BAŞLIK BÜYÜK AMA HÜKMÜ KÜÇÜK
AKP tarafından hazırlanan T.C. Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun teklifi hem
usul yönünden hem de esas yönünden farklı kesimlerde
tartışıldı. Yazım uslubu açısından baktığınızda da sınıfta
kalan metin, her şeyden önce Anayasamızın görevine uygun
değil.
Damdan düşer gibi söylemek gerekirse, Anayasa’da yapılması
teklif edilen değişiklikler; Hükümetin gününü kurtarmak,
geleceğini şekillendirmek ve güncel ihtilaflar nedeniyle
çıkan sesleri susturmak adına yapılmış eklenti ve
çıkartmalardan ibaret. Bunun için Dünya’da kabul görmüş
değişmez temel haklar bile esnetilmiş, sosyal risk kapsamı
daraltılmış.
Kanun, Anayasanın 41. Maddesinin de değiştirilmesini
öngörüyor. Eskiden Ailenin Korunması olarak adlandırılan bu
madde yeni düzenlemeye göre; Ailenin Korunması ve Çocuk
Hakları olarak anılacak. Çocukların nihayet ailenin parçası
değil de hakları olan bireyler olduğuna dair ipucu veren bu
başlık umut vaad ediyor.
Başlık büyük ama hükmü, “çocuk hakları” ve “sosyal risk”
kavramlarının içeriğini boşaltır nitelikte. Maddenin yeni
haline göre; çocuk hakları, “yeterli himaye ve bakımdan
yararlanma”, “yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana
ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme”
hakları ile sınırlandırılmış.
“Yeterli himaye ve bakımdaki” kıstas açık uçlu kalmış.
Buradan çıkan anlam, koruma altına alınan çocuklar için
verilen hizmetlerin “yeterli” seviyesine çekilmesidir.
Yeterli, bir hırka - bir lokma ekmek anlamına da gelebilir.
Bu nedenle, maddenin çocuk yararına değil, Devlet yararına
olduğunu söyleyebiliriz.
Bahsi geçen, çocuğun yüksek yararı kavramı ise bireye özel
bir durumu tariflemekle, aslında Anayasa içerisinde yer
almamalıdır.
Yeterli himaye ve bakımdan yararlanma yani çocuğun Devlet
tarafından korunma hakkı, çocuğun dört temel hakkından
sadece biri. Çocuğun yaşama, gelişme ve katılım hakları ise
temel insan hakkı çerçevesinde bırakılmış görülüyor.
Cümlenin, “Çocukların yaşama, korunma, gelişim ve katılım
hakları ayrıca gözetilir.” şeklinde düzenlenmiş olması,
Birleşmiş Milletler’in Çocuk Halarına Dair Sözleşmesinin tüm
maddelerini içermesi nedeniyle hakların tümüne eşit ulaşım
açısından çocuk yararına olabilirdi. Ancak, bunu başarmak
istenmiş olmayabilir çünkü uygulanması çok pahalıdır.
Aynı madde içerisinde, “Devlet, çocuk istismarı, cinsellik
ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır”
denilmektedir.
Bu cümleden de değil mi ki çocukların cinselliğe karşı
korunmasından bahsedilmiş, Devlet’in “çocuk istismarı”
kavramı hakkında çok bilgisiz olduğunu, ayrıca korumayı
değil sadece tedbir almayı taahhüt ettiğini yani görevden
kıvırma telaşı içinde olduğunu anlıyoruz.
İtiraz edip bırakmamak adına öneride bulunmak gerekirse,
“Devlet, madde bağımlılığı, cinsel sömürü, kaçırılma,
terörde kullanılma, erken yaşta evlendirilme gibi sosyal
risklere karşı çocukları korur.” kısa ancak çok anlamlı
cümlesi hem çocuk yararına olacaktır hem de Anayasa yazım
uslubuna uygundur.
Bu maddenin bu şekilde düzenleneceğine inanmak mümkün değil,
çünkü sosyal risklere karşı korunmama, Devlet tarafından
tazmin edilmesi gereken hasarlar kapsamına girecek ve halen
yürürlükteki sadece terör nedeni ile hasar görme olgularında
uygulanan tazminatların konularını genişletecektir.