|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
ÇOCUK DOSTU AÇIK ÖĞRETİM
Türkiye’nin iç turizmi okulların açılması ve kapanmasına endeksli.
Okullar kapandı tatil, açıldı tatil bitti. Biz de öyle yaptık ve
okullar kapandı 0-18’i tatile soktuk ve okullar bugün açılıyor,
geri döndük. Malumunuzdur, bu tatil köprünün altından çok sular
geçti... Biz muhalefet etmeye devam. Türkiye’nin Ulusal Çocuk
Hakları İletişim Ağı, “0-18 Vurursan Kırılır” sloganıyla yoluna
devam edecek.
Tatil sonrası ilk yazıda 2007 - 2008 Eğitim ve Öğretim dönemi
başlarken eğitimden dem vurmak uygun olacak.
Okulluyken de okulların açılacağını müjdeleyen (!) alışveriş
haftasını sevmezdim. Bir telaş, iki telaş ... Bir para, on para
harcamalar. Okullaşabilmek için ciddi tüketim yapmak gerekiyor.
Burada hem maddi tüketimden hem de zaman tüketiminden
bahsediyoruz.
Hangi anne-baba çocuğunun okumasını istemez. Burada istemeyen
belli kesimi ayrı tutuyorum. Bu hafta işim çocuğunu okutmak
isteyenlerle. Paramız yok, yolumuz yok bahane inanın.
Bir
AÇIK ÖĞRETİM sistemimiz var, bilir misiniz? Hani
1998-1999 Öğretim Yılında Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü
bünyesinde öğretime başlayan Açık İlköğretim Okulu var ya. Hani bu
okulda sadece 36 personel ile 449.690 kayıt altına alınmış
öğrenciye hizmet verilmiş/verilmekte ve hani bunlardan 163.171’ini
mezun etmiş bile ya, işte ondan bahsediyorum. Hani 2006-2007
yılında kayıtlı 192.983 Açık Lise öğrencisi olan sistemden
bahsediyorum. Bu kadar az personelle, daha fazla yatırım yapmadan
aynı anda milyonlarca daha çocuk okutulabilir bir sistemden
bahsediyorum.
Bu okulların çocukları ve her yaştan öğrencileri her sabah okulun
yolunu tutmak zorunda değiller. Trafik onlar için ne elem ne
keder. Forma dertleri de yok bunların, çanta taşıma dertleri de.
Diğer türlü türlü sarf malzemelerine de ihtiyaçları yok… Bu okul
ekonomik. Ders kitabı veya defter almak zorunda değilsiniz. Eğitim
materyalleri internette mevcut ya da CDler halinde veya basılı
olarak evinizin kapısına kadar da postalanabiliyor. Ayrıca dersler
hocalar tarafından televizyonda da anlatılıyor. Net bir Türkçe ile
anlatılan, uygulamalı dersler son derece anlaşılır. Bu okulda
öğrenciler arası veya öğrenci ve eğitimciler arası itişip
kakışmalar yok.
Bu okullar ayrıca daha bir sağlıklı. Pis tuvaletler yok, pis
kantinler de yok. Etrafta sigara içen yetişkinler de yok. Kapıda
tuzak kurmuş yetişkinler de… Bir veli olarak bu okullarda normal
okulun çaycısından başlayarak en üst düzey müdürüne kadar sizi
azarlayan birileri ile de karşılaşmak zorunda değilsiniz. Çalışan
ebeveyn iseniz gün içinde çocuğunuzu bir iki telefon konuşması ile
kontrol edebilirsiniz. Okul telefonları hep meşguldür ya da çalsa
da ne gam, açan olmaz.
Bütün yapmanız gereken evinize bir televizyon ve bir artık
neredeyse 36 ay taksitle satılan bilgisayar almanız. Yoksa da ne
gam, Halk Eğitimlerde mevcut bilgisayarları kullanabilir
çocuklarınız. Bu okullara kayıt yapmak dönem başına 50 YTL
civarında ve tüm işlem sadece ve sadece bir dakika sürüyor. Bunun
için evinizden dışarı çıkmak ve Okul Aile Birliği veya Müdür ile
saç saça baş başa pazarlık etmek zorunda bile değilsiniz.
Üstelik bu okullardan mezun çocuklar, normal okulda okuyup da 160
puan sınırını bir türlü geçemeyen çocuklara inat üniversite
sınavlarında harikalar yaratabiliyorlar. Çünkü televizyondaki
eğitmenler gerçekten üst düzey. Eğitim materyalleri de öyle.
Çocuklarınızı ayrıca üniversiteye hazırlık dersanelerine de
yollamak zorunda değilsiniz. Eğitimler çocukları doğrudan sınava
hazırlamaya odaklı.
Peki çocuk nasıl sosyalleşecek? Binlerce spor, tiyatro, resim,
heykel, bilgisayar, satranç vs klüpleri var. Vee çocuğunuzu normal
bir okula yollarken yapmanız gereken tüketimden yaptığınız
tasarrufun yarısıyla çocuğunuzu bu klüplere gönderebilme
imkanınızda da var artık. Vee çocuğunuzun bunlara katılacak zamanı
da var.
Bu sistemle ilk defa kendi kolej yıllarımda Avusturalya’da
tanışmıştım. Çiftlikler arası ulaşımın uçaklar ve helikopterlerle
yapıldığı Avusturalya’da öğrenciler bu sistemle okuyorlardı. Çok
özenmiştim . . .
Kısmet oğlumaymış. O şimdi bir Açık Lise mezunu olarak, hiç
üniversiteye hazırlık kursuna gitmeden, ödev yapmadan, sadece
televizyonda günde bir veya iki saat ders dinleyerek üniversitede
okumaya hak kazandı. Kendisine ve sosyal faaliyetlerine ayıracak
bol bol zamanı oldu.
Herkese tavsiye ediyorum. Devlet hasbel kader böyle bir imkan
sunmuş, kullanın derim. Yoksullukla mücadele eden AB ülkeleri
çocukların işsizliği üzerine çalışır ve koşulların uygun olması
durumunda çocukların çalışmalarına yeşil ışık yakarken, biz de
özellikle çalışmak zorunda olan çocuklarımız açısından bu AÇIK
ÖĞRETİM sistemini teşvik etmeli ve duyurmalıyız diyorum.
Okullaşmanın tek yöntemi şeklen bir okul binasında bulunmak değil.
Daha fazla bina yapmanın, daha fazla öğretmen atamanın yani eğitim
sistemini daha fazla hantallaştırmanın alemi yokmuş meğer. Açık
Öğretim her türlü okullaşamama mazeretini ortadan siler
niteliktedir.Bundan böyle "Haydi Çocuklar Açık Öğretime"
kampanyası daha akılcıl olur diye düşünüyorum.
|