YATAK
ODAMDAKİ TELEVİZYON
Amerikalı araştırmacılar, yatak odasında televizyon bulunan
13-18 yaş arası çocukların daha kötü beslendiklerini, daha az
egzersiz alışkanlıklarının bulunduğunu ve okul başarılarının
daha düşük olduğunu tespit etmişler.
Gençler arasında televizyon seyretme alışkanlığı üzerine
birçok araştırma mevcutken, Minesota Üniversitesi Halk Sağlığı
bölümünden araştırmacılar yatak odasında televizyonu olan
adolesanlar açısından sonuçlar üzerine çok az bilgi
bulunduğunu söylüyorlar.
2003 ve 2004 yıllarında Minesota’da 15-18 yaşlarında 781
adolesanla görüşülmüş. Bunların %62’sinin yatak odasında
televizyon bulunduğu anlaşılmış.
Hiç sürpriz değil, odasında televizyonu olan gençler daha
fazla televizyon seyretme eğiliminde olduklarını ve haftada
odasında televizyonu olmayanlardan 4-5 saat daha fazla
televizyon karşısında kaldıklarını, günde en az 5 saat
televizyon seyrettiklerini belirtmişler.
Odasında televizyon bulunan kızların haftada 1.8 saat,
odasında televizyon bulunmayanların ise ortalama 2.5 saat
egzersiz yaptıkları tespit edilmiş. Odasında televizyon
olanların aynı zamanda daha az sebze tüketirken daha çok
tatlandırılmış içecek tükettikleri ve aileleriyle daha seyrek
birlikte yemek yedikleri anlaşılmış. Erkekler arasında da
durum aynı. Odasında televizyonu bulunanlar okulda daha az
başarılılar, daha az meyve tüketiyorlar ve aileleri ile
birlikte yemek yemiyorlar.
Uzmanlar gençlerin odasında televizyon bulunmasına karşılar.
Odada televizyona izin vermeyin sorun kalmaz eğilimindeler.
Tavsiyeleri bu yönde. Bahsettiklerimiz 13-18 yaş arası
gençler.
Ben karşı değilim. Eğer mümkünse ve gençten talep gelmişse
bırakalım odasında televizyonu bulunsun. Neden? Çünkü burası
Türkiye. Psikolog yardımı alamayacak durumda bulunan aileler
açısından ele almalıyız meseleyi. Çünkü onlardan daha fazla
var içimizde. Bu ailelerin aman çocuğum daha az televizyon
seyretsin ki ücretli spor salonuna gitsin, daha çok meyve ve
sebze tüketsin, okulda daha başarılı olsun diye düşünme
lüksleri bile yok. Uzmanların üst düzeylere verdikleri
öğütlerin bu kesim üzerinde zararı bile olabilir.
Herşey çocuğun sosyal içerilmesi kavramıyla ilintili.
Belediyelerin çocuk odaklı ürettikleri hizmetleri saymaya
kalksak mı acaba? Sayalım. Kum havuzu, kaydırak, salıncak
ağarlıklı oyun parkları, yine oyun parkları ve oyun parkları.
Başka? Yani 13-18 yaş grubu için ne gibi ücretsiz tesisler
mevcut acaba? Yok, aklıma gelmiyor. Gençler boş zamanlarını
değerlendirmek için ne gibi imkanlara sahipler bilmiyorum.
Peki gençler ne yapacaklar? Ya evde televizyon seyredecekler,
ya sokaklarda aval aval dolanacaklar. Derken bir gün kötü
birilerine bulaşma ihtimali unutulmamalı.
Uzmanların gerçekten odada televizyon olmasını yasaklamayı
önerdiklerine inanamam. Odada televizyon yoksa çocuk mutlaka
ders çalışacaktır diye birşey yok.
Amerikalı araştırmacılara dönelim. Yüksek gelir sahibi
ailelerde odada televizyon bulunma oranı düşükmüş.
Sosyo-ekonomik durum kötüledikçe oran artıyormuş. Evet,
biliyordum.
Uzmanlara sormalıyım. Çocuklarımızın beslenme alışkanlıkları,
ders çalışma sorumluluğu yüklenme alışkanlıkları üzerinde
televizyonun rolü ne kadardır?
Araştırma bulgularına göre, yatak odasında televizyon
bulunmasının gençlerin obezliği üzerinde etkisi hiç yok.
Uzmanlar şaşırmışlar. Uzman değilim ama anneyim. Sorsalardı
söylerdim durumları mevcut. Zaten bulgularda "daha az", "daha
çok" ibareleri yüzdeler açısından bir iki kesir puan farkından
kaynaklanmakta.
Sonuç olarak, çocuğunuzun odasından televizyonu söküp almanıza
gerek yok. Çocuğunuza daha çok meyve servisi yapın, ders
çalışma sorumluluğu kazandırın, çok çalışıp çocuğunuzu spor
salonlarına yazdırın ve/fakat az saat çalışıp çocuğunuza
sağlıklı ev yemekleri yapın, hangi programların daha yararlı
olduğunu öğretin. Öyle güzel öğretin ki siz evde yokken
salondaki televizyonun karşısına kurulmasın, zararlı
programlar seyretmesin.
Bu memleketin günde 9 saat mesai yapan anneleri akşam evlerine
saat 20:00’den önce giremezler. Çocuklarsa en geç 17:00’de
evlerindedirler. Azıcık pencereden aşağılara bakmakta fayda
var.
Çocuğun odasında televizyon olsa ne olur olmasa ne olur...
Benim yatak odamda televizyon var. Gün içinde kendimi tüketip,
tüm sorumluluklarımı yerine getirmenin verdiği mutlulukla
nihayet odama çekildiğimde, yatakta televizyon seyrederken
menüde bitki çayı, ılık süt ve mutlaka zencefilli
bisküvilerimle piknik yapma zevkimden çocuğumu niye mahrum
edeyim. O, uykusu geldiğinde televizyonu kapatmayı, işlerini
sevdiği programlara göre ayarlayıp bitirmeyi hep bilir. Spora
merakı pek yok ama arada sırada televizyonun karşısında
ağırlık kaldırdığına rastlarım.
Bugün hala arada bir oğlumun yanına uzanırım. Televizyon
seyreder, piknik yaparken çok eğleniriz. En büyük düşlerimizi,
en kötü hayal kırıklıklarımızı birbirimize bu zamanlarda
anlatmışızdır.