|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YENİ
KENT YOKSULLUĞU VE ÇOCUK
Ülkemizde yaşanan hızlı kentleşme beraberinde çeşitli sosyal
sorunları da getirmiştir. Gecekondu bölgelerinde yaşayan halkın
büyük bir kısmı ekonomik olarak düşük gelire sahiptir. Önümüzdeki
süreçte gecekondu bölgelerindeki halkın gelir düzeyinin daha da
düşeceğini söyleyebiliriz. Çünkü bilindiği üzere ülkemizde bütün
diğer ülkeler gibi küreselleşmeden etkilenmektedir. Küreselleşme
beraberinde birçok olumlu etki yaratsa da gelir dağılımı konusunda
büyük uçurumların doğmasına neden olmaktadır.
Bu
değişim sürecinde, yeni kent yoksulları olarak ifade edilen
kesimi, gecekondu bölgelerinde yaşayan halk oluşturmaktadır. Çünkü
kente gelmeyle birlikte büyük ölçüde geleneksel aile ilişkileri
kopmaktadır. İhtiyaç duyduklarında alışık oldukları geleneksel
sistemden yararlanamamaktadırlar. Gerekli mesleki eğitime sahip
olamayan bu insanlarımızın yüksek gelir getirici işlerde
çalışmaları söz konusu değildir. Asgari ücret veya altında gelire
sahip olan bu grubun kentsel dönüşüm projeleri ile de gettolara
toplanacağı görülmektedir.
Yeni
kent yoksulları kentte başarılı olamayan, marjinal işlerde
çalışan, korunmaya ve bakıma muhtaç; hastası, yaşlısı, çocuğu,
özürlüsü olan sosyal risk gruplarından oluşmaktadır. Yeni kent
yoksulları içindeki en önemli grubu ise çocuklar oluşturmaktadır.
Son çıkarılan tarımsal dönüşüm yasalarıyla 10 milyon kadar
insanımızın büyük kentlere göçü beklenmektedir. Bu hızlı dönüşüm
sonucunda kentlerdeki gecekondu nüfusunun kat ve kat artacağı
ortadadır.
Gecekondu bölgelerinde geleneksel kurumların ortadan kalkması ya
da yeterince sağlıklı işlev görmemesi önemli bir boşluk
yaratmaktadır. Devletin de sosyal devletten, düzenleyici yada
yönlendirici yönetim anlayışına geçmesi, sosyal sorunları içinden
daha da çıkılmaz hale getirmektedir. Önümüzdeki süreçte gelir
dağılımındaki bozulmaların etkisiyle sağlıklı beslenemeyen ve
yeterince eğitim alamayan genç bir nüfusun ortaya çıkabileceğini
göz ardı etmemeliyiz. Ülkemizde son bir yılda suç işleme
oranlarındaki % 100’ün üzerindeki artış bize gelecekte daha büyük
sorunları yaşayabileceğimizi ifade etmektedir.
Sonuç olarak sosyal devletin ortadan kalkması ile bütün dünyada
yoksullar büyük ölçüde yalnız kalmışlar ve mevcut piyasa
mekanizmaları içerisinde sorunlarını kendi başlarına çözmeye
çalışmaktadırlar. Ancak bu konuda çok başarılı olabildiklerini
söyleyebilmek ne yazık ki mümkün gözükmüyor. Ayrıca gün geçtikce
bütün Dünyada zenginlerle yoksullar arasındaki gelir farkı hızla
yükseliyor. Ülkemizde de benzer süreçlerin yaşandığını
görmekteyiz. Ancak her şeye rağmen sürdürülebilir bir toplum
yapısı için sosyal hizmetlerin yerel yönetimler eliyle yada
merkezi yönetim tarafından yoksul halka sunulması gerekmektedir.
Aksi taktirde önümüzdeki süreçte işsizlik, şiddet, kapkaç vb.
toplumsal olayların daha da yoğun yaşanması kaçınılmaz hale
gelecek ve bu durumdan da en fazla çocuklarımız etkilenecektir. |