|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YUVA
ÇOCUKLARI NE İSTER?
Bütün aileler gibi çocuklarını yuva ve yurtlara bırakmak zorunda
kalan aileler de çocukları için en doğru kararı verdikleri
düşüncesi ile hareket edebilmektedirler. Bu ailelerin büyük
çoğunluğu çocuklarının iyiliği için bu kararı almak zorunda
kaldıklarını söyleyebilirler. Çocuklarını ekonomik nedenleri
gerekçe göstererek yuva ve yurtlarımıza getiren ailelerin tamamına
yakını çocuklarının daha iyi şartlarda büyümesini ve devlet
güvencesi altında okutulmasını istemektedirler.
Çocuklarını yuva ve yurtlara ekonomik nedenlerle vermek isteyen
ailelerin yaklaşım tarzları da çoğu zaman resmi kabul görmekte ve
alternatif çözüm önerileri yerine çocuklar ailelerden alınarak
yuva ve yurtlara yerleştirilebilmektedir. Sorun da bu noktada
kendisini göstermektedir. Bir yanda göreceli olarak iyi koşullar,
diğer tarafta ise yoksulluk ve zor yaşam koşulları. Ancak bir
tarafta birebir anne yada baba sevgisi, diğer tarafta ise vardiya
usulü çalışanların ücret karşılığı sevgisi. Hangisinin tercih
edileceği kişiye göre değişebilir. Genel kabul şu olabilir sevgi
karın doyurmaz. Birilerinin gerçeği bu olabilir. Oysa bir çocuk
için sevgi bekli de karın doyurabilir ve anne babasının sevgisinin
yerini hiçbir şey alamayabilir.
Çocuk yuvalarımızdan birisinde yeni göreve başlayan bir sosyal
hizmet uzmanı çocukların okul öncesi gelişimlerinin tespiti için
gerekli mesleki çalışmaları yaparken, çocuklardan birisinin
algılama düzeyinin daha gelişmiş olduğunu ve daha uyumlu
davranışlar sergilediğini fark etmiş ve çocuğu yakın gözlem altına
almıştır. Yaptığı gözlemler sonucu çocuğun sabahları kahvaltı
saatinden sonra ortadan kaybolduğunu ve akşam saatlerine doğru
ortaya çıktığını görmüştür. Çocuğu ertesi gün izlemeye aldığında
ise çocuğun yuvanın arkasındaki bahçe duvarında bulunan bir
boşluktan yuvayı terk ettiğini ve yuvanın arkasındaki bir
gecekonduya girdiğini fark etmiştir. Bu ailenin çocukları ile
oynadığı ve ailenin evine rahatlıkla gidip geldiği, aile
tarafından da çocuğun kabul gördüğü gözlemler sonucu ortaya
çıkmıştır. Gecekondudaki aile ile yapılan görüşme sonucu ise
çocuğun yaklaşık olarak iki yıldır yuvadan kaçarak, her gün bu
ailenin yanına gittiği anlaşılmıştır. Aileye neden yuvaya haber
vermedikleri sorulduğunda ise çocuğun gelmesine izin verilmeyeceği
endişesinin hakim olduğu görülmüştür. Daha sonraki süreçte de
çocuğun bu aile ile olan ilişkilerinin daha sağlıklı koşullarda
devamı sosyal hizmet uzmanı tarafından sağlanılmıştır.
Yuvadan gecekondudaki bir ailenin yanına kaçan bir çocuğun,
yuvadaki bütün imkanlara rağmen diğer yuva çocuklarına göre
gelişimini daha üst düzeye çıkarabilmesi sizce de anlamlı değil
mi? Bunu sağlayan kendi üç çocuğuna bile ekonomik olarak bakmakta
zorlanan bir işçi ailesinin, sevgiyi yuva çocuğundan da
esirgememesi ve onu kendilerinden birisi olarak ailelerine kabul
etmeleriydi. Görüldüğü gibi hiçbir şey doğal olanın yerini
alamayabilir. Bu çocuğun yuvadaki onlarca çocuktan farklı olmasını
sağlayan sadece birebir ilgi ve sevgi olabilir mi?
Sonuç olarak yuva ve yurtlarımızın varlığı gereklidir. Ancak yuva
ve yurtlarımız çeşitli nedenlerden dolayı ihmal ve istismara
uğrayan ve aile yanında bakımı mümkün olamayabilecek çocukların
bakımı için geçici süreler için kullanılabilir. Ancak bugün
ekonomik gerekçelerle yuva ve yurtlarımızda bulunan binlerce
çocuğumuz aile takip sistemi ve ekonomik yardımlarla ailelerinin
yanlarına geri döndürülebilir.
Unutulmamalıdır ki her şey kendi doğası içerisinde sağlıklı ve
güzel olabilir aynı çocuklarımız gibi.
|