|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
SOSYAL HİZMET KURULUŞLARINDA BAYRAM GÜNÜ
Toplum olarak bizi biz yapan en önemli değerlerimizden birisi de
dini ve milli bayramlarımızdır. Bayramlara ilişkin heyecanları
nasıl evlerimizde yaşıyorsak, yuva ve yurtlarımızda,
huzurevlerimizde, kadın sığınma evlerimizde, sokak çocukları
merkezlerimizde ve rehabilitasyon merkezlerimizde de yaşıyoruz.
Ancak hiçbirşeyin kendi doğallığının yerini alamayacağı gerçeğini
de göz ardı etmeden.
Huzurevinde bayramını kutlamak için odasına girdiğim bir teyze
yüzünü pencereden dışarıya doğru çevirmiş sesizce dışarıyı
izlemekteydi. Kendisine yaklaşıp selam verdiğimde, yaşlı teyze
bana doğru döndü, gözleri yaşla doluydu. Bayramını kutlamak için
geldiğimizi ve niye ağladığını sorduğumda ise; “çok özlem
duyuyorum evladım, herşey çok anlamsız, dün sahip olduğum hiçbir
şey bugün yok.” diyerek göz yaşlarını sildi. Eşini yıllar önce
kaybetmiş, gelini ve damadıyla sorunlar yaşadığı için huzurevine
gelmişti. Yaşamın gerçeği onun için bayram sabahı anlamsızlıktı,
çünkü kendisini yanlız hissediyordu. Bizim ilgimiz kendisini her
ne kadar mutlu etse de kendi yakınlarının özlemini yüreğinde
hissediyordu.
Yuva
ve yurtlarımızda ise bayram sabahı, huzurevlerimize göre daha çok
umut demek olsa bile yine de umutla karışık bir hüzün hakimdir.
Yuva ve yurtlarımız ne kadar güzel olursa olsun, gelen hediyeler
ve konuklar ne kadar iyi olursa olsun yine de onlar için gerçek
aile farklıdır. Bayram sabahı gittiğim yuvada da çocukların
yüzlerinde huzurevindeki yaşlı teyze gibi gerçek ailelerine ve
ortamlarına ilişkin özlemler vardı.
Sonuç olarak bayram sabahı herkes mutlu olmaya çalışıyordu. Ancak
içten içe bir hüzün hakimdi, kendi evlerinde anne ve babalarının
yanında olmak isteği, en büyük özlemdi. Bayram sabahı küçük
yüreklerde, kendi evlerinde ve yataklarında uyanma isteği, herşeye
rağmen bence hüzünlüydü. Çünkü en doğal haklarıydı evlerinde
olabilmek.
Bir
kez daha insan, hissederek anlıyor ki kurum bakımı bazı durumlar
için olmazsa olmaz olabilir, ancak yeni birşeyler katmak gerek,
yaşama dahil umutla ve bilgiyle.
Öğrenilmiş yöntemlerden farklı olarak kurum bakımı dışında yeni
yöntemlerle aileleri bir arada tutmayı başarabilmeliyiz. Kolay
olmadığını bile bile, küçük yürekleri mutlu etmek için, hayatı
yaşanılır kılmak ve sevgiyi yüceltmek için çabalamalıyız. Küçük
bir yüreği bayram sabahı ailesinin yanında uyandırabilmenin değeri
ölçülebilir mi? Unutmayalım ki mutlu olabilmemizin yolu mutluluk
verebilmemizden geçer, bayram sabahlarında olduğu gibi...
|