|

|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
BAŞBAKAN İRTİCAYI REDDETTİ
POLİS DE ÇOCUĞUN CİNSEL SÖMÜRÜSÜNÜ
Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği 2006’nın hemen başında bir
proje başlattı. Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarın Günyüzüne
Çıkartılması projesi Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Üreme Sağlığı
Programı kapsamında Avrupa Birliği’nin fonlarıyla
gerçekleştiriliyor. Oldukça yoğun programı olan proje kapsamında
bir Çocuk Destek Hattının (0216 450 54 54) kurulduğunu duymayan
kalmadı. Bu hat aracılığıyla çocuk ve gençlere cinsel sağlık,
üreme sağlığı, cinsel haklar, üreme hakları ve cinsel istismar
hakkında bilgi aktarılıyor. Bunun dışında cinsel istismar olguları
da dahil olmak üzere her yaş grubundan her türlü istismar
ihbarları hatta geliyor. Dernek elde ettiği verileri düzenli
olarak basınla paylaşıyor ki sağlıklı sosyal politikaların
üretilmesine katkıda bulunabilelim. Proje kapsamında
milletvekillerine yönelik lobi faaliyetleri de yürütüldü. Bunun
nihayetinde Derneğin, Çocuklara Yönelik Cinsel Sömürü Meclis
Araştırma Komisyonu kurulması için hazırlanan önergenin Meclis’e
sunulması misyonu başarıyla tamamlandı. Diğer taraftan Sağlık
Bakanlığı’nın önceden belirlediği göç etkilerinin yoğun yaşandığı
yada sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlik yaşanan 10 ilde
çocukla ilgili çalışan farklı disiplinden uzmanlar; çocuk polisi,
sosyal hizmet uzmanları, eğitimciler, sağlıkçılar, baro
mensupları, sivil toplum uzmanları, adlitıpçılar, üniversite
mensupları ilk defa biraraya gelerek birbirlerini tanıma, anlama
fırsatı buldular ve zaman zaman doğruyu bulmak adına tartıştılar.
Çocuk meselesinin tek bir merci tarafından halledilemiyeceğine
herkes hemfikir oldu. Ve yine bir başka taraftan Dernek, proje
kapsamında, çocuğun cinsel sağlık, üreme sağlığı ve haklarını
ciddi tehdit eden cinsel sömürü konusunda yürüttüğü basın
çalışmalarıyla kamuda gündem yarattı. Çocuk fahişeliği, pornosu
bakınız ne kadar çok konuşulur hale geldi ve kimse farketmiyorsa
da toplumda ciddi bir bilinç oluştu. Tüm bunlar projede yazılı ve
ölçülebilir başarıyı temsil ediyorlar. Proje nihayetine geldiği
bugünlerde başarılı olmanın kıvancını tüm çalışanları ve
katılımcılarıyla yaşıyor.
Buraya kadar ne kadar güzel değil mi? Evet çok güzel ama proje
hedefleri arasında olmamasına rağmen çalışmalar esnasında bir
durum tespiti ortaya kendiliğinden çıktı.
Başbakan, Devlet’i olası iç ve dış tehlikelere karşı uyarmak ve
gerekli tedbirleri almakla görevli Asker’in irtica uyarılarını
reddetti. Cümle aynen şöyleydi, “Onlar işlerine baksınlar”.
Sanırım Devlet’in istihbarat birimleri Asker’den farklı. Ya da
tutum bunu işaret ediyor diyelim. Belli ve hem maddi hem manevi
karlı konularda herkesin aleni hakaret etme hakkı (pardon
düşüncesini ifade etme hakkı) var ama Asker bilgisini kamuyla
paylaşamaz, zaten Asker ne bilir ki? Bu tutumu ciddi yadırgamıştım
ama hiç şaşırmamıştım. Beklenen tutum sergilenmişti. Başbakan,
Asker’in, Cumhurbaşkanımızın, toplumun ve sivil toplumun önünde
acaba mı bile demeye gerek görmeden, açıklamayı duyar duymaz,
hiçbir araştırma yapmaksızın ve detay açıklama talep etmeksizin
irtica yoktur dedi ve işin içinden bir çırpıda çıkabildi.
Derken Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, “Birisi
‘irtica’ yaygarası koparıyor, birisi ‘Atatürkçülük’, birisi
‘Cumhuriyet elden gidiyor’ diyor. Şahsi menfaatleri ve
pozisyonları elden giden insanlar daha çok bunu kullanıyorlar”
demiş. “Devlet’in şefkatli eli” söyleminden başka hiçbir çözüm
üretemeyen Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’da 17 aylık çocuğun cinsel
istismar ve cinsel sömürüsünden sonra “adli vakadır,
konuşulmamalıdır” dedi.
Konuşacağız hatta yazmaya devam edeceğiz. Sayın Çelik hiçbir şahsi
menfaatimiz de yok, taşın altına elimizi koymaktan başka. Ayrıca
konuşmak demokrasiye yurttaşın aktif katılımı demektir ve
gereklidir. Siz konuşamasaydınız Bakan olamazdınız, unutmayın.
Herkes konuşacak ve buna yaygara denmeyecek. Gerçi burada aleni
hakaret etme (ayy yine pardon, düşüncesini ifade etme) gibi bir
durum yok. Çok daha önemli bir durum var: çocuğun cinsel
sömürülmesi. Rahatsızlık veriyorsak özür dileriz ama yaygara
kopacak. Herkes şapkasını önüne koyup acaba mı diyecek.
