|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
CUMHURİYET İÇİN ÇAĞLAYAN MITINGI
Metropol yaşamını seviyorum. Dinamizmiyle besleniyorum, adrenalin
yükleniyorum. Batı ve Güney ilçelerimize kaçmayı hayal edenler var
ama benim gibi kuytuda yaşayamayacak da çok metropollüler var.
İstanbul’u ne zamandır bu kadar çok sevmemiştim. Acaba İstanbul’u
daha az sevmeye ne zaman başladım? Farkettiğim ilk göç hareketinin
etkisinden beri midir? Sanmam, bende bu çeliği delen sabır varken.
İstanbul epeyce çile çektikten sonradır diyelim.
İşte
bu çilekeş İstanbul’da nihayet metropoldaşlarımı gördüm.
Cumhuriyet için Çağlayan Mitingi’nde biraraya geldik. Kimileri,
Miting’i haklı kılarak, ara sokaklardan geçen Bayraklar’a yumurta
attılar ve/fakat kalabalıktan o yumurtalar yere düşemedi, toprağı
kirletemedi.
Mitinge çocuklar da katıldılar. Demokratik haklarını, ama
babalarının omuzlarında, ama yürüyerek ya da arabalarında
kullandılar. Hepsinin yüzü gülüyordu, hepsinin eli Bayrak
tutuyordu. Dosta, düşmana karşı... Buradaki düşman, pek çoğu
maalesef savaşarak kazanılmış haklarımıza bir şekilde tecavüz
etmek isteyenlerin bütünüdür. Çocukları ana-babaları getirmişti
Çağlayan’a doğal olarak ama böyle ana-babalar böyle çocuklar
yetişeceklerdir. Miting olaysız bitti, çağdaşlığa yakıştı.
Mesajlar verildi.
Miting’in bir çok konuşulacak alt başlığı var mutlaka. Bizim
konumuz çocuklara yansıyan boyutu. Haklar...
Urfa’da 5-12
yaş kız çocuklarına türban taktırdılar. Bu yazının konusu işte bu
kız çocukların haklarının korunmasıdır. Kafalarında türban bu
çocukların da yüzleri gülüyordu sahnede çünkü. Öyle anne-babalar
öyle çocuklar yetiştirmişlerdi. Türban tercih edilen mi yoksa
dayatılan mı olmalıdır? Tercih edilen bir yaşam biçimi olmalıdır.
Laikiz ya… Ama bu çocuklara başka bir seçenek bırakılmamıştı.
Benim bildiğim, kızlar, doğurganlığa kavuştuklarında yani 12-13
yaşlarında kapanırlar, kapanırlarsa. Bazı farklı değerleri
algılamış, mukayese etmiş ve tercih etmiş olarak.
Biz hayal
edelim. Durum hiç de öyle değil. İşte çocukları sarıp sarmalayıp
ortada dolaştırıyorlar. Bu çocuklar neyin ne olduğunun farkına
varmadan büyüseler de onların çocukları haklarını sorgulamaya ve
meydanlarda mitingler yaparak hak talep etmeye başlayacaklardır.
Aralarından Halide Edip Adıvar gibi, Üsküdar Amerikan Kız
Kolejinden okuldaşım olur, birisinin çıkıp en başından kadınların
haklarını savunması için bekleyeceklerdir. Biz