve hastalanmasıdır diyebiliriz.
Bu
durum kutupların erimesine, ormanların yanmasına, zararlı mikrop
ve böceklerin çoğalmasına, sağlıklı su kaynaklarının azalmasına,
bulaşıcı hastalıkların çoğalmasına ve gıda üretiminde önemli
kayıplara yol açabilmektedir. Ayrıca önümüzdeki süreçte iklimde
yaşanan değişimler sonucu depremler, su baskınları, susuzluk ve
açlık gibi birçok nedenden dolayı yoğun kitlesel ölümlerin ve
göçlerin yaşanabileceği ve bununda büyük savaşlara yol açabileceği
öngörülmektedir. Küresel ısınmanın olumsuz etkileri sadece
yukarıda ifade etmeye çalıştıklarımla tabiî ki sınırlı değildir.
Bu gün için bilim adamlarının bilebildiği ancak aynı şekilde
bilemediği olağan üstü olumsuz sonuçları da beraberinde
getirebilir ve öyle gözüküyor ki şu aşamada geri dönülmesi zor ama
imkansız olmayan bir süreç söz konusudur.
Mevcut durumun sosyal ve ekonomik açıdan yaratabileceği
tahribatlar ise insanı şimdiden huzursuz etmeye yeterli gözüküyor.
Gelecek nesillere sürdürülebilir bir kalkınma ve çevre bırakmayı
başaramasak, bu büyük bir yıkımı da beraberinde getirebilir.
Örneğin, kimi bilim adamlarına göre kutupların yön değiştirmesi
söz konusu olabilir ki bu da olağan üstü büyük depremler ve sel
baskınları anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda milyon yada
milyarlarca insanın mağdur olmasına hatta yok olmasına sebebiyet
verebilir.
Bizler içinde yaşarken beklide birçok şeyin farkına varamıyoruz.
Bazı gerçekleri ise yok kabul ederek yaşamayı daha kolay
kabullenebiliyoruz. Ancak küresel ısınma şu aşamada dünyadaki en
önemli sorunların başında gelmektedir. Bu nedenle Kyoto sözleşmesi
ülkemiz tarafından da kabul edilmelidir. Çünkü başka bir dünya ve
başka bir geleceğimiz yok.
Bilindiği üzere dünyadaki en yüksek karbon gazı salınımı yapan
ülkelerin birçoğu henüz sözleşmeyi imzalamamış durumda. Dünyamız
can çekişiyor ve yardım istiyor. Şayet gerekli önlemleri almakta
yetkililer (bütün dünyada) geç kalırlarsa, dönüşü olmayan bir
cehennem bizleri bekliyor dersek abartmış olmayız.
Sonuç olarak; bizlere düşen görev ise çocuklarımızın geleceği olan
doğaya ve dünyaya sahip çıkabilmektir. Hemen aklımıza şu soru
gelebilir ben ne yapabilirim ki? Tabii ki bireysel açıdan birçok
şey yapabiliriz. Örneğin; Bizler de çevremize daha duyarlı
olabilir, daha az araç kullanabilir, olabildiğince çok ağaç
dikebilir, daha ısı yalıtımlı olan evlerde yaşamaya, ayrıca geri
dönüşümü olan ve doğaya en az zarar veren ürünleri kullanmaya özen
gösterebiliriz. Ayrıca çocuklarımızı bu konularda
bilgilendirebiliriz. Aksi takdirde her şeyimizi kaybetmek zorunda
kalabiliriz. Umarım O günler hiçbir zaman gelmez ancak birçok
bilim adamı bu sürecin çoktan başladığını ve geri dönülmesinin
bile artık çok zor olduğunu ifade etmektedirler.
|