|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
TOPLUMSAL KALKINMA İÇİN KIZ ÇOCUKLARINDA EĞİTİMİN ÖNEMİ
Gelişmiş ülkelerden hangisine bakarsanız bakın, gelişmişliklerinin
ana ekseninde kadın ve erkek arasındaki ayrımcılığın ortadan
kaldırılmış ya da en aza indirgenmiş olmasının yattığını
rahatlıkla görebilirsiniz. Kadın ve erkek arasındaki eşitliğin
olmazsa olmazı ise hiç kuşkusuz eğitimde sağlanan eşitliktir.
Ancak ülkemizin bu konuda ne kadar yetersiz kaldığını istatistiki
veriler bize göstermektedir. Ne yazık ki ülkemizde okula
gönderilen kız çocuğu sayısında bir artış değil aksine bir azalış
söz konusudur. Bu kızlarımızın yetersiz eğitim alması ya da hiç
eğitim almaması ileriki süreçte toplumumuz açısından birçok
olumsuzluğu da beraberinde getirecektir. İçinde yaşadığımız
süreçte bunun çeşitli örnekleri ile de sıkça karşılaşmaktayız.
Geçen hafta basına yansıyan ilginç bir haber eminim dikkatinizi
çekmiştir. Bu haber trajik komik sayılır mı bilemiyorum. Ancak
toplumsal yapımızın hangi noktada bulunduğunu bize gösteren bir
örnek olması açısından önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Haberde kocası erkek çocuk istiyor diye hamile kalan bir kadının,
düşük yapınca kocasından dayak yiyeceği korkusu ile altı ay
boyunca karnında yastıkla hamile rolünü devam ettirmesi ve daha
sonra küçük kızı ile birlikte hastanede doğum yapan başka bir
kadının bebeğini çalması ve yakalanması konu edilmekteydi.
Çocuk hırsızı kadın yakalanınca da gözyaşları içerisinde kocasının
hapishanede olduğunu, kocasının erkek çocuk istediğini ve
çıktığında başına kötü şeyler gelmesinden korktuğu için bu yola
başvurduğunu söylemesiydi.
Yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştığım bu olayla ilgili olarak
birçok şey söylenilebilir ya da eleştirilebilir. Ancak ben bunu
yapmak istemiyorum, çünkü Avrupa Birliğine gireceği ifade edilen
toplumumuzun bir gerçeği bu yaşananlar. Yine iki hafta önce
basında yer alan bir haberde baba tecavüze uğrayan kızını,
namusunu temizleme gerekçesi ile katletmişti. Bu olayda da baba
kendi dünyasının gerçeklerini kendince yerine getirmişti. Adını ne
koyarsanız koyun ama bu ve benzeri olaylar bizim toplumumuzun şu
anda ki birebir gerçekleri ve sokaktaki Türkiye’nin kadına bakış
açışı bu.
Bu
olaylarla ilgili ne söylenilebilir ve hangi kelimelerle bu acılar
yok edilebilir bilemiyorum. Ancak mevcut toplumsal durumumuzun bir
yansıması olduğu gerçeği ise göz ardı edilmemelidir.
Ülke
olarak; bu tür acıları bir daha yaşamak istemiyorsak açlığı,
işsizliği ve ümitsizliği ortadan kaldırmak zorundayız. Bunu
başarabilmemizin yolu ise; her çocuğumuz için hatta her yetişkin
bireyimiz için eğitimi ücretsiz olarak var edebilmemizdir. Aksi
takdirde toplumsal barışı ve huzuru nasıl sağlayabiliriz ki, bugün
çocuklarımızı yeterince eğitemezsek yarının umut dolu Türkiye’sini
nasıl kurabilirler ve biz onlardan bunu nasıl isteyebiliriz. Yoksa
gelişmiş ve mutlu bir Türkiye için bütün çocuklarımıza ve
özellikle kız çocuklarımıza daha fazla olanak sağlamak hem
devletin hem de bizlerin en önemli vicdani görevi değil midir?
|