|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
EKSİK DEVLET EKSİK TOPLUM: İÇİMİZDE SAKLI KALAN ÇOCUKLARIN DRAMI
Bursa’da 17
yaşındaki çocuk annenin 13 aylık bebeğine işkence eden iki
yetişkin erkek. Adam diyemedim, pardon. Adam kelimesinin içinde
farklı değerler var. Bu ilkeller o değerlere sahip değiller.
Herşeyin başı eğitim olsa da bu ilkeller açısından geçerli değil.
Bebeğe işkence etmiş ilkeller, üzerinde sigara söndürmüşler ve
dayak nedeniyle oluşan travmanın ardından bebek daha hayati
tehlikeyi atlatamamış. İnsanın içi acıyor... Ne malum ki bebeğe
uçkurlarını da çözmediler ve izleri kaybolmuştur çoktan. Genç kız
ve çocuk merakı üst düzey eğitimliler arasında bile mevcut. Bir
başka yazıda sübyancılık konusuna değinme ve kavramın orta yaşı
geçmiş erkeklerin kendinden 20 yaş genç kadınlara salya sümük
sarkma ve bundan hastalıklı zevk alabilme durumlarını da kapsayan
yepyeni bir tanımını da sunma hakkımı saklı tutuyorum. Tabii
yazıda sapık ilişkideki karşı partnerin IQ ve EQ seviyelerinden ve
düşük seviye ile yetinebilen diğer partnerin IQ ve EQ hallerinden
de bahsederiz. Çocuk annenin birlikte yaşadığı iki ilkel
kendisinden yaşça çok büyüktür diye.
Olguda anneye bakalım. Anne daha 17 yaşında. Bebek 13 aylık olunca
annenin 15 yaşında gebe kaldığı ve 16 yaşında doğum yaptığı
anlaşılıyor. Haberde bebeğin babasından hiç bahsedilmiyor. Burada
bebeğin evlilik dışı olduğunu düşünme hakkımı kullanıyorum. Zaten
resmi nikah olmuş olması mümkün değil ama memlekette alternatif
nikah sistemi her türlü yasağa rağmen mevcut. Bu türlü bile bir
nikah olmadığı anlaşılıyor. Her iki çocuk da sahipsiz.
İki
ilkel, dürtü kontrolu 0 seviyelerinde, çocuğa işkence ettikleri
için tutuklanmışlarsa da çocuk anne tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakılmış. Bebek devlet koruması altına alınacakmış, eğer
yaşama tutunabilirse. Çocuk anneye karşı işlenen suçtan ise
haberci haberde bahsetmeye gerek duymamış, bilgi aldığı yetkililer
de farkında değillerdir ki haberciye bundan bahsetmemişlerdir.
Şimdi sormak istiyorum. Gebeliğin başlamasıyla doğan bebeğin
hastaneye intikal ettirilmesine kadar geçen zaman içerisinde;
Çocuk annenin ana-babası neredeymiş?
Çocuk annenin oturduğu mahallenin muhtarı neredeymiş?
Çocuk annenin oturduğu mahalledeki komşuları neredeymiş?
Bu
yaşta evlilik dışı çocuk doğuran bir annenin ve çocuğunun başı
belaya girmesin diye Devlet ne gibi önlemler almış ve bunları
topluma duyurmuş?
Bu
çocuk hastanede doğum yaptıysa sağlık görevlileri neden durumu
sosyal hizmetlere bildirmemişler?
Şimdi herşey bittikten, çocuklar mağdur edildikten sonra Devlet
bebeği yaşarsa koruma altına alacakmış. Yavaşsınız çok yavaş.
Sorsanız, “haberimiz olursa müdahale edebiliriz” derler. Uyanık
olmak iyidir de aynı uyanıklığı suçu öngörmek için kullanmak
vicdanına sahip olmak da iyi olurdu.
Eksiksin ey Devlet, eksiksiniz ey yurttaşlar. Bu memlekette
muhtarlar ne işe yarar? Çok soran, her gireni çıkanı kolaçan eden
mahalle muhtarlarımıza ne oldu?
Bu
saatte kimsenin timsah gözyaşlarına da inanasım gelmiyor, boşuna
ağlayıp vah vahlanmayın. Ben artık ağlamıyorum, KIZIYORUM. Siz de
kızın, hizmet bekleyin.
Bu
memlekette kimse koruyucu önleyici tedbirler diye birşey duymadı
mı? Bu memelekette adliciler suçun önlenmesi gibi bir kavram
duymadı mı? Biz hala çocuk istismarı nedir anlata duralım
birbirimize.
Bu
çocuklar içimizde, yanıbaşımızda nasıl saklı kalabildiler?
Eksikiz, samimi hiç değiliz...
NOT : Bugün 29 Ekim. Cumhuriyetimiz sadece kutlu olmasın lütfen,
akıl da olsun. Cumhuriyete sahip çıkmak ayıp değildir,
çocuklarımıza GÖREVİMİZDİR.
|