TATİL KOCA
BİR YALAN
Tatilin gerçek tatil olmasını belirleyen bazı kriterler var;
Dinlenmek, eğlenmek, mutlaka kitap okumak. Çocuk bu dinlenmez.
Kör karanlıkta gözünü açar gecenin kör karanlığına kadar
yatmaz. Bu zamanda ne yapar? Büyükler onlar için ne
planladılarsa onları yapar. Siz ne planlarsınız? Karneye
bağlı. Karne iyiyse, ekonomik durum izin verirse ve dahi bir
haftalık ücretli izniniz varsa, belki memlekete kaçılabilir ya
da birikimler deniz kenarlarında dalgalara karışır. Karne
kötüyse, herkes evinde oturur ve ders çalış evladım şeklinde
hem çocuk hem de büyükler kan kusar.
Çocuklar arkadaşlarından ayrılmışlardır, yalnızlık çekerler.
Anne-baba çalışıyorlarsa, çocuk evde ve kaçabiliyorsa sokakta
gün öldürür. Yaz tatilinin özü işte budur.
0-18 çok ziyaret edilen bir sayfa. Ziyaretçiler arasında
anne-babalar, uzmanlar (emniyet, sağlık, eğitim, sosyal
hizmetler, hukuk, vs), milletvekilleri, basın mensupları,
sivil toplum mensupları, akademisyenler var. Şimdi
şaşıracaksınız… Ziyaretçilerimizin arasında çocuklar ve
gençlerimiz de var.
Zaman zaman ödevlerini bana yaptırırlar.
“Sayın 0-18’li, bu dönem okuldan sosyal bir proje yapmamı
istediler. Ben de sokak çocukları konusunu seçtim. Bana, sokak
çocuğu kimdir, sokak çocuğu neden sokak çocuğudur, kaç tane
sokak çocuğu var, nerelerde yaşarlar, onlara yardım etmek için
neler yapabiliriz yazarsanız, biraz sokak çocuğu resmi
yollarsanız sevinirim. Çok geciktirmeyin lütfen.”
Ne hoş değil mi? Uyanıklardan bazılarına sırf beni
güldürdükleri için bu soruların cevaplarını yazmışlığım var.
Umarım en yüksek notu almışlardır.
Ama bu sefer öyle bir mesaj aldım ki…
Lise öğrencisi bir genç, “Ya, ben çalışmak istiorum 3 ay
boşuna ewde geçirmek istemiorum 15 yaşındayım çok
yakışıklıyım” yazmış.
İşte tatil budur çoğunluk gençlerimiz için.
Yaz tatili, çalışan anne-babalar için de kabustur. Malum,
bütün kış ve bahar ayları çocuklar kapıdan çıkarken
anne-babalar bacadan düşmüşlerdir sabahın çok erken saatinde
işlerinin yollarına. Şimdi, çocuk evde kimsesiz kalacak. Canı
sıkılacak, kim bilir neler yapacak. Eve mi zarar verir,
başkasına mı, kendine mi?..
Ekonomik durumu iyi olanlar için söz yok ama ya paralı
aktivitelerden faydalanma lüksü olmayan çocuk ve gençler bu
yaz tatili ne yapacaklar? Kendimi sabah 09:00 akşam 18:00
çalışan (mesainin ikişer saat başına ve sonuna yolda tüketilen
zaman eklenmeli İstanbul için), maaşıyla ayın sonunu çok zor
getiren, işe otobüslerle gidip gelen annelerin yerine koydum.
Çocuk 15 yaşında ve yakışıklı. Bu çocuk 3 ay boyunca evde ne
yapacak? Onun için ne planlayabilirim? Sosyal dışlanması söz
konusu. Ya ardından kötü arkadaşlıklar ve alışkanlıklar
gelirse? Ücretsiz hizmetler neredeler? Varsa da kapasiteleri
doludur mutlaka. Duyurulmadıklarına göre. Ay ay ayy… Çocuğu
bir işe mi koysak? Harçlığını çıkarsın, boş kalmasın . . .
Hani boş zamanlarını değerlendirme, eğlenme, oyun oynama
hakları var ya çocukların Sözleşmede yazan, O koca bir yalan…
Her seferinde yerel yönetimlerin çocuk ve gençlere yönelik
hizmetlerini hatırlamaya çalışıyorum. Yok... Aklıma birşey
gelmiyor. Parklar ve bahçeler. Eee, başka yok. Aklıma okul
aile birlikleri geliyor. Oradan da birşey çıkmıyor. Malum
olduğu gibi okullarda yazları düğünler yapılıyor. Boş yer olsa
belki üç kuruş verip basket hocası tutabilirler yaz boyu
basket oynamak isteyen öğrencileri için. Akıl olsa belki
çocuklara eğlenceli bir beslenme ve yemek atölye çalışması
yaptırırlar. Belki dans kursları olabilir sadece halk
danslarını içermeyen cinsten. Drama, tenis, voleybol, müzik,
jimnastik, satranç, paten, hayvan besiciliği, balık tutma
yarışmaları, bitki yetiştirme, ... Bunlar çok büyük paralarla
yapılacak şeyler değil. Okul aile birliklerinin her türlü samimi
olmayan genelgeye rağmen ailelerden topladıkları paraları
düşününce okulların sadece bina oldukları ancak insanların
yaratıcı ve istekli çabalarıyla yaşayan ve yetiştiren mekanlar
olacağı fikri kalbime saplanıyor. Yine de gençlere bu tip
aktiviteleri yaratmaktan sorumlu yerel yönetimlerin de maddi
desteği alınabilir. Para sorununu dilimize dolamışız. Onu
aşmak için kafamız yok çünkü. Böyle rahatız. Pineklemeyi
severiz de. Çocukların da yaz boyunca pineklemelerine bir
türlü gönlüm razı değil. Hedef tabii ki “haydi her çocuk yaz
kampına” değil. Ama yaz kampına gidemeyecek olanların da çok
az bütçelerle boş zaman değerlendirme aktivitelerine
kavuşmaları hayal değil.
Biz niye başaramıyoruz? Çünkü biz memur zihniyetimizi bir
türlü kaybetmedik. Her şeyin başı eğitim olsaydı eğer,
okullardaki öğretmenlerimiz bunları benden önce düşünür ve
uygulardı elbette. Buradan her şeyin başı IQ ve EQ’dur
diyebilir miyiz?
Tatil koca bir yalansa da, 0-18 Eylül’e kadar tatile giriyor.
Yeniden buluşmak dileğimle, İYİ TATİLLER…