ÇOCUĞA BAKMAKLA ONU GÖRMEK ARASINDAKİ FARK
“Namus herşeyden önce gelir, özellikle biz Kürtler ya da
Doğulu insanlar için namus herşeyin önündedir”.
Nüfus Fonu tarafından hazırlanan, “Türkiye’deki Namus
Cinayetlerinin Dinamikleri” başlıklı çalışmada 31 yaşında
Siirt’li bir hanımın söyledikleri bunlar.
Çalışma bulgularına göre;
Namus konusunda genç erkekler daha katı, orta yaşlılar ise
nispeten daha toleranslı,
Siirt’ten ayrılma Batman’da, kadınlar arasında da yaygın
olmak üzere, namusun kadının erkekler tarafından genel kabul
gören/görmeyen her türlü eylemi olduğu yaygın (%75)
inanıştır,
Kadın, erkeğe ait namusunu korumakla da vazifelendirilmiş
olduğu için tecavüz mağduru olan kadınlar da namussuzdur.
Analiz etmek gerekirse; özgür ruhlu kadınlar namussuzdur,
tecavüze bile uğrasa, kadın mutlaka “kuyruk sallamıştır”.
Siirt, yüksek dağ ve platolara oturmuş, kışı soğuk, yazı ise
cehennem gibi yaşayan bir ilimiz. 1990 yılında bağrından
Şırnak ve Batman illerini çıkartmış. Feodal yapının izlerine
dikkat etmemek mümkün değil.
Siirt, en çok
Büryan (Perive) et yemeği ve fes şeklinde tencerelerde
pişirilen perde pilavı ile meşhurdur.
Siirt’in Ulu Camisi ve
Hadervis Kilisesi ile Mir Yakup Manastırı meşhurdur ancak,
çok sayıda türbeleri daha bir meşhurdur.
Siirt’te flört yoktur, düğünler dört gün sürer. İmanına
kadar kapalıdır toplum...
Sarp kayalıkların üzerinde yerleşik, Bizans döneminden kalma
Derzin kalesinin gözetleme kulelerinden baktığınızda,
Siirt’li çocukların, zevzen (seksek),
Ihmar’ıl Tavil (uzun eşek), Gazeliti Garki (saklambaç),
Şirişkah (kibrit oyunu), Levliye (bilye), Tappıkat (beştaş
oyunu) ve Mız’ar (topaç oyunu) oynadıklarını görürüz.
Siirt Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne ulaşmak ise bu aralar
mümkün değil. Kurum sırra kadem basmış sanki… Yoksa, ilin
eğitime dair istatistiklerini de paylaşabilirdik.
Siirt kolluğu kaçakçılık ve uyuşturucu madde ile mücadeleye
gömülmüş. Terörle mücadele ise sürdürülüyor.
Ya fakirlik, işsizlik, eğitimsizlik...
Hal böyleyken, nedense (!), Siirt’li kadınlar isyan etmişler
ve ilde “Kadınız Kimsenin Namusu Değiliz.” sosyal hareketi
de başlatılmış. Bu hareket de olmazsa olmaz şekilde Kürt
Açılımı ile bağdaştırılmış. Ortada hem haklı bir isyan hem
de farklı bir telaş olmuş.
Siirt’te 2.700 ağır engelli ve yatalak kişiye evde bakım
yardımı yapılıyor, 114 çocuğun sokaktaki tehlikelerden
korunması için çalışmalar sürüyor.
İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, köyden kente göç olguları
arttığında, göç mahallelerindeki evleri tek tek gezmiş ve
ev hanımlarına; resmi nikahlarının olup olmadığını, nüfus
cüzdanı olmayan çocuklarının bulunup bulunmadığını, okuma
yazma bilip bilmediğini, okula gitmeyen çocuklarını,töre ve
namus cinayetlerine nasıl baktıklarını, ailede kadına ve
çocuğa şiddet uygulanıp uygulanmadığını sormuş.
Böylesine sorunları olan bir ilde çocukların risk altında
bulunmadığını söylemek gerçekçi olmaz. O zaman bu ilde kamu
hizmetlerinin çok ciddi yapılandırılmış olması beklenir.
Beklenir ki olası çocuk mağduriyetleri önlenebilsin.
Bizi yeniden üzüntüye oradan da binbir yanlışa sürükleyen
Siirt’in namusu (!) olgusunda ise kamu personeli dahil
herkesin eğitime muhtaç olduğunu, bu nedenle SHÇEK’in bu
ilde arzu edilen seviyede başarılı olamadığını tespit
ediyoruz. Bu maalesef “de facto” bir durum. Çok şaşırmamak
ve ilerisi için çalışmaları hızlandırmak önemli. Kamu
personelinin etik değerlere sahip olup olmadığı ise bireysel
değer kapsamında. Açıkçası bu konuda yapılacak tek şey var o
da personelin ruhsal durumlarının sık sık kontrol edilmesi.
Mağdur çocukların bu sefer ailelerine teslim edilmeyip
zamanında koruma altına alınmış olmasına, mağdur çocuklara
baronun anında avukat tayin etmesine ise şapka çıkartmak
lazım. Olacak, oluyor, başaracağız…
Bu olayda dikkatimizi özellikle çekmesini dilediğim şey ise
okul çocuklarının okulda ve dışarıda tecavüze kadar varan ve
tekrarlayan, diğer okul çocuklarının alay konusu edilen bir
olayın varlığını, eğitimcilerin ve rehberlik öğretmeninin
çocuklar konuyu ifşa etmeden anlayamamış olmaları.
Okullardaki rehberlik öğretmenlerinin ve sınıf
öğretmenlerinin görev tanımlarının yeniden gözden
geçirilmesinde ve bu görev tanımlarından eğitimcilerin
haberdar edilmesinde büyük fayda olacak.
Bir eğitimcinin anlayamadığını aileden beklemek yanlış bir
düşünce tarzıdır. İşte bu nedenle de aile dışından gelen
çocuğa karşı cinsel istismar suçu sosyal risk kapsamına
alınmalıdır.