|

|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
FAKAT NE YAZIK Kİ SOKAK BOŞTU ...
Çocuk istismarı asırlara sari bir olgu. Her toplumda her türlüsü
var olmuş, olacak da. Yoksulluk ve yoksunluk nedenlerine bağlı
olarak arttığı sıklıkla söylenmekteyse de çocuk istismarında
kültürün çok önemli rolü var. Diğer taraftan çocuk istismarı
kazanç kapısı. Kazanç kapısının önüne taş koymak pek kolay değil.
Hele ki kazanç, yasal bir kar değilse. Kazancın olduğu yerde
sorunu ekonomi düzeyinde incelemek uygun olur.
Gerçekten çocuk istismarında da arz talep meselesinden
bahsedebiliriz. Arz, bir ürünün satılmak amacıyla piyasaya
çıkartılması. Ne üretilecek, nasıl üretilecek, kimler için
üretilecek,
dağılımda-üretimde-bölüşümde etkinlik var mı soruları hizmeti
sunmadan önce mutlaka incelenir. Yani piyasa incelenir. Yani
toplum incelenir.
Arz edecek
olan toplumu inceler. Sosyo-demografik araştırmalar çok önemlidir.
Dolayısıyla bir ürün aslında talebiyle doğar. Öyleyse, belirli bir
ürüne yönelen, belirli bir satın alma gücüyle desteklenmiş satın
alma isteğine de talep diyebiliriz. Fiyatla talep arasındaki ters
eğilimli ölçülebilir fonksiyonu bir tarafa bırakacak olursak
talebi etkileyen pek çok başka unsur vardır. Moda, kültür, eğitim,
kişisel tercihler, kişisel gereksinimlerin şiddeti ve arz edilen
ürünün koşulları.
Bunlar çocuğa
yönelik cinsel istismar ile nasıl mı ilintili? “Ekonomik
politikaların sosyal maliyetleri” olduğu bilinir. Ekonomiyi sadece
matematiksel hesaplamalar olarak algılamak çok yanlış olur. Kağıt
üstünden topluma bir türlü yansıyamayan ekonomik büyüme ve buna
bağlı sosyal çöküntü, çocuğun cinsel sömürüsünü yani çocuk fuhuşu
ve pornografisini tetikler. Yoksulluk ve buna bağlı sosyal
yoksunluk ailelerin dağılmasına, çocukların ortada kalmasına,
çocukların sokağa kaçmasına ve suçta kullanılmasına zemin
hazırlar. Türkiye’de arz edilecek ürünün hammeddesi kolay temin
edilebilirdir. Arz edilen ürünün çeşitliliği koşulu açısından bu
iyiye işarettir.
Bunun yanı
sıra çocuğun cinsel obje olarak kullanımı tarihimizin
derinliklerinden kaynaklanmaktadır. Kültür meselesidir. Hem
eğitimsizlik hem de kalitesiz eğitim yurdumuzda üst düzeydir.
Toplum tarz olarak, moda olarak kapalıdır. Bu kişisel gereksinimin
şiddetini çok arttırıcıdır. Buraya kadar herşey piyasaya arz
edilecek çocuğun cinsel obje olarak kullanımının kendinden talebi
açısından çok iyi bir potansiyeli işaret etmektedir. Ürün ucuzdur
ve fiyat ile talep fonksiyonu açısından da mevcut satın alma gücü
koşulları mukayesesi çok uygundur. Kazanç kapıda gözükmektedir.
Ancak bu ürün arz edilmeli midir? Talebi etkileyen bir unsur daha
var demiştik. O da kişisel tercihler.
Kişisel
tercihler belli bazı faktörlerden etkilenirler. Ürünün hukuksal
statüsü yani suç sayılıp sayılmadığı çok etkileyici bir faktördür,
eğer suç kolay tespit edilebiliyor ve cezası caydırıcıysa.
Açıkları ve kaçakları varsa hukuksal statünün etkinliği zayıflar.
Çocuğun cinsel sömürüsü arzu edilen etkinlikte olmasa bile
Türkiye’de suç. Toplum kınaması, ayıplama da kişisel olarak arzın
tercih edilip edilmemesini etkileyen bir faktör. Hepimiz biliyoruz
ki ne zaman bir çocuk istismarı haberi olsa haberciler bayram
yapıyor ve toplum kan ağlıyor. Ayıplama, lanetleme üst düzey. Önce
aile sonra yakın çevre ve nihayetinde yetkililer lanetleniyor.
