|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
YÖNETİŞİM VE SOSYAL HİZMETLER
Küreselleşme ve yerelleşme kavramlarının sıklıkla tartışıldığı ve
etkilerinin bütün dünyada çok yoğun yaşandığı günümüzde, yeni bir
yönetim anlayışı olan yönetişim kavramı, 90’lardan sonra
tartışılan en önemli konulardan birisi olmuştur. Yönetim kavramı
biçim değiştirerek; karşılıklı yönetim, etkileşim halinde yönetim
olarak gelişmiştir. Bu yeni yönetim anlayışı sivil toplumu ve özel
sektörü her türlü kamusal mal ve hizmetlerin sunumunda etkin
katılımcı konumuna getirmiştir.
Gelişmiş ülkelerde sosyal sorunların çözümünde başvurulan en
etkili yöntem yönetişimdir. Yani sivil toplum kuruluşları, özel
sektör kuruluşları ve devletin katılımı ile bu sorunlar ele
alınmaktadır. Ülkemizde de gelişmiş ülkelerde olduğu gibi özel
sektör kuruluşları sosyal sorunların çözümü için (başta çocuklar
olmak üzere) sosyal içerikli projeleri finanse etmelidir. Sivil
toplum kuruluşları da projelere aktif katılarak toplumsal
sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Ülkedeki gelir dağılımı, işsizlik, yoksulluk, kentleşme vb
nedenlerden kaynaklı sosyal sorunların çözümünü yalnızca bir kamu
kurumundan beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.
Ancak ne yazık ki ülkemizde halen sosyal sorunların çözümü sadece
S.H.Ç.E.K’ ten beklenmektedir. Kurum tabi ki eleştirilmelidir ve
eleştirilecektir de çünkü isteyerek yada istemeyerek yapılan
yanlışlıklarda olabilmektedir. Burada önemli olan eleştirilerin
yapıcı yönde olmasıdır .Çünkü kuruma yönelik yapılan olumsuz
eleştiriler kurum bakımı altında olan çocuklarımızı ve çalışanları
olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür olumsuzlukları önlemek için
sosyal hizmetler alanında sivil toplum, özel sektör ve kamu ortak
projeler geliştirerek uygulamalıdır. Ayrıca sivil toplum ve özel
sektör kuruluşları, kurumun aksaklıkları ve yanlış uygulamaları
konusunda bilimsel verilere dayalı alternatif projeler ve öneriler
geliştirerek sunabilmelidir. Aksi taktirde yalnızca basında çıkan
olumsuz haberlere dayanarak kurumu değerlendirmeye ve dolayısıyla
eleştirmeye yönelmek kurum bakımı altındaki çocuklarımızın ruh
sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
Unutulmamalıdır ki bu çocuklar bütün toplumun koruması altındadır.
Sadece izlemek veya eleştirmek değil katkı ve katılımda bulunarak,
çocuklarımıza daha iyi yaşam koşulları oluşturmak, birincil
sorumluluğumuz olmalıdır. Yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen,
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun oldukça önemli
hizmetler sunduğu da göz ardı edilmemelidir. Ancak mevcut
hizmetlerin yeterli olmadığı ve kurum bakımı dışında alternatif
hizmet modellerinin uygulamaya sokulması gerekliliği de kaçınılmaz
bir gerçektir. İşte bu noktada yeni yönetim anlayışının
(Yönetişim’in) bir gereği olarak sivil toplumun ve özel sektör
kuruluşlarının her türlü katkı ve katılımda bulunmaları
gerekmektedir.
Sonuç olarak; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de
yönetişimin sosyal hizmetler alanında acil olarak uygulanması
zorunluluk arz etmektedir. Çünkü yönetişim hizmetlerde etkinliği,
verimliliği ve saydamlığı sağlamaktadır. |