ÇOCUKLARIN KATILIMI
Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinde
çocukların dört temel hakkı olduğundan bahsedilmektedir.
Yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları Sözleşme’nin temel
prensipleri olarak ön plana çıkmaktadır. Sosyal içerme tüm bu
hakların ele alındığı bir kavramdır. Çocuğun yaşama, gelişme
ve korunma hakları tüm dünyada ve Türkiye’de özellikle 1990’lı
yıllarda sivil toplum kuruluşlarının artık Sözleşme gibi
dayanak bulacakları bir materyal ortaya çıkması vesilesiyle
çalışılmaya başlanmış ve günümüze kadar çokça işlenmiştir.
Çocuğun katılım hakkına gelince durum hem dünyada hem de
ülkemizde farklıdır. Çocuğun katılım hakkı pek üzerinde
durulmuş, çalışılmış ve hangi yöntemlerle başarılacağı
bilinmeyen bir konu durumundadır. Aslen bugün sosyal içerme
gibi bir kavramdan bahsediyor konuma geldiysek, bu, katılım
hakkının olması gerektiği gibi kullanılamamasından,
yurttaşların demokrasiye aktif katılımlarının
özendirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Çocukların katılımları
da tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi geri plana atılmıştır.
Sözleşmeyi bilen kesim içerisinde bile çocuğun katılımının ne
anlama geldiğini bilmeyenler mevcuttur. Oysaki, Sözleşme’de
çocuğun katılım hakkını savunan maddeler ağırlıktadır.
Çocuğun katılımı basit anlamda, “çocukla ilgili her türlü
konuda alınacak kararlarda çocuğun görüşünün de alınması”
olarak tariflenmektedir. Kavram bundan çok daha kapsamlıdır ve
bu şekilde tariflenmiş olması uygulamada birçok sakıncayı
beraberinde getirdiğinden çocuğun katılımı başarılamamıştır.
Örneğin, çocuğun kendi yüksek yararı hakkında insiyatif sahibi
olacak kadar olgunlaşıp olgunlaşmadığı hep soru işareti olarak
kalmaktadır. Çocuğun yüksek yararı ilkesi çoğu yerde çocuğun
katılım hakkına muhalefet edecek şekilde kullanılmaktadır. Bu
nedenle çocuğa görüşleri şeklen sorulsa bile kararları
etkileyecek, çocuğun sosyal içermesini temin edecek oranda
çocuk görüşüne değer verilmediği görülmektedir. Dolayısıyla bu
tanımda eksik kalan çocuğun kendisini ilgilendiren konularda
bilgilendirilmiş ve kendisini ifade etme becerilerinin
kazandırılmış olmasının gerekliliğidir. Burada yetişkinlerin,
özellikle çocukla ilgili çalışan uzmanların da çocuğun
katılımı üzerine bilgilendirilmiş olmalarına dikkat
edilmelidir. Bir diğer husus ise çocuğun kendisiyle ilgili
alınan kararlarda ikna edilmesidir.
Tüm bunların ışığında,
Çocuk katılımı, aile içerisinden başlamak üzere, okulda, yakın
çevrede ve toplumun diğer katmanlarında çocuğa sadece kendisi
hakkında değil, toplumsal konularda da kendi görüşlerini
oluşturma zemini hazırlayacak bilgilendirmenin yapılması,
dinleme, analiz etme ve görüş bildirme becerilerinin
kazandırılmasıyla çocuğun kendisi, mevcut ve gelecek toplumsal
yaşamı ile ilgili konularda görüşünün alınması, buna itibar
edilmesi veya çocuğun kendi yüksek yararı doğrultusunda
alınacak farklı kararlar üzerine bilgilendirilerek rollerinin
işlevsel kılınmasıdır (Polat ve Gezer, 2007).
Çocuğun Katılım Hakkını Doğrudan Bildiren Sözleşme Maddeleri:
Madde 2 - Ayrım Gözetmeme
Madde 3 - Çocuğun Yüksek Yararı
Madde 7 - İsim ve Vatandaşlık
Madde 12 - Çocuğun Görüşlerine Saygı
Madde 13 - Çocuğun İfade Özgürlüğü
Madde 14 - Düşünce Vicdan Din Özgürlüğü
Madde 15 - Dernek Kurma Özgürlüğü
Madde 16 - Özel Hayatın Korunması
Madde 17 - Doğru Bilgiye Ulaşım
Madde 31 -
Boş zamanı
değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler
Madde 42 - Sözleşme Hakkında Bilgilenme
Polat, O., Gezer, T., “Sosyal İçerme ve Çocukların Katılım
Hakkı” kitabından alıntılanmıştır.