|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YOKSULLUK DÖNGÜSÜ VE ÇOCUK
Gelişmekte olan ülkelerin tamamına yakının en önemli sorunlarının
başında yoksulluk gelmektedir. Yoksulluk açlığı, eğitimsizliği,
anne ve çocuk ölümlerindeki yüksekliği, aşırı nüfus artışını,
çevre kirliliğini, şiddeti, terörü, savaşları vb. birçok
olumsuzlukları beraberinde getirebilmektedir. Yoksulluk geleceğin
şekillenişini gerçekleştirecek olan çocuklarında sağlıksız ve
eğitimsiz yetişmelerine katkıda bulunarak döngüsünün devamını
sağlayabilmektedir.
Bilindiği üzere yoksul ailelerin en önemli özelliklerinden
biriside çok sayıda çocuk sahibi olmalarıdır. Asgari ücretin bile
altında gelire sahip olan ve herhangi bir sosyal güvenceleri
bulunmayan bu aileler çok sayıdaki çocukları için gereken asgari
bakımı ve eğitimi sağlamakta zorlanmaktadırlar. Eğitimsiz ve
vasıfsız olarak yetişen bu çocuklar içinde bulundukları ailelerin
ve çevrelerinin etkileri ile öğrenilmiş davranış olarak erken
yaşlarda evlenebilmekte ve bu döngü sosyal yardımlarla ya da
sadaka kültürü ile artan bir şekilde devamını sağlayabilmektedir.
Yoksulluk döngüsünde bazen olumlu yönde kırılmalar yaşanabilse
bile değişimler çoğunlukla yoksulluğun artması ve yaygınlaşması
şeklinde kendisini gösterebilmektedir. Bu döngüyü kırabilmenin
yolu ise devletin yoksul bölgelerde gerekli sosyal yardım
politikaları ile birlikte ailelere ve çocuklarına yönelik olağan
üstü eğitim seferberliği başlatması ile sağlanılabilir. Aksi
takdirde kartopu yumağı gibi yoksulluk ve yoksulluğun beraberinde
getirdiği olumsuzluklar giderek artabilir.
Sosyal devlet olmanın gereği olan müdahaleler ülkemizde yeterince
yapılamadığı için orantısal olarak bu durumu yaşamak zorunda kalan
insanların sayısı giderek artmaktadır. Yoksulluk döngüsüne yuva ve
yurtlarımızda kalmakta olan çocuklarımızın aile yapılarını örnek
olarak verebiliriz. Korunma altına alınan çocuklarımızın ya da
ayni veya nakdi yardımlarla desteklenmeye çalışılan ailelerin
genel profillerinin bu doğrultuda olduğunu söyleyebiliriz.
Toplumsal kalkınmayı gerçekleştirmek ve gelişmiş ülkeler düzeyine
ulaşmak istiyorsak, bunun başlıca ve tek yolu yoksulluk döngüsünü
ortadan kaldırabilmektir. Bu döngüyü ortadan kaldırmak çok zor
görünmesine rağmen imkansız değildir. Yeter ki toplumsal kalkınma
için gerekli olan sosyal politikalar samimiyetle oluşturulabilsin.
Sonuç olarak; sürdürülebilir bir toplumsal yapı oluşturabilmemizin
başlıca yolu yoksulluk döngüsünü mümkün olduğu kadar ortadan
kaldırabilmemizden geçmektedir. Yoksulluk azaltıldığı ölçüde
eğitimsiz nüfus oranı da azalacak ve dengeli nüfus oranına sahip
çağdaş bir toplum ortaya çıkabilecektir. Ancak bunu
gerçekleştirebilmek için sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde
profesyonel sosyal hizmet müdahalelerine gereken önemin verilmesi
gerekmektedir. Sosyal devlet olmanın gereği bu noktada kendisini
ortaya çıkarmaktadır. Yoksulluk döngüsüne yapılabilecek en küçük
profesyonel müdahaleler bile yüzlerce hatta binlerce çocuğumuzun
geleceğini olumlu yönde değiştirebilir. Aksi takdirde toplumsal
olarak daha büyük maliyetler ödemek zorunda kalabiliriz.
|