|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
ÇOCUKLARDA ÖDÜL VE CEZA
Bütün toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de çocukların
yetiştirilmesi en önemli sosyal konulardan birisi olarak sıklıkla
gündeme gelmektedir. Çocukların yetiştirilmesinde hangi
yöntemlerin uygulanması veya uygulanmaması gerektiği yönünde
sürekli bir çatışmanın varlığından da söz edilebilir.
Bu
yöntemler içerisinde ilk akla gelen ise ödül ve ceza
uygulamasıdır. Çocuk başarılı ise ödüllendirme aksi bir durum söz
konusu ise cezalandırma yöntemi tercih edilebilmektedir. Çocuk
yetiştirmede ödül ve cezanın en doğru yöntem olduğunu savunan
aileler olduğu gibi eğitimciler de bulunabilmektedir. Aslında
burada çok fazla yadırganacak bir durumda söz konusu olamayabilir.
Çünkü bu insanlar geçmiş yaşam deneyimlerine dayanarak en doğru
yaklaşımın bu olduğunu ifade edebilirler.
Ancak böyle bir durumda aileler çocuklarını bilerek ya da
bilmeyerek korkutma yoluna gitmektedirler ki bu da sağlıklı bir
yaklaşım modeli olarak düşünülmemelidir. Örneğin, derslerinde
yeterince başarılı olamayan veya uyumsuz davranış özellikleri
gösteren bir çocuğun, bu nedenlerden dolayı cezalandırma yöntemi
kullanılarak korkutulması, çocuk üzerinde olumlu etki yerine daha
fazla olumsuzluk ve başarısızlık yaratabilir. Çocuklara uygulanan
ödül ve ceza yaklaşımı çocuklar üzerinde tepkisel reaksiyonlara
neden olabilir. Böyle bir durumda anne ya da babalar çocuklarını
cezalandırarak başarılı olmalarını sağlayabileceklerini
düşünürlerken, tam tersi bir şekilde çocuklar uyumsuzluk ya da
başarısızlıklarını pekiştirerek anne ya da babalarını cezalandırma
yoluna gidebilirler.
Çocuklarımızı yetiştirirken onların başarılı olmalarını
istiyorsak, öncellikle anne ve baba olarak bir koalisyon
içerisinde olmamız gerekmektedir. Ebeveyinlerin çocuklarına
yaklaşımlarında birbirleri hakkında olumsuz tavır ve davranışlarda
bulunmamaları gerekmektedir. Aile içi ilişkilerin içtenliğe ve
güvene dayalı olması, çocuğun her türlü gelişimini ve özellikle
emosyonel gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Aile içerisinde
çocuk her koşulda kabul görebileceğini içselleştirebilirse, sosyal
uyum ve okul başarısı konularında daha az sorunla karşılaşabilir.
Unutulmamalıdır ki korku ve ceza üzerine kurulu olan hiç bir
sistem uzun süre varlığını sürdüremez. Varlığını sürdürmesi söz
konusu olsa bile yeterince başarılı olamaz. Aile yapısı da bir
sistem olarak ele alınacak olursa, aile bireylerinin birbirleri
ile olan ilişkilerinde ödül ve cezanın uygulanması
düşünülmemelidir. Ödül ve ceza yerine çocuğumuzunda bir birey
olduğu üzerine odaklanarak ailemizi daha sağlıklı bir hale
getirebiliriz.
Günümüz toplumlarında bireysel kaygı düzeyinin yüksekliği gözönüne
alınacak olursa, çocuklarımızı yetiştirirken ödül ve ceza
kavramlarından uzak durmamız gerektiği gerçeğini daha iyi
anlayabiliriz.
|