REHABİLİTASYON PROGRAMLARI KURUM MÜDÜRLERİNİN TAKDİRİNE VE
BECERİSİNE BIRAKILMAMALIDIR
TBMM İnsan
Haklarını İnceleme Komisyonu, Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza
İnfaz Kurumları ve Eğitimevleri İnceleme Raporunu (2010)
yayınladı.
Rapor;
Elazığ Çocuk Eğitimevi ve E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,
Ankara / Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,
Ankara / Keçiören Çocuk Eğitimevi, Adana / Pozantı M Tipi
(Çocuk) Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, İstanbul / Maltepe Çocuk ve
Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Kayseri / İncesi Çocuk
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, İzmir / Buca Çocuk Eğitimevi,
Bergama M Tipi (Çocuk) Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yapılan
incelemelerin sonuçlarını içeriyor.
Hafta sonu
Elazığ’a gittim !!!
Elazığ-Malatya demiryolu hattının güneyinde E
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 161
dönüme oturmuş. Yer, şehir imar planı içersinde gözüküyor
ancak burası Aşağıdemirtaş (eski ismiyle Aşağıholpenk) köyü
sınırları içerisinde. Adliye binası 10km uzaklıkta. Batısında
tarlalar var. Oldukça tecrit bir alan. Şehrin merkezine uzak.
Kurumun
penceresinden içeri süzüldüm !!!
Kurumda
197 personel var. Rapora göre ise burada 754 tutuklu ve
hükümlü mevcut. Bunlardan 22’si çocuk. Çocukların, 12’si
tutuklu, 10’u hükümlü. Hükümlü olanlar disiplin cezası
nedeniyle eğitimevinden gelenler. Bunlara artı olarak 6 adet
de hükümlü anne yanında barınan çocuk mevcut.
Toplam 754
tutuklu ve hükümlü (22’si çocuk) ve 6 hükümlü anne yanında
barınan çocuğa, 2 öğretmen, 1 sosyal çalışmacı ve 1 psikolog
rehabilitasyon hizmeti veriyor. Çocuklar ve yetişkinler
birarada olunca, bu uzmanların ileri uzmanlıkları olmadığı
anlaşılıyor.
Olsun,
nitelik bakımından düz uzman olsunlar ama bu Kurumda personel
/ tutuklu ve hükümlü hesabı yapıldığında bakın ortaya ne tablo
çıktı; Tutuklu ve hükümlü başına 0,001326 sosyal çalışmacı,
0,001326 psikolog ve 0,002653 öğretmen düşüyor.
Raporda,
Kurumda uzman personel eksikliği olduğuna ve eğitim
alanlarının yetersiz olması nedeniyle çocuklara yeterli
eğitimin verilemediğine dair bir ibare mevcut. İbare hafif
kalmış…
Kurum 161
dönüm alana da sahip olunca, Kurumda bir ihmalden ya da
işletme beceriksizliğinden şüphe ediyorum!
Raporda,
çocukların yetersiz ve kalitesiz yemeklerden şikayet ettikleri
de yer alanlardan biri. İyi bir işletmeci olayım ve bakayım
hemen personel dosyalarına.
Çocuklar
haklı çünkü Kurumda, toplam 957 kişiye 2 aşçı ve sadece 3
hizmetli temel ihtiyaç hizmeti veriyor.
Kurumda
bir ihmalden ya da işletme beceriksizliğinden artık ciddi
ciddi şüphe ediyorum!
Dışarıda
sağanak yağış var, hava 12 derece, nem %68. Rüzgar açık alanda
uğulduyor. Kuzeybatı yönünde uçuran rüzgarın hızı 24km/saat.
Birazdan hava sıcaklığı 6 dereceye kadar düşecek. Çabuk çabuk
bir analiz yapmak ve kaçmak istiyorum.
İşletme
hem matematik hem de sosyal bilimler alanında çalışan bir
bilim dalı. Dolayısıyla öncelikle buraya bir tablo yakışır ve
sadece personelin hizmetlere göre dağılımına bakınca Kurumda
neyin yanlış yapıldığını söyleyebilirim.
