|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
KENTLEŞME POLİTİKASI VE SOSYAL HİZMETLER
19.
yüzyıldan başlayarak bütün dünyadaki en önemli toplumsal
değişimlerden birisi kentleşme olmuştur. Önümüzdeki süreçte de
kentleşmenin özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızla devam
edeceği ve 2030 yıllarında dünya nüfusunun yaklaşık 3/2’nin
kentlerde yaşayacağı düşünülmektedir. İşte bu noktada sosyal
politikaların yeniden yapılandırılması büyük önem arz etmektedir.
Sosyal politika kapsamında; yaşlılar, özürlüler, çocuklar,
kadınlar ve yeni yoksullar vb. dahil olmak üzere bir çok alanda
sosyal hizmet politikalarının yeniden planlanmasına ve
yapılandırılmasına gereksinim duyulacaktır.
Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kentleşme ve kentleşme
sonrası yaşanan sosyal sorunlara ilişkin gerekli sosyal hizmet
politikalarının oluşturulması gerekmektedir. Burada ki en önemli
sorun ise sosyal hizmet politikalarını oluştururken ya da
uygularken hangi yaklaşım modelline ağırlık verileceği hususudur.
Yapılacak olan sosyal hizmet uygulamaları insanları ötekiler ve
biz olarak ayrıma yönündeki günübirlik sosyal yardım uygulamaları
şeklinde mi olmalı? Yoksa temel gelir destek programları şeklinde
mi olmalıdır?
Eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz olarak toplumun tümünü
kapsamalı mı? Yoksa herkesin gelir durumuna göre sağlık ve eğitim
hizmetlerinden yaralanma olanakları mı sunulmalıdır? Her iki
yaklaşım da kimi ülkelerce kabul görmekte ve uygulanmaktadır.
Ülkemizde de son yıllarda bilindiği üzere eğitim ve sağlık
hizmetlerinin dönüştürülmesi yönünde çalışmalar devam etmekte
olup, yeni uygulamaların olumlu ya da olumsuz sonuçlarını ileriki
yıllarda somut olarak görme imkanına sahip olabiliriz.
Ayrıca hızla kentleşen ülkemizde sosyal yardım ve sosyal hizmetler
aileler ve cemaatlere mi bırakılmalı? Yoksa sosyal devlet olmanın
gereği olarak sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde
belediyeler ya da SHÇEK gibi kurum ve kuruluşlar tarafından mı
yapılmalıdır? Örneğin; önümüzdeki süreçte boşanma oranları, terk
edilen çocuk sayısı, yoksulluk oranı vb. sosyal göstergeler
kapsamında koruyucu ve önleyici sosyal hizmet politikaları neler
olmalıdır?
Bütün bu soruların yanıtını bir çırpıda verebilmek ne yazık ki
mümkün görünmemektedir. Ancak ilgili kamu ve özel sektör
kuruluşların işbirliği ile sosyal göstergelere bakılarak kentleşme
ve sosyal hizmet politikaları konusunda gerekli stratejik
planlamalar oluşturulabilir.
Sonuç olarak; ülkemizdeki hızlı değişimin ve genç nüfusun
özellikleri dikkate alınarak gerekli sosyal hizmet politikalarının
oluşturulmalısı gerekmektedir. Aksi taktirde intihar eden, fuhuş’a
sürüklenen, kapkaça uğrayan, suç işleyen, boşanan vb. oranlarında
yüksek artışlar meydana gelebilir ki bu da toplumumuzu ileriki
süreçte yaşanılması zor bir hale getirebilir.
|