Ooo… bu ürün kendinden talebi olmasına rağmen piyasaya arz
edilmemeli. Yanlış yatırım olur.
Ancak çocuklar
arz ediliyor. Kazanç öngörüldüğü üzere büyük. Arz talep iyi
ölçümlenmiş. Sektör kar bırakıyor. Bu nasıl mümkün olabildi? Çünkü
“Fakat ne yazık ki sokak boştu …” durumları var. Bir yandan
güvenlik güçleri diğer yandan yurttaşlar sokağı boş bıraktılar.
Toplumda kontrol mekanizması çalışmıyor. Sessizlik hakim. Kimse
ürünü konuşmayı sevmiyor. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu çocuğa
yönelik cinsel istismarın adli vaka olduğu ve konuşulmaması
gerektiğini savunuyor. Görevinin çocukları malum sözleşmenin 19.
maddesine göre cinsel istismardan korumak olduğunu bilmiyor
olabilir ama bence biliyor ve görevini yerine getiremediği
durumlarda konuşulmasını sevmiyor. Bu konuşulmama halleri kişisel
tercihin hukuka ve kınamaya üstün gelmesine zemin hazırlıyor.
Yanlış yatırım bir anda doğru yatırım oluyor. Vergisiz kazanç
piyasa naktini hortumlamaya başlıyor. Mağdur çocuklar
makro-ekonomik düzeyde niteliksiz insan kaynağı sınıfına dahil
oluyorlar. Çocuğun cinsel sömürüsü ekonomiyi olumsuz etkilemeye
işte özetle böyle başlıyor. Diğer unsurlara oranla ekonomi çok
daha farklı değişkenden oluştuğu ve kişisel tercihler tarafından
çok çabuk etkilendiği için ki bu etkilenme iniş çıkışlara
(fluctuation) sebep verdiğinden borsa, döviz piyasası gibi
yükselişten olduğu kadar inişlerden de günlük ticaret esnasında
para kazanılabiliyor. Yani kayıt dışı ekonomi piyasası zenginliyor
ve Devlet’in yoksullara dağıttığı çocuk başına aylık 100 YTL nakit
yardımın hiçbir anlamı kalmıyor. Ürünün ekonomik cazibesi çocuğun
haklarını tanımayı aileler için bile çok olumsuz etkiliyor ve
kontrolsüz bırakılan kişisel tercihler daha çok çocuk arzına
kayıyor ve kısır döngü enflasyona dönüşüyor.
Son dönemlerde
çocuk pornosu çok konuşulur oldu. Konu popüler gündem. Polis
nihayet konuya ilgi duyar gibi olsa da yahoo, copernic ya da
google gibi arama motorlarına çocuk, pono kelimelerini yan yana
yazın bakın karşınıza neler çıkıyor. Arza inanılmaz bir talep
potansiyeli var ve sokaklar cidden hala bomboş.
Çocuk pornosunun ayyuka çıktığı bu dönemde bile Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’nün bir açıklamasını
henüz duymadım. Sanırım poster hazırlıkları kendilerini yoruyor.
Son dönem basılan bilinç oluşturmaya yönelik SHÇEK posterlerinin
ekonomiye de ciddi canlılık getirdiğinin altını çizelim. 70 milyon
nufusta biraz biraz ses getireceksek en az 7 milyon poster
basılmalı. Tanesinin 0,10 Euro olduğunu düşünecek olursak 700.000
Euro konu başı gibi bir rakkam çıkıyor. SHÇEK’in konu sıkıntısının
olmadığını da düşünecek olursak poster basımı deyip geçmeyin
çocuğun cinsel sömürüsü ekonomiye büyük katkıda bulunuyor. Bu
adetlerde poster basımı yoksa ki yok, SHÇEK’in çabalamaları
yüzeysel ve samimi değil, küçük küçük rakkamlar yekun edip yine
ekonomiyi besliyor.
Çocukla ilgili çalışan tüm unsurların sokağı boş bıraktıkları,
kayıt dışı ekonominin bu yüzden şiştiği, buna bağlı sosyal
olumsuzlukların ortaya çıkardığı sosyal rehabilitasyonun ise
kayıtlı ekonomi için kaynak yarattığı aşikar. Makro ölçekte
baktığımızda ise çocuğun cinsel sömürüsü ekonomiyi ciddi anlamda
tehdit ediyor.
İşte
bakın “Fakat ne yazık ki sokak boştu” demenin bize ettiklerine... |