|

|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
SENİ
SEVİYORUM DR. LICK ...
“Galaktik Ağ” kavramı ilk defa 1962 yılında Licklider tarafından
tartışmaya açılmış ve günümüzün Internet’i o yıllarda bu deha
tarafından tariflenmişti. O zaman bir yeni doğan olsam da şimdi
kendisini hayallerimi hep süslemiş olan Massachusetts Institute of
Technology’deki (MIT) konuşmasını yaparken düşler ve minnet
duyarım. Günümüzde eli klavye tutup da bunu abuk subukluk aracı
olarak kullanan yurttaşlara inat 1962 yılında küresel olarak
bağlanmış bir sistemden kavramsal olarak bahseden, zekasına aşık
olduğum bu adam sadece üç sene sonra yani 1965’de yine MIT’de
araştırma görevlisi olarak çalışan Roberts ve Merrill ile birlikte
bilgisayarları birbirleri ile konuşturmayı başardı.
Ben
internet ile Türkiye için oldukça erken bir zamanda yani 1993’de
internet’in Amerika’da özelleştirilmesinin hemen öncesinde
tanıştım. İlk cep telefonumu da o zamanda almış ve sokakta telefon
çaldığında herkes bana uzaylı gibi baktığından utanmıştım. O gün
bugün bu sınırsız özgürlüğün tadını çıkartırım. Her gün
bilgisayarımın başına geçer ve Dr. Licklider’e merhaba derim.
Bugün dünyada 300 milyon, Türkiye’de ise sadece 5 milyon kullanıcı
olduğu söyleniyor. Kullanıcı derken kimleri kasdettiğimiz çok
önemli ama bir de kullanamayanlar var. Bu yazıda bunu konu
etmeyelim.
Internet sınırsız özgürlük getirdi. Ancak, internetin çocuk porno
sektörüne katkıda bulunduğu gerçeğine katlanmak oldukça zor.
Internet’in, hergün ellediğimiz mouse’un, görüntülediğimiz
windows’un ve hypertext’in icadına zemin hazırlayan Licklider’den
utanarak başımı önüme eğiyorum. Düşünce özgürlüğüne, sınırsız
bilgilenme özgürlüğüne tapıyorum ancak Licklider’in 1968’de
yazdığı The Computer As Communication Device makalesi aklımdan
çıkmıyor. 2000 yılına kadar milyonlarca ayrıcalıklı, üst düzey
insanın on-line olacağını öngören, zekasına aşık olduğum bu
dehanın öngörülerine de hayranım. Bugün tartıştığımız düşünce
özgürlüğü, ifade özgürlüğü, madde 301’i o yıllarda internet’in
özgürlüğünden bahsederken konu etmiş bir dehadan bahsediyoruz.
Dr.
Lick, düşünce özgürlüğünün internet’te daha bir sınır tanımaz
olacağını, internet’in din, ırk, kültür tanımayacağını, kendi
kültürünün ve lisanının olacağını öngörmüş. Düşünce özgürlüğü ile
ifade özgürlüğünün farklı olduğunu, düşünürken sınır tanımaz
aklımızın, ifade ederken bize sorumluluk yüklediğinden bahsetmiş
ve internet gibi bir nimetin bile suç amaçlı kullanılacağını ve
bunun önüne geçilemeyeceğini vurgulamış. Haklı değil mi?
Internet’teki sınırsızlık ne kadar güzel ama kullanıcıların
üstlendikleri sorumluluğun pek farkında olduklarını söyleyemeyiz.
Internet’te çocuk pornosu ile ilgili bir söylemi olmamakla
birlikte Licklider’in o tarihlerde böyle bir çizgiyi makalesine
almış olması günümüz insanlarını çok ama çok düşündürmeli.

Aşırı bilginin
gün gelecek hazmedilemeyeceğini, bilgisayarın özgür kullanımının
ayaklar altına alınacağını ve bir anlamda bunu görmeden öleceği
için mutlu olduğunu ifade eden Licklider bu çizgiyi “Face-To-Face
Through A Computer” başlığıyla sunmuş. Parantez arasında;
Bilgisayar başındaki adamın elindeki elektronik kaleme dikkat edin
lütfen. Yıl neredeyse 2007. Kaçınız böyle bir kalemi kullanıyor
veya böyle birşeyi bugüne kadar hayal etti. Gel de Lick’e aşık
olma.
Licklider’in
şu cümlesini aynen yazmak istiyorum;
For the
society, the impact of computer communication will be good or bad,
depending mainly on the question: Will “to be on line” be a
privilege or a right?
(Bilgisayar iletişiminin toplum üzerindeki etkisinin iyi ya da
kötü olacağı şu sorunun nasıl cevaplandığına bağlıdır, ağda
bulunmak ayrıcalık mıdır yoksa hak mıdır?)
Haktır
arkadaşlar. Hakkın varsa sorumluluğun da vardır. İfade özgürlüğü
haktır ve adam olana adam gibi sorumluluk yükler. Çocuklarımızı
canım ne isterse onu söylerim gibi şımarık modellerle yetiştirmek
olmaz. Sıkı bir demokrasi fanatiğiyim ancak canımızın istediğini
söylemekte hep bir çıkar olduğunu düşünmekten de kendimi alamam.
Cep aydınlarına dikkat edelim derim. Internetin hak olduğunu bile
bile hangi mantıkla çocuk pornosuna kişinin hakkı diyebilirsek, o
mantıkla aklımıza dayatılan popüler herşeyi yalan yanlış ifade
ederiz.
Dr. Licklider’i 1990’da kaybettik. Internet’in çocuk pornosu
suçuna alet edildiğini görmediği için kendi değimiyle mutlu ölmüş
olmalı.
Son yüzyılın
en büyük dehası Dr. Lick, seni seviyorum… |