|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
TOPLUMSAL VAROLUŞUMUZDA GELDİĞİMİZ SON NOKTA; KORKU DOLU GÜNLER
Her türlü toplumsal gerginliğin hat safhada olduğu bu günlerde,
basında yer alan üç ayrı haber, toplumsal yapımızın içinde
bulunduğu çıkmazı özetler nitelikteydi. Devletin yani toplumun
koruması altında bulunan kız çocuklarımıza, koruma görevini yerine
getirmesi gereken bazı vatandaşlarımızca tecavüz edildiği
haberleri yansıdı. Bu hafta, birisi 16 yaşında Kars’ta, diğeri ise
12 yaşında İstanbul’da olmak üzere iki çocuğa da yuva dışında
tecavüz edildiği haberleri yer almaktaydı. Ayrıca birkaç hafta
önce yine basına İstanbul’da Sevgi Evleri inşaatında çalışan
birisinin yuva çocuğuna tecavüz ettiği haberi yansımıştı.
Her
üç olayda da kanımca yurt veya yuva çalışanlarından kaynaklı bir
ihmal söz konusu gözükmemektedir. Çünkü bu çocuklar da diğer
çocuklar gibi sokağa çıkmak zorunda, her birinin başına bir
görevli verebilmek mümkün mü? Sıkıntı sokaktaki vatandaşın ruh
sağlığını gittikçe kaybetmesinden kaynaklanıyor olabilir mi? Benim
aklıma bunun dışında başka bir şey gelmiyor, umarım
yanılıyorumdur? Çünkü 12 yaşındaki kız çocuğuna yuvanın
karşısındaki kuaför tecavüz ediyorsa, mahalle kavramı da anlamını
yitirmiş demektir. Aynı şekilde Kars’ta 16 yaşındaki kız çocuğunun
farklı kişiler tarafından defalarca tecavüze uğraması ya da yuva
inşaatında çalışan işçinin yuva çocuğuna tecavüz etmesi karşısında
ne söylenilebilir ki?
Yuva
ve yurt yetkililerini ya da devleti suçlamak her zaman kolay olan
yol olarak karşımıza çıkıp duruyor, oysa yuva ve yurtlarda kalan
bu çocukları var eden ve onlara tecavüz eden de yine bu toplumun
bireyleri değil mi? Bu olaylar çocuklara yönelik sürekli olmuyor
mu? Yine bu Pazar 16 yaşındaki 8. sınıf öğrencisi bir erkek
çocuğun kan davası nedeniyle öldürülmüş olduğu haberlerde yer
almıyor muydu?
Bir
de unutmadan geçen hafta, üç annenin çocukları tarafından
bıçaklarla doğrandığını eklersek, insan korku filmi izliyormuş
gibi oluyor ve istemeden de olsa ürperiyor.
Burada sorgulanması gereken, toplumsal yapımızın bir dönüşüm
geçirdiğidir. Toplumsal yapımızdaki bu dönüşümün nedenleri sosyal
bilimciler tarafından çok iyi analiz edilmeli ve gerekli bilimsel
önlemler alınmalıdır. Çünkü ülkemizde son yıllarda suç işleme
oranlarında ve anti depresan ilaç kullanımında yaşanan artışlar
toplumsal yapımızda sorunlar olduğunu bize göstermektedir.
Sonuç olarak; ülkemizde her türlü suç işleme oranları hızla
yükseliyor. Aynı zamanda ruh sağlığı bozulan insan sayısı da gün
geçtikçe artıyor. İnsanlar kendilerini ne evlerinde ne de sokakta
rahat hissedemiyor, tam bir güvensizlik ortamı söz konusu.
İnsanlarımızın ruh sağlığını koruyabilmeleri için gerekli sosyal
hizmet politikalarının acilen planlanması ve uygulanması
gerekmektedir. Aksi takdirde bu korku ve dehşet sarmalı bizleri
gittikçe daha mutsuz ve huzursuz edebilir.
|