Tablo -
Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Personelinin Hizmetlere
Göre Dağılımı
|
Hizmetler |
Personel Sayısı |
% |
|
İdari |
19 |
9,64 |
|
Rehabilitasyon |
4 |
2,03 |
|
Sağlık |
1 |
0,51 |
|
İnfaz Koruma |
161 |
81,73 |
|
Nitelikli Hizmetler |
6 |
3,05 |
|
Niteliksiz Hizmetler |
6 |
3,05 |
|
Toplam |
197 |
100 |
Şekil -
Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Personelinin Hizmetlere
Göre Dağılımı

Mevcut
personel-hizmet dağılımına bakıldığında, bu Kurumda tutuklu ve
hükümlülerin iyi idare edilmeleri gerektiği anlaşılıyor.
Yapılamıyorsa, burada çalışanların ihmalinden veya
eğitimlerinin eksikliğinden bahsedebiliriz.
Bu,
işletmenin matematiksel yönü.
Personelin
performansları ölçülür ve gerekli hizalamalar yapılır. Günlük
hizmetlerin niteliği standartlara bağlanır ve niceliği
arttırılır.
İşletmenin
sosyal yönü devreye girdiğinde ise Kurumun faaliyet amacı önem
kazanıyor.
İlan
edilen temel Amaç; “Devletimizin
“Sosyal Devlet” politikası gereğince asli hizmetlerden olan
Adalet Hizmetleri ve bu hizmetlerin destek ünitesini oluşturan
infaz kurumların biri olarak; tüm hükümlü ve tutukluları
topluma kazandırma faaliyetlerinin her aşamasına katarak,
topluma dönüşlerine zemin hazırlamak bilgili, becerikli ve
kendine güvenen bireyler olmasına fırsat tanımak ve Ulu Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Büyük Türkiye “idealine ulaşmayı
hedefleyen Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumlulukları
ile haklarını bilen kişiler olarak tahliye sonrası yaşama
hazırlamaktır.”
Bu çok
iddialı bir amaç. Çoğu üretim bandından çok daha komplike bir
durum. Ciddi finans ve insan kaynağına ihtiyaç var.
Kurumda
bunlar mevcut değil.
Fotoğrafta, Kurum günü iyi kurtarıyor ama hizmet alanları
topluma hazırlar nitelikte hiç değil. Toplam 1 psikolog, 1
sosyal hizmet uzmanı ve 2 öğretmen ile gelişim başarılamaz.
Uzmanların
sayısını arttırmak kolay mı? Değil…
Ne
gerekli? Şanına yakışır bir “Sosyal Devlet” kavramının
yerleşmesi ve altının doldurulması gerekli. Bunun için acilen
sosyal politikaların oluşturulması ve sahiplenilmesi gerekli.
Mevcut
sosyal politikamızın ne olduğu Kurumun işletilmesinden belli;
Tutuklu ve hükümlülerin başarıyla tecrit edilmesi.
Kurumun
amacı ise, bu kişilerin sadece tecrit edilmeleri değil yeniden
topluma kazandırılmaları.
Sosyal
politika ile Kurum işletmesi uyuşmuyor. Bu işletmede bir
başarıdan bahsedemeyeceğimiz çok belli. Balık baştan kokmuş…
Merkezi Devlete “Sosyal Devlet” gereklerinin hatırlatılması
gerekiyor çünkü Çocuk Hakları Ülke Raporuna göre her şey
günlük gülistanlık. Sivil Toplum Kuruluşları hemen Devlet ile
müzakerelere başlamalıdır.
Başarısız
işletmeden üzülerek ayrıldım!
Arkamda 22
çocuk tutuklu ve hükümlü ile 6 hükümlü anne yanında barınan
çocuk bırakarak. Yağmur devam ediyor, sıcaklık 6 dereceye
çoktan düşmüş.Yolda Ankara üzerinden geçerken havanın burada
da bulutlu ve 6 derece olduğunu gördüm.
TBMM İnsan
Haklarını İnceleme Komisyonu, Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza
İnfaz Kurumları ve Eğitimevleri İnceleme Raporunun
tavsiyelerini uygulamaya daha çok var kanaatimi paylaşmalıyım.
Çünkü Devlet henüz işletme standartlarını oluşturmaya bile
niyet etmedi.
Komisyonun, “rehabilitasyon programları Kurum müdürünün
takdirine ve becerisine bırakılmamalıdır.” tespitine sonuna
kadar katılıyorum.