|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
TOPLUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN NASIL BİR SOSYAL HİZMET?
Ülkemizde son yıllarda küreselleşme yönünde hızlı adımların
atıldığını, özelleştirmelerin de hızlı bir şekilde yapıldığını ve
yapılmaya devam ettiğini görmekteyiz. Ancak küreselleşme kavramı
üzerinde tam bir fikir birliği mevcut değildir. Kimi çevrelere
göre küreselleşme yeni yatırımlar ve demokrasi anlamı taşırken,
kimileri için ise yoksulluk, işsizlik ve gelir dağılımı adaletinin
daha da bozulması anlamına gelebilmektedir.
Yaşamakta olduğumuz bu hızlı küreselleşme sürecinde, ülkemizde suç
işleme oranlarında hızlı bir artış yaşanmaktadır. Ayrıca boşanma
oranları yükselmekte, işsizlik sorunu çözülememekte aksine giderek
artmaktadır. Bu tür sosyal sorunların artması toplumsal
sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Sosyal
sorunların çözümü açısından önemli görevleri üstlenmiş olan bir
çok kamu kurum ve kuruluşunun yanı sıra, sivil toplum
kuruluşlarına da büyük sorumluluklar düşmektedir.
Yaşanmakta olan sosyal sorunların çözümü için son zamanlarda
olumlu anlamda bir çok yasal düzenlemelerin de yapılmış olduğunu
görmekteyiz. Ayrıca bu yöndeki başka yasal düzenlemelerin de devam
edeceğini mevcut yasa tasarıları ile görmekteyiz. Bu yasal
düzenlemeler içerisinde aile danışma merkezlerinin kurulması,
özürlüler yasasının çıkarılması, korunmaya muhtaç çocukların
ailelerine ayni ve nakdi yardımların yeniden düzenlenmesi ve en
son olarak da evde yaşlılarına bakmakta olan ailelere yaklaşık
asgari ücret tutarında her ay yardım verilmesi düzenlemesi
çalışmaları yapılmaktadır. Bu tür yardımların artırılması
toplumsal barışın sağlanmasına önemli katkılarda bulunabilir.
Ancak bu yardımları alanların dışında da çok fazla işsiz ve yoksul
insanların bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
Bu
tür yasal düzenlemelerin uygulamaları büyük çoğunlukla SHÇEK
tarafından yerine getirilmektedir. Ancak son zamanlarda çıkarılan
yasal düzenlemelerle orantılı olarak SHÇEK’in gerekli mesleki
personeli istihdam yoluna gitmediği görülmektedir. Aksine zaten
yetersiz olan meslek elemanları ile bu hizmetlerin tamamını
yapmaya çalışmaktadır. Bu tür uygulamalarda mevcut meslek
elemanları üzerinde gereğinden fazla iş yükünün artmasına, iş
verimliliğinin ve hizmet kalitesinin azalmasına neden
olabilmektedir.
Sosyal hizmet alanında yapılan yasal düzenlemeler, beraberinde bu
hizmeti sunacak olan hizmet birimlerinin de gerektiği gibi
oluşturulması halinde daha başarılı sonuçlar verebilir. Aksi
takdirde uygulamada büyük sıkıntıların yaşanması söz konusu
olabilir. Çünkü sosyal hizmet sadece formlarla ve anketlerle
yapılmaya kalkıldığında istenilen sonuçları veremeyeceği gibi
kaynakların gereksiz yere israfını da doğurabilir.
Sonuç olarak; sosyal hizmet alanındaki yasal düzenlemelerin
artırılması olumlu yönde atılan adımlardır. Ancak bu
düzenlemelerin çok dikkatle yapılması ve iyi uygulanması
gerekmektedir. Çünkü sadece bağımlı bireyler yaratmayı içeren
sosyal hizmet uygulamaları, ileriki süreçte daha büyük sorunlar
yaratabilir. Bir toplumu başarılı kılan çok fazla insana ayni ve
nakdi yardım yapmak değildir. Tersine bireyleri toplumla
bütünleştirerek iş ve meslek sahibi yapabilmektir. Aksi takdirde
yoksulluk döngüsünü kırmak değil artırmak söz konusu olabilir.
|