TEMEL EĞİTİMDE ÖFKE DUYGULARI
Yaşasın, 2008-2009 Eğitim ve Öğretim dönemi başladı diyebilen
kaç aile var kesin bilinmez ama genel yaklaşım, “eyvah okullar
açıldı” şeklinde. Eğitim sistemimizden pek mutlu olanlar oy
verme hakkı bulunanlar arasından %40 gibi bir orandır ama bu
gruba dahil olanların memnuniyet nedenleri bambaşka
istikamette ve onlar memnun olmaya itilmiş bir kesimdir.
Gerçekler ise bambaşka…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da ben, “eyvah okullar açıldı”
konumumu koruyorum maalesef. Neden mi? Okulların açılmasıyla
birlikte Anadolu’nun ücra köşelerindeki okulların duyarlı
öğretmenlerinden duvar boyası, resim boyası, kitap, kırtasiye,
oyuncak, giyecek gibi malzeme taleplerinin ortaya döküldüğünü
biliyorsunuz. İnsanımızın yoksulluğu, işlerine öyle geldiği
için kafası sürekli kumda duranların dışında, öncelikli
mücadele alanımız olmalı görüşü toplumda yaygın. Bunu artık
ezberledik. Sivil toplum ve Devlet bu konuda ne yapacaklarsa
yapacaklar, yapıyorlar. Çalışmalar güdük ama bir şeyler
yapılıyor işte… Ücretsiz kitap dağıtımından sonra ücretsiz
formalar da kapımızda.
Yoksulluğu bir tarafa bırakalım istiyorum bu yazıda. Farklı ve
çocuklarımızı derinden etkileyen başka bir konuya değinmek
istiyorum, “eyvah okullar açıldı” derken.
Okullaşma oranının artması için çocuklarımıza okullarda
yaratılan fiziksel ve sosyal ortamın özendirici olması çok
önemli. Mezunların toplum içinde saygınlıkları parlak güneş
gibi yüzümüze doğmalı ki aileler eğitimi önemsesinler,
çocuklarını eğitime yönlendirsinler. O zaman bizim insanımız
ne yapar eder forma parası bulur.
Ancak tablo pek parlak değil okullarda. Bu zayıf, iç karartıcı
tablonun bir nedeni merkezi yönetimse de okul yönetimlerinin
de, eğitimcilerin de kabahati çok büyük.
Ben okuldan, öğrenciden, veliden yakınmayan öğretmen görmedim.
Daha çocukken en kızdığım laf, “ne yapayım yani kafasını yarıp
içine bilgileri dolduramam ya” olmuştur. Çaresiz hisseden,
çocuktan çok çabuk vazgeçen bir eğitmen kadrosundan
bahsediyorum. Zaman içinde ise kafa yarıp içine bilgi sokma
söyleminden utanıp derse ilgi duymayan, davranış bozuklukları
bulunan çocuklara “hiper aktif” etiketi yapıştırmaya
başladılarsa da bu da benim gözümde çocuk yararına bir
etiketleme olmadı, eğitimcilerin haksız mazeretlerini
yumuşatmış oldu.
Milli Eğitim Bakanının geçtiğimiz yıl talihsiz bir şekilde
ettiği okullardaki şiddet olaylarının münferit olduğu, okul
sayısının çok olmasından kaynaklı olarak şiddet olaylarının
çok gözüktüğü ama eğitimdeki populasyona bakıldığında oranın
çok küçük kaldığı lafları da okullardaki barışsız ortamı
iyileştirici olmaktan uzak kaldı.
Vee, işte okullar açıldı ve yedi yaşında iki kız öğrenci
okulda bıçaklandı bile.
Bıçağı kullanan da bir çocuk ama davranış bozukluğu olan bir
çocuk. Saldırgan çocuğun okuldan mezun olmuş olması
eğitimciler açısından çok rahatlatıcı bir durumsa da ben o
çocuğun eğitimcisi olsaydım utanç içinde olurdum. Çünkü
saldırgan çocuğun belki aileden belki de okuldaki yetişkin
modellerden dolayı geliştirdiği davranış bozukluğunu tespit
etmek ve çocuğun bu durumunu iyileştirmek için önlem
alınmasını sağlamak eğitimcinin değilse kimin göreviydi.
Velinin mi? Olabilir ama tabii ki veliyi de eğitimsiz bırakmış
olmanın ya da kalitesiz eğitime tabi tutmuş olmanın da suçu
yine eğitimcilerin değil mi?
Okullarda kabadayılık yaygın. Kabadayılık sergileyenler sadece
öğrenciler değil. Eğitimcilerimizin de öfke duyguları yoğun ve
şaşkınım ki öfke denetlemeye çalışmak günah gibi. Başbakan’dan
başlayıp en dip katmanına kadar toplumumuzda var olan ve
dizginlenmesi ayıp (!) öfke duyguları, maalesef okullarımızda
da mevcut. Okullarda öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci,
öğrenci-idare, idare-öğretmen arası ihtilaflar yoğun.
İhtilafla baş etme becerisi eğitimcilerde yok. Bundan çok ama
çok eminim çünkü ben iki kere o sıralardan geçtim, öğrenci
olarak ve veli olarak.
Sözün özü; okullardaki öfke duygularını adam gibi
yönetemediğimiz sürece hiçbir çocuk okula gitmeye
özenmeyecektir. Yoksulluk, eğitimsizlik gibi bahanelerin
ardına sığınmak yerine okullardaki davranış bozukluğuna sahip
eğitimci ve öğrencilerin durumlarını iyileştirmek için
önlemler alınması önemlidir.