SHÇEK ÇOCUK KAYBETMEZ !
Kaybolan çocukların kayıp olma şekli üç türlü; kaçan
çocuklar, kaçırılan çocuklar ve öldürüldüğü halde cesedi
bulunamayanlar. Bizim literatürümüze göre ise sınıflama,
kaçan ve kaçırılan çocuklar olarak sınırlı.
Dünyada, kaybolan çocuklar her yıl Mayıs ayında anılıyor.
Sorun yeni değilse de Türkiye’de farkındalığımız yeni. Kaldı
ki bu kadar farkındalık bile yeterli değil. Problem, bir
dönem çocuk kaybolmalarının sıklıkla medyaya yansıması
nedeniyle “kaçırılan çocuklar” olarak kavramlaştı. En ehil
olanlarımız bile henüz uluslar arası kabul görmüş kavramlar
ile nasıl dans edeceklerini bilmiyorlar. Bunu yeni anayasa
taslağınında maalesef yer bulan, “çocuğun cinselliğe karşı
koruması” lafından da çok kolay doğrulamak mümkün oldu.
Her kayıp çocuk kaçırılmış gibi haber yapıldı. Kaçırılmış
çocuk olgusu daha bir kriminal hava verdiği, acı ve üzüntü
tek bir kez değil, uzun soluklu yaşandığı, umut ile
umutsuzluk arasında gidip gelindiği için medyada daha makbul
yer buldu. Evden kaçıp, fuhuş tuzağına düşen kızların, yeni
doğanların hastaneden kaçırılma ve satılma hikayelerini
tükettiğimiz anda organ mafyası haberleri imdadımıza
yetişti.
Artık devir,
Kayıp Çocuklar Başta Olmak Üzere Çocukların Mağdur Olduğu
Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacı ile Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonunun devridir. Onaltı üyeli Komisyonun çalışma
süresi üç ay olarak belirlenmiş. Sorunlar büyük ve hepsi üç
ayda halledilecek. İki ayı geçti bile…
Komisyonun kurulmasına sebep olan yazılı önergelerin
konuları, çocuk suçluluğu, mevsimlik tarım işçiliği nedeni
ile eğitimlerinden yoksun kalan çocuklar, çocuklara yönelik
cinsel istismar, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar, çocuk
işçiliği, yetiştirme yurtlarına terk edilen çocuklar, kayıp
çocuklar, çocuk kaçırma, kimsesiz çocuklar. Önergeler
ağırlıklı olarak kaybolan çocuklar ile ilgili.
Komisyonun görevi, sorunları araştırmak ve alınması gerekli
önlemlerin belirlemek. Önergelerde, sebepler, sonuçlar ve
çok sayıda veriler mevcut. Daha fazla araştırma gerekir mi?
Bence, bu kadar akademik bilgi yeterlidir. Artık alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi ve bunların uygulanabilmesi
için gerekli işletme sisteminin kurulması gerekir.
Biz bunu başaramıyoruz…
Komisyon, medyada meşhur edildi ancak, nasıl ve ne kadar
başarmakta olduğunu anlamak için, çalışmaları, tutanakları
gözden geçirdim. Geçirmez olaydım, tabir doğru ise bir
yaşıma daha girdim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
61’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumu açıldı, saat, 20:06.
Başkan soruyor, “Hükümet?”. Cevap geliyor, “Burada”. Konu,
kayıp ve diğer türlü mağdur çocukların araştırılması
komisyonu kuruluşu.
İlk söz, Hükumet adına Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a
aittir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Kürsüye tüm azameti ile gelen Devlet Bakanı bilgilerini
paylaşacak. Çocuk sorunlarını herkesten çok kendisi biliyor
olmalı çünkü çocuklarımızdan en düzey sorumlu olan rütbeli
kişidir. Başkan ve diğerleri selamlanıyor ve beklenen
konuşma başlıyor, “Ülkemizin
geleceği ve yarınlarımız olan çocuklarımızı ilgilendiren bu
önemli konuda…”
Derken, soğuk soğuk terlemeye başladım… Kulaklarım, Sosyal
Hizmetlerin başından şu cümleleri de duyacakmış; “Şu anda
1.657 kayıp çocuğumuzun emniyet birimlerince aranmasına
devam edilmektedir. Bu çocuklarımızdan 590’ı sosyal
hizmet kurumlarından izinsiz olarak ayrılıp, kayıp olarak
nitelendirilemeyecek çocuklardır; 1.067 çocuk ise
ailelerinin yanından ayrılarak geri dönmeyen çocuklardır.”
SHÇEK,
çocuk kaybetmez özünü çıkarttığım bu konuşmayı daha fazla
okumama kararı aldım.
Devlet,
koruması altındaki çocukların yok olmasından sorumlu
değildir lafı, benim ağırıma gitti. Başkaları ise -ki
bunların kimler olduğunu söylemek bile istemiyorum, Devlet
Bakanı tarafından açıkça hedef gösterilen, kaybolsa da çok
aranmayacak çocukların varlığından bir kere daha emin oldu.
Kurumdan
yok olan çocukların izinsiz ayrılmış kabul edildiğini
söyleyen Sayın Kavaf, Başbakan’ın “olay münferittir” lafını
iyi ezberlemiş görülüyor.
Çocuklar
için kamu denetçisi görevini üstlendiğini sandığım Meclis
Çocuk Hakları Komisyonuna bu durumu ihbar ettim sayıyorum
kendimi. Bu durum hakkında soruşturma başlatmak Çocuk
Hakları Komisyonuna prestij kazandıracağı gibi, kamu
otoritesinin kendine gelmesini de sağlayacaktır diye
umuyorum.
Hiç bir
şey olmasa, Meclis Çocuk Hakları Komisyonunun görünürlüğü,
dolayısıyla işlerliği artacaktır.
Denemeye, ilgilenmeye değer ancak, hiç sanmıyorum…
Meclis
Çocuk Hakları Komisyonu da kamu denetçiliği değil aile
denetçiliği yapması gerektiğini sanmaktadır.