Dünya Çocuklarıyla Dünya Barışını Sağlamak Mümkün Olabilir mi?
İçinde bulunduğumuz onlu yıllar bütün dünyada büyük dönüşüm ve
değişimlerin yaşandığı yıllar olarak tarihin tozlu sayfalarında
yerini alacaktır. İnsanoğlu var olduğu günden bugüne kadar kimi
zaman barışı kimi zaman ise büyük savaşları yaşadı. Bu döngü
şimdiye kadar hiç değişmedi, belki de hiç değişmeyecek. Ancak
insanlık karşılaştığı büyük sorunları çoğu zaman olağan üstü
çözümler geliştirerek bir şekilde aşmayı başardı. Belki de
insanlığın bu becerisi, bugüne kadar soyunun tükenmesini önleyen
başlıca nedenlerden birisi oldu.
Son
zamanlarda küresel ısınma, açlık, yoksulluk, susuzluk, silahlanma,
savaşlar vb. sorunlar günümüz dünyasının gerçekleri olarak
karşımızda durmaktadır. Ancak yaşanan bütün bu olumsuzluklara
rağmen insanlılığın günün birinde, bu sorunların da üstesinden
geleceğine inanmak zorundayız. Bu sarmaldan çıkmamızın yolu belki
de barışa dayalı yeni bir dünya düzenine olan inancımızı ve
umudumuzu bütün dünya halkları ile birlikte var edebilmemizden
geçmektedir.
Bugün
dünyamızda milyonlarca çocuk açlık, yoksulluk, hastalık vb.
önlenebilir nedenlerden dolayı acılar içerisinde bir yaşam
sürmekte veya birçoğu yaşamlarının ilk yıllarında hayata gözlerini
kapamak zorunda kalabilmektedirler. Önlemlerin alınmamasından
dolayı zor koşullar altında eğitimsiz olarak yetişen çocukların
ise dünyamızı barışa ve huzura götürmelerini nasıl bekleyebiliriz.
Barışa ve adalete dayalı yeni bir dünya düzeni için bütün dünyada
aynı değerleri paylaşan insanların yetiştirilmesi gerekmektedir.
Bunu başarabilmenin yolu ise küresel olan dünyanın küresel olan
çocuklarının yetiştirilebilmesidir.
Dünya
barışı için küresel dünyanın yeni çocukları renk, dil, din,
cinsiyet ve milliyet ayrımı gözetmeksizin bütün insanlığın bir
bütün olduğu gerçeğinden hareket edilerek, bu bilinçle
yetiştirilmelidir. İfade ettiğim şeyin günümüz dünyası gerçekleri
ile çok fazla bağdaşmadığının ve yerel milliyetçiliğin bütün
dünyada çok etkin olduğu bu günlerde ne kadar komik kaçtığının da
farkındayım.
Ancak
dünyamız barışa ve adalete dayalı olarak ayakta kalabilir. Aksi
taktirde kuralsız ve hukuksuz bir dünya, patlamaya hazır bir mayın
tarlasına benzer ki sonuçlarının ne olacağını kimsenin kestirmesi
söz konusu olamayabilir.
Dünyadaki ve ülkemizdeki gerçekleri de göz ardı etmeden, dünya
barışı için dünya insanını yetiştirmek zorundayız. Günümüz
dünyasında savaşla ya da sömürüyle dünya barışını sağlamak
imkansızdır. Unutulmamalıdır ki ya hep birlikte var olacağız ya da
hep birlikte yok olacağız. Huzurevinde kalan yaşlı bir amcanın
bana söylediği bir cümleyle sonlandıracak olursam aslında bütün bu
yazıyı özetler nitelikte olabilir. "Ne ekersek onu biçeriz. Arpa
ekip de buğday biçen gördünüz mü? Sevgi sevgiyi, barış barışı
getirir” demişti. Zor da olsa bunu başarabilmenin yolu çok iyi
yetiştirilmiş dünya çocukları ile sağlanılabilir diye umut etmek
istiyorum.