|

|
 |
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
GELECEĞİ ŞEKİLLENDİREBİLMEK
Ülkemizi hayal ettiğimiz ve özlemini duyduğumuz çağdaş bir toplum
haline getirebilmek, çocuklarımızı en iyi şekilde
yetiştirebilmemize bağlıdır. Ülkemizde son zamanlarda yaşanan
bütün sosyal sorunlara rağmen, önemli bir toplumsal özelliğimiz
rahatlıkla bu sorunların üstesinden gelebileceğimiz gerçeğini bize
sunmaktadır. Bu gerçek genç bir nüfus yapısına sahip olmamızdır.
Çocuk nüfusumuz birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan bile
fazladır. Bugün ülkemizde 0-18 yaş arasındaki çocuklarımızın ve
gençlerimizin toplamı yaklaşık 30 milyon civarındadır.
Ülkemizin sosyal ve ekonomik açıdan gelişmesini, daha iyi ve
güzele doğru gitmesini istiyorsak, bunun anahtarı en iyi şekilde
eğitim almış genç bir nüfusu oluşturabilmektir.
Çünkü günümüzde her alanda yaşanan hızlı gelişmelere belirli bir
yaşın üzerindeki insanların uyum sağlayabilmesi oldukça zordur.
Ancak çocuk ve gençlerle başarı şansınız yüzde yüze yakındır.
Bugün Avrupa birliğinin en önemli sorunlarının başında yaşlılık
gelmektedir. Avrupa ülkelerinin birçoğunda nüfus artış hızı
durmakla kalmamış doğum oranı toplumu yenileyebilme oranının bile
altında seyretmeye başlamıştır.
Bütün veriler göstermektedir ki önümüzdeki 20 yıl içerisinde AB
ülkeleri içerisinde en genç ve en eğitimli nüfusa sahip olabilme
şansımız bulunmaktadır. Ülkemizde yapılması gerekli olan en önemli
şey hızlı bir şekilde eğitime yatırım yapma seferberliği
başlatmaktır. Çünkü eğitimli genç bir nüfusa sahip olmayı
başarabilirsek, önümüzdeki süreçte yalnız Avrupa Birliğinin değil,
bütün Dünyanın en gelişmiş ülkelerden birisi olabilme şansına
sahip olabiliriz.
Sadece sorunları tespit üzerinde yoğunlaşmak ve çözüm yolları
geliştirememek karamsarlığa ve başarısızlığa yol açabilmektedir.
Unutulmamalıdır ki her sorun beraberinde fırsatları da
getirmektedir. Olumsuz bir bakış açısıyla bakacak olursak 30
milyon çocuğumuzun eğitimi ve istihdamı ülkemiz açısından önemli
bir sorun oluşturmaktadır diyebiliriz. Ancak demografik veriler
ışığında Avrupa Birliği ülkelerinin nüfus yapılarına da bakacak
olursak, bu durumun önemli bir avantaj yaratabileceği göz ardı
edilmemelidir.
Her yıl ulusal bağımsızlığımızın sembolü olarak 19 Mayıs Gençlik
ve Spor Bayramını kutlamaktayız. M.
Kemal Atatürk bu özel günü gençlerimize armağan etmiş ve çağdaş
Türkiye’ye kavuşmanın anahtarının gençler olduğunu göstermiştir.
Öyleyse bizlere düşen en temel görev de çocuklarımızı ve
gençlerimizi dünyadaki en eğitimli insanlar durumuna
getirebilmenin çabasını vermektir. Ülke olarak buna inanır ve
gereken ilgi ve desteği gösterirsek önümüzdeki 20 yıl içerisinde
Türkiye’nin bugünkünden çok çok farklı bir ülke konumuna
geleceğini söylemek hayal değil gerçek olacaktır.
Sonuç olarak önümüzdeki süreçte kaçırılmaması gereken büyük bir
fırsat bulunmaktadır. Başarılı insanlar ve mutlu bir Türkiye
istiyorsak, ülkemiz insanı için yıllık kişi başı 30.000 doların
bile üzerinde milli gelir elde etmek istiyorsak, bilgi
teknolojisinde öncü olmak istiyorsak, uzay yarışında önlerde olmak
istiyorsak ve bütün bunlara ulaşmak istiyorsak anahtarın
çocuklarımız ve gençlerimiz olduğunu lütfen bir kez daha
hatırlayalım. |