“Susun” diyen ekibe Devlet’in polisi de dahil oldu. Geçtiğimiz
hafta iki gün içinde Diyarbakır, Urfa ve Gaziantep’de yerel
yönetimden uzmanlarla toplantı yaptım. Mesailerine tabii ki
saygılı olduğum ancak tutumlarını sorgulamazsam çatlarım çocuk
polisi katılımcıların hepsi çocuk pornosu ve fuhuşu hakkında
yaygara koparıldığından, kendilerine intikal eden olguların bu
kadar fazla olmadığından, toplumda panik yaratıldığından
bahsettiler.
Burada çocuğa yönelik cinsel istismarın günyüzüne çıkartılmasından
bahsettiğimizi hatırlatmak istiyorum. Ve polisin kendilerine artık
ve ancak hastanelik olunduğunda intikal eden olguların dışında
acaba olgu var mı diye nasıl bir faaliyet yürüttüğünü öğrenmeyi
çok isterim. Sanırım gizlidir!
Çocuğa yönelik cinsel sömürünün boyutlarını tahmin etmek herhangi
bir internet kullanıcısı tarafından çok basit. Acaba Emniyet
Sözcüsü İsmail Çalışkan 10 Kasım’da neye göre “Türk insanı pornoya
düşkün değil” şeklinde açıklama yapabildi? Çok merak ediyorum.
Efendim google da arama yapıp bundan istatistik çıkartmaya odaklı,
hevesli basından arkadaşlarımız röportaj yapıp bunu teyid ettirmek
istediklerinde bunun yanlış bir veri olacağını, bu arama motoru
sonuçlarına göre sav hazırlamanın yanlış olacağını söylemiştim.
Emniyet sözcüsü bu konuda çok haklıdır düşüncesindeyim. Ama
Emniyet sözcüsüne bir başka diyeceğim var: Çocukların internette
chat yaptıkları odaları biliyor musunuz, buralara sızan
yetişkinlerin kendilerini akran gösterip genç kızlara sözde kendi
çıplak fotograflarını ya da videolarını yolladıklarını, genç
kızdan da aynı şeyleri kendisi için yapmasını istediklerini, genç
kızların internette tanıştıkları bu delikanlılara (!) online
striptiz yaptıklarını, bunları kaydeden sözde delikanlıların
-aslen kötü fikirli yetişkinlerin- sonradan bu kayıtlarla genç
kızlara “ailene gösteririm” şeklinde şantaj yaparak fuhuş dahil
herşeyi yaptırmaya başladıklarını hiç duymadınız mı? Ortada böyle
bir söylem olması bile araştırma başlatmanız için yeterli değil
mi? Internet chat’i ile kendine son derece malik olması beklenen,
toplumun kalbur üstü akademisyen ünvanlı yetişkinleri bile taciz
ve tehdit edilmedi mi? İnsanların cinsellikleri internette
kapışılmadı mı? Kendini bilen bilmeyen herkes bu görüntüleri
indirmedi mi? Nasıl meraklı değiliz diyebilirsiniz? Ve hakikaten
insanlar hala nasıl internet kaçamağı yapmaya devam edebiliyorlar.
Kısa not: bu tarz işler nihayet özgürlüğüne bir türlü doyamadığım
internet iletişimini kısıtlattılar, helal olmasın… Devam edelim.
İlla çocuğun koma halinde hastaneye getirilmesi mi lazım? “Bize
intikal eden” söyleminize de üzülüyorum. İntikal etmesini masa
başında beklememelisiniz, siz intikal ettirmelisiniz, hasbel kader
intikal etmesini beklersek çok yanılırız sorunun boyutu hakkında.
Konuşanlardan rahatsız olmamalı, üstelik yurttaşın katılımına
müteşekkir olmalısınız. Ahh bir “acaba mı” diyebilseniz?
Sözün özü şudur: İyiki de konuştuk, konuyu bilinir hale getirdik
ki Meclis’de bir araştırma komisyonu kurulacak. Komisyona da her
türlü desteği vereceğiz. Burada görevlilerin yanı sıra yurttaşa ve
sivil toplum kuruluşlarına da görüş sorulması idealdir. Araştırma
komisyonu bakalım nasıl bir sonuç raporu sunacak. Susmamakla iyi
ediliyor, her kafadan ses çıkması durumuna yaşasın nihayet
demokrasi işliyor diye seviniyorum.
Çocuklar adına çok seviniyorum. İyi bir şeyler başarıldığına
sonsuz inanıyorum. Devlet anlamadıysa bile yurttaş çok iyi anladı.
Halk sağlığını ciddi tehdit eden Çocuğa Karşı Cinsel İstismar
Günyüzüne Çıkmaya başladı. İnsanlar kınamaya başladı. Bakınız
basın haberleri. Google da aratmaya gerek yok. Aslında çok fazla
aramaya da gerek yok, yurttaş sürekli çağrıda bulunuyor Destek
Hattına.
Sayın Başbakan, sayın Devlet Bakanı ve diğer ilgililer haydi siz
de artık katılın aramıza. Hedef çocukları kurtarmak değil mi? Ayrı
gayrı, yalan dolan olur mu? |