|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
BOŞANMA VE ÇOCUK
Boşanma oranlarındaki artış beraberinde parçalanmış aileleri ve en
önemlisi de ebeveyinlerden birisinin yanında büyümek zorunda
bırakılan çocukların varlığı sorununu gündeme getirebilmektedir.
Eşler arasında şiddetli bir geçimsizlik söz konusu ise, eşlerin
aynı ortamda bulunmaya devam etmesi çoğu zaman çocukların gelişimi
açısından daha olumsuz sonuçlara neden olabilir. Böyle durumlarda
çiftlerin boşanması ve çocukların anlaşmalı olarak ebeveyinlerden
birisinin yanında kalmasına karar verilmesi, çocukların gelişimi
açısından daha sağlıklı sonuçlar doğurabilir.
Her
boşanma süreci, kendi iç dinamiklerine bağlı olarak gelişen bir
durumdur. Kimi evlilikler ilk başladığı dönemde bitmeye başlamış
olabileceği gibi, kimi evlilikler ise zaman içerisinde yürütülemez
hale gelebilmektedir. Boşanma sürecinde her evliliğin kendine özgü
bir hikayesi söz konusu olabilir. Çünkü boşanma sürecinde
eşler arasındaki ilişki devam etmektedir. Bu süreçte yeni bir
yapılanma ve bu yapılanma içerisinde kazanma, kaybetme ve mücadele
söz konusu olabilmektedir.
Boşanma sürecinde çocuk veya çocukların varlığı, yeni yapılanma
da ana belirleyici etken olarak karşımıza çıkabilmektedir. Boşanma
süreci gerek eşler açısından gerekse de çocuklar açısından
travmatik bir süreç olabilir. Çocuk boşanma sürecinde bulunduğu
yaş grubu özelliklerine göre çeşitli tepkisel reaksiyonlarda
bulunabilir. Anne ve babasının ayrılması çocukta istenmeme,
yetersizlik, utanma, kızgınlık duyma, gerileme vb. davranış
kalıpları geliştirmesine neden olabilir. Ayrıca bu durum
çocukların okul başarılarını da olumsuz yönde etkiliyebilir.
Kimi
boşanma süreçlerinde ise, eşlerin birbirlerini adliye
koridorlarında bile dövmeye, kimi zaman ise öldürmeye kalkışmaları
sıklıkla basına yansıyan bir konu olarak da karşımıza
çıkabilmektedir. Böyle durumlarda çocukların varlığı da söz konusu
ise ortaya çıkan tablonun çocuk üzerindeki etkisini düşünmek bile
bizleri rahatsız edebilmektedir. Bu duruma bir örnek verecek
olursak; SHÇEK’e bağlı bir toplum merkezinin kreşinden ücretsiz
olarak yararlanan bir çocuk, amcasının yanında kalmakta ve yengesi
bakmaktadır. Çocuk kreşte bütün çocuklara ve ilk gördüğü herkese
“Biliyor musun benim annemi babam boşanmak istediği için baltayla
kesti.” diyerek duygusal tepkisini dile getirmekte, bunu duyan
hiçbir çocuk da bu çocukla ilişki kurmaya yanaşmamaktadır. Bu
korkunç olayın çocuk üzerindeki etkileri Sosyal Hizmet Uzmanı
öncülüğünde gerekli mesleki müdahalelerle giderilmeye
çalışılmaktadır. Bu örnek vakadan da anlaşılacağı üzere boşanma
öncesi ve sonrası dönemde çiftlerin profesyonel yardım
alabilecekleri Aile Danışma Merkezlerine gereksinim
duyulabilmektedir.
SHÇEK, 2007 yılında Aile Danışma Merkezleri ile ilgili yeni bir
yönetmelik çıkarmakla birlikte uygulamada henüz tam bir etkinlik
söz konusu değildir. Aynı şeklide belediyeler tarafından da
ücretsiz olarak çiftlere yönelik aile danışmanlık hizmeti
verilebilir. Bu hizmet sonucunda ise kimi aileler boşanma
kararlarından vazgeçebilir ya da boşanma sürecinin
olumsuzluklarının azaltılmasına ve daha az sancılı geçmesine
yardımcı olunulabilir.
Sonuç olarak; aile ilişkilerinde sorun yaşayan insanların
başvurabilecekleri Aile Danışma Merkezlerine acil olarak ihtiyaç
duyulmaktadır. Ayrıca boşanma için mahkemelere başvuran her çift
için boşanma öncesi ve sonrası süreçte ücretsiz olarak Aile
Danışma Merkezlerine gitmeleri koşulu getirilebilir. Ülkemizdeki
boşanma oranlarında yaşanan artış dikkate alındığında, bu konudaki
yasal düzenlemelerin yapılmasının önemi daha iyi
anlaşılabilecektir.
|