|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
TOPLUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK AÇISINDAN SOSYAL HİZMET POLİTİKALARI
Son
zamanlarda da toplumumuzun bütün katmanlarında şiddet olgusunun
giderek yaygınlaştığını görmekteyiz. Ülkemizde 2005 yılına göre
2006 yılında işlenen suç oranlarında yüzde yüzlük bir artış
meydana gelmiştir. Bütün bu göstergeler rastlantımı yoksa
toplumsal yapıda meydana gelen değişimin olumsuz yansımaları mı?
Okullarda, yuva ve yurtlarda yaşanan şiddet olaylarından sonra
şimdide özel bir huzurevinde yaşanan ihmal ve istismar içerikli
görüntülerle karşılaşmaktayız.
Kişi
başına düşen milli gelirimizin(GSMH) artmasına rağmen, yoksulluk
ve şiddet olgusunda da hızlı bir yükselmenin olduğunu görmekteyiz.
Yuva ve yurtlara bırakılan çocuk sayısındaki artışın anlamı
nedir? Sokakta yaşayan insan sayısındaki artış neyi ifade
etmektedir? Okullarda yaşanan şiddetin yanı sıra madde
bağımlılığının bütün okullarımızda bir sorun haline gelmesi gibi
ifade edilebilecek yüzlerce sosyal sorun mevcuttur. Bütün bu
değişimler sosyal hizmetler açısından neyi ifade etmektedir yada
etmelidir? Toplumsal yapıda meydana gelen bu çözülmelerin gelecek
açısından anlamı nedir?
Bu
sorunlar dünden bugüne ortaya çıkmış sorunlarda değildir. Ancak
sorun şu ki korunmaya ve bakıma muhtaç; çocuk, yaşlı, genç, özürlü
yada kadınlara yönelik sosyal hizmet politikalarının gerçekçi bir
şekilde oluşturulması gerekmektedir. Çünkü geleneksel yapıya sahip
sosyal kurumlar bir bir ortadan kalkarken bu kurumların yerini
alması gereken sosyal hizmet kuruluşlarının yeterince sağlıklı bir
şekilde büyük şehirlerimizde oluşturulamadığını görmekteyiz. Var
olan birkaç olumlu örneğin dışında bütün toplumu kapsayacak bir
sosyal hizmet politikasının oluşturulması ve uygulanması
gerekmektedir. Mevcut sosyal hizmet kuruluşlarında ise hizmet
alanlarına ilişkin bilgi ve beceriye sahip meslek elemanlarının
yeterince istihdam edilmediğini görmekteyiz. Bu durum hizmet
kalitesini düşürmekte ve verimliliği ortadan kaldırmaktadır.
Yerel yönetimler başta olmak üzere sivil toplum ve merkezi
yönetiminde katkı ve katılımlarıyla stratejik planlamaların
yapılması gerekmektedir. Yalnızca günü kurtarmaya yönelik yapılan
hizmetler sorunları çözme yerine sorun yumakları yaratmakta ve
önümüzdeki süreci daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Mevcut sosyal hizmet yaklaşımının dışında oluşturulacak yeni
yaklaşımlarında sağlıklı bir şekilde oluşturulması gerekmektedir.
Örneğin sıradan bir bakış açısıyla devlet bu işleri yapamıyor özel
kuruluşlara devretmeli yaklaşımı da tek başına yeterli değildir.
Çünkü geçen hafta özel huzurevinde yaşanan insanlık dışı
görüntülerde göstermiştir ki yalnızca devlet kurumlarında sorun
yoktur. Sorun ülkemizdeki sosyal hizmet politikalarına
yaklaşımdaki yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Görüldüğü gibi
özelleştirmede tek başına çözüm değildir.
Sonuç olarak suç oranlarındaki yükseliş bu hızla artmaya devam
ederse toplumsal yaşam sürdürülebilir olmaktan çıkacaktır.
Unutulmamalıdır ki sosyal sorunları ve suçu tamamıyla ortadan
kaldırmak mümkün değildir. Ancak gerçekçi sosyal hizmet
politikaları ile suç oranlarını en aza indirgemek mümkündür.
Konuya ilişkin toplumsal duyarlılığımızın artması gerekmektedir.
Çünkü hepimiz bu toplumun içinde yaşamakta ve bir parçasını
oluşturmaktayız. Toplumsal yapıda ortaya çıkabilecek sosyal
sorunların günün birinde bizleri de olumsuz yönde etkileyeceğini
göz ardı etmemeliyiz. |