|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
NASIL BİR
SOSYAL HİZMET BAŞARI GETİRİR?
Sosyal hizmetler toplumların vicdani sorumluluklarını üstlenen en
önemli sosyal kurumlardır. Her toplum var olduğu günden bugüne
kadar, kendi sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyine göre çeşitli
sosyal yardımlaşma yöntemleri geliştirmiştir. Ancak sanayileşme
ile birlikte, 19. yüzyılın sonu ve özellikle 20. yüzyıldan
itibaren sosyal hizmetlerin profesyonel olarak sunulması
gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Sosyal hizmetler bilimsel olarak özellikle 19. yüzyıldan itibaren
batı toplumlarında uygulanmaya başlanılmış ve genel bir kabul
görmüştür. Ancak gelişmekte olan ülkelerde ise, halen sosyal
hizmetlerin yeterince bilimsel olarak uygulandığını söylemek çok
fazla gerçekçi olmayacaktır. Gelişmiş ülkelerde insanlara yapılan
ayni ve nakdi yardımların belirli kriterlere göre yapılması söz
konusu iken, bunu gelişmekte olan ülkeler için ne yazık ki
söyleyebilmek söz konusu değildir.
Sosyal hizmetler sadaka kültürünün dışında, bireyin kişilik
haklarını ve onurunu zedelemeden yapılması gereken önemli bir
mesleki uygulamadır. Oysa üçüncü dünya ülkelerinde, yardımların
hangi kriterlere göre ve ne kadar süre ile yapılacağı çok fazla
belirgin değildir. Örneğin; hangi aileye ya da çocuğa ne tür bir
sosyal hizmet yaklaşımının uygulanacağının çok iyi belirlenmesi ve
müdahalenin de bu doğrultuda yapılması gerekmektedir. Aksi
takdirde iyilik olsun diye yapılan her türlü sosyal yardım ve
sosyal hizmetler bize istenilen sonuçları sağlamayabilir.
Ülkemizde de son zamanlarda sosyal hizmetler alanında önemli bir
çok yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ancak sadece yasal
düzenlemeler sosyal sorunları çözmek için yeterli değildir. Çünkü
yasalar kadar uygulama da büyük bir önem arz etmektedir.
Uygulamanın başarılı olabilmesi için sosyal hizmetler alanında
yetişmiş meslek elemanlarının varlığına ihtiyaç duyulmaktadır.
Ancak ülkemizde bu konuda büyük sıkıntılar yaşanmakta ve bu durum
hizmet kalitesini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Bugün ülkemizdeki sosyal hizmetlerin bulunduğu düzeyi
algılayabilmemiz için sosyal göstergelere bakmamız yararlı
olacaktır. Örneğin; büyük kentlerimizdeki suç işleme oranlarına,
gelir dağılımı düzeyine, toplu konut uygulamalarına, okullarımızda
yaşanan şiddet olaylarına, boşanma oranlarına, çalışan ve sokakta
yaşayan çocuklara vb.. Bu tür göstergeler bize sosyal ve ekonomik
yapımızın bir yansımasını sunmaktadır.
Şayet toplumsal yapıda olumsuzluklar söz konusu ise, mevcut sosyal
hizmet politikaları da yetersiz ve sorunlu demektir. O zaman da
mevcut sosyal hizmet politikalarının yeniden ele alınması
gerekliliği ortaya çıkmaktadır ki ülkemiz tam bu noktada
bulunmaktadır. Ülkemizde de gelişmiş ülkeler düzeyinde profesyonel
sosyal hizmet uygulamalarına geçilmesi gerekmektedir. Aksi
takdirde günü birlik politikalarla bağımlı ve yoksul kitleleri
hızla çoğaltmış oluruz ki bu da ileriki süreçte sürdürülmesi çok
zor bir toplumsal yapının ortaya çıkmasına neden olabilir.
|