|

|
Sosyal Hizmet Penceresinden |
|
Taner ARTAN |
SOSYAL HİZMET ALANINDA ÇALIŞAN PERSONELDE TÜKENMİŞLİK SENDROMU
Son
yıllarda ülkemizde ihmal edilen en önemli konulardan birisi
toplumun ruh sağlığıdır. Toplumun ruh sağlığına ilişkin koruyucu
ve önleyici önlemlerin yeterince alınamadığı görülmektedir. Her
gün yazılı ve görsel medya da intihar, çocuklara cinsel taciz,
dövülen ya da töre cinayetlerine kurban giden kadınlar vb, şiddet
içerikli birçok olayla karşılaşmaktayız. Bu olaylar toplumsal ruh
sağlığımızın geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça
ilginçtir. Bu tür olaylar her toplumda ve her tarihte nitelikleri
değişmekle birlikte olagelmiştir. Ancak burada asıl önemli olan bu
tür şiddet içeren olayların ülkemizde nicel anlamdaki artışıdır.
Gerek suç işleme oranlarındaki artış gerekse antidepresan kullanan
insan sayısındaki hızlı artış sosyal hizmetleri daha da önemli
hale getirmektedir.
İşte
bu noktada ele alınması gereken önemli bir unsurda, sosyal hizmete
ihtiyaç duyan bireylere, bu hizmeti verecek olan personelin beden
ve ruh sağlığı konusudur. Bu alanda çalıştırılacak personelin işe
başlamadan önce ve ilerleyen hizmet yıllarına paralel olarak
belirli aralıklarla psikolojik testlerden geçirilmeleri
gerekmektedir.
Çünkü Malatya çocuk yuvasında ve diğer kurumlarımızda personele
dayalı olarak yaşanan çeşitli ihmal ve istismar vakalarıyla
istemeyerekte olsa karşılaşmak zorunda kalabilmekteyiz. Bu tür
olumsuzlukları sadece disiplin cezaları ile ya da soruşturmalarla
çözmek yetersiz ve kolaycı bir yaklaşım olacaktır. Bu gün
ülkemizde çocuk, yaşlı, özürlü vb alanlarında çalışacak bütün
personelin işe başlatılmadan önce ve başlatıldıktan sonra düzenli
olarak psikolojik testlerden geçirilmeleri gerekmektedir. Çünkü
hizmeti verecek kişinin psikolojik açıdan bu işi yapmaya uygun
olup olmadığının sürekli olarak takip edilmesi gerekmektedir.
Çok
basit gibi görünen bu konu bilimsel olarak incelendiğinde önemi
daha iyi anlaşılacaktır. Görülecektir ki sosyal hizmet alanında
çalışanların büyük çoğunluğu tükenmişlik sendromu yaşamaktadır.
Peki, o zaman şu soru akla geliyor, psikolojik açıdan sorunlu
personelin, kimsesiz çocuklara, yaşlılara, kadınlara vb sosyal
hizmetleri ne kadar sağlıklı verebilecekleri konusu, ciddi anlamda
elle alınarak incelenmelidir.
Sorun yalnızca çalışanlardan ya da kurum idarecilerinden kaynaklı
bir sorun değildir. Sorun çalışma alanının özelliklerinden de
kaynaklanmaktadır. Bütün dünya da bu alanda çalışan insanlarda
tükenmişlik sendromu söz konusu olabilmektedir. Burada herhangi
bir kişinin kusuru ya da hatasından kaynaklı bir durum söz konusu
değildir. Bura da asıl önemli olan kurumsal anlamda yöntem
değişikliğine gitmektir. Çalıştırılacak olan bütün personelin işe
ilk girişten başlayarak belirli aralıklarla psikolojik testlerden
ve değerlendirmelerden geçirilmesi gerekmektedir. Bütün gelişmiş
ülkelerde bu alanda çalışan personele özlük hakları konusunda ve
emekli olma süreleri konusunda ayrıcalıklar tanınmaktadır.
Ülkemizde de bu konuda gerekli çalışmaların yapılması önem arz
etmektedir.
Özellikle çocuk alanında çalışacak personelin dikkatle seçilmesi
gerekmektedir. Ayrıca personelin beden ve ruh sağlıklarını
koruyucu yönde hizmet içi eğitimlere tabi tutulması gerekmektedir.
Personele bu konularda yardımda bulunulması, kurumlarda daha az
istismar ve ihmal vakalarının ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Sonuç olarak; sosyal hizmet alanında çalışan bütün personelin
sürekli olarak belirli aralıklarla psikolojik testlerden
geçirilmesi ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gerekmektedir. Bu
durum sosyal hizmetlerin verimliliği, etkinliği, saydamlığı ve
hizmet kalitesi açısından önemlidir. Eğer bu konularda gerekli
önlemleri alırsak yaşanabilecek olumsuzlukları en aza indirgemiş
ve böylece geleceğimiz olan çocuklarımıza daha sağlıklı ortamlarda
yaşama imkanı sağlamış oluruz. |