|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
HUKUK KURALLARI VE
ADALET: ‘KÜÇÜK KIZDAN ÇOCUK YAPANA HAPİS’
Adalet kavramı
her bireye göre değişir. Empati ve hoşgörüyü insanoğlu kendisine
hiç yakıştıramadığı için adalet kavramı da bireyin egosunun
yüksekliğine bağlı olarak bireyden bireye farklılık gösterir.
Suçlu egodur diyebiliriz.
Diğer taraftan
hukuk kurallarımız var. Birey halinden çıkıp yurttaşlık
mertebesine erdiğimizde yani sosyal yaşama katıldığımızda ise
adalet ve hukuk kurallarını sorgulayabiliriz. Hukuk kurallarını
zaten hep sorgulamaktayız. Bireysel istekler genellikle hukuk
kurallarıyla çakışmakta. Sık sık hukuk kurallarının adaletsiz
olmasından da yakınırız. Mağdur açısından suçluya verilen ceza hep
yetersizdir. Suçlu da hep gereğinden çok ceza aldığından yakınır.
Sonuçta o kurallara uymama hakkını kullanmıştır. Yine de çoğumuz
kuralsız bir yaşamın getireceği kaos ortamının farkındayızdır.
Hukuk
kurallarını sevenler, sevmeyenler, kendi “sözlü kurallarını”
koyanlar, töre severler hep birarada yaşamaktayız. Bireysel
çıkarımıza ters düşen hukuk kurallarını sevmeyiz. Adalet kavramını
bireyin hakkına yontmaya bayılırız.
İşte yine bir
gerçek hikaye. Ben bu hikayeye bayıldım ve çok adil ve hukuk
kurallarına uygun buldum. Kendinden çok küçüklere bayılanlar,
onlarla ilişkiye girmekten hastalıklı zevk alanlar açısından ise
hikaye adaletli olmayabilir. Bireysel istekler, güdüler ne adalet
ne de hukuk kuralı dinlemek ister. Ego mekanizmayı teslim
almıştır. Kontrol sıfır düzeydedir. Gerisi başkasının suçudur ya
da Allah böyle istemiştir. Kısmet böyledir... Adamın canı
çekmiştir bir kere, yorganlar yakılabilir, kalpler kırılabilir,
hukuk kuralları hiçe sayılabilir, esnetilebilir. Bireyin canı
çekmeye görsün ahlak ve hak ihlal edilebilir. İşin kötüsü birey
bundan zevk de alıyordur. İşte burada ‘her şeyin başı eğitim’
söylemi sınıfta kalır. Nasıl mı?
Aslında
memleketin her yerinde hemen hemen her gün bu tarz olaylar
gerçekleşmekte. Biliriz ama bize nedir. Gazetelere yansıyan olay
ise İzmir’de gerçekleşmiş. Genelde bu olaylar normal karşılanır ve
gazetelere konu olmaz ama bu seferki farklı. Neden mi? Hakim,
olması gereken kararı vermiş. Vermiş vermesine de hukukçular bile
ikiye ayrılmış hukuk kurallarına rağmen.
21 yaşında bir
genç, 15 yaşında evlendiği eşini 14 yaşında hamile bıraktığı
gerekçesiyle TCK’nın 103. maddesi gereğince çocuğu cinsel istismar
ettiği için 8 yıl 20 gün hapis cezası almış. Yasa belli 15 yaşın
altında çocukla cinsel ilişkiye girmek suç. Çocuğun rızası olsa da
olmasa da.
Bu olayda
hukukçular ikiye ayrılmışlar. Gerekçeleri okudum ve gözlerim
yaşardı. Hukukçularımız acaba hukuk kurallarının adaletine
inanıyorlar mı? Adalet dağıtmak kimin tekelinde, kimin vicdanında?
Hukuk kuralları varken vicdan muhasebesi mi yapacağız?
14 yaşında
anne olan çocuk yaptığı bu evlilikten mutlu olabilir. Ne mutlu
ona. Çocuk haklarından feragat etmek zorunda kalmıştır ve bunun
bilincinde değildir ama işte hayatının önceliği evlilik ve onun
getirdiği serbest cinsel yaşamdır. Peki bu her çocuk için geçerli
mi? Hayır. Bu şekilde evlendirilen, çok küçük yaşta, fiziksel
gelişimini bile tamamlamadan, katılım hakkını kullanabilecek
bilince ulaşmadan cinsellikle tanışan ve gebe kalan, doğum yapan,
sakat kalan, ölü bebek dünyaya getiren çocuklar ve kocandır diye
tanıttıkları adamdan nefret eden çocukların durumu vahimdir.
Burada,
hakimin verdiği kararı; ‘aile bütünlüğünün korunması’
gerekliliğine atıfta bulunarak veya ‘ceza islahı içermeli burada
islah edici bir durum yok’ diyerek yeren hukukçulara inanasım
gelmiyor.
Türkiye’nin
içinde bulunulan gerçeklere göre yasa yapılmasını savunan
hukukçulara isyan edesim geliyor. Türkiye’nin gerçeği her zaman
doğru olmayabiliyor ve çocuk hakları açısından durumlar yasalarla
iyileştirilmeye çalışılıyor. Yeni TCK hazırlanırken bunlara kafa
yormadık mı? Boşuna mı çocuğa yönelik cinsel istismar tanımını
TCK’ya koydurduk? Medeni Kanuna göre evliliğin korunması önemlidir
ama Medeni Kanuna göre bile 14 yaşında küçüğün gebe bırakılması
suçtur.
Sözün özü;
kanuna göre 15 yaşın altında bir çocukla ailesinin ve kendisinin
rızası olsa bile cinsel ilişkiye girmek suçtur. Bu madde
çocukların korunma, gelişim, yaşama ve katılım haklarının
korunması açısından önemlidir ve gereklidir. Sosyal açıdan da
küçükle cinsel ilişkiye girmek o çocuğu cinsel istismar etmek
demektir. Ortada evlilik olması çocuğun cinsel istismarını
hafifletmez ve hele bir de başlık parası sözkonusu ise burada
çocuğun cinsel sömürüsünden de bahsetmek gereklidir.
Keyfe keder
hukuk kurallarını esnetmenin bize bir faydası olmaz. Aferin
Hakime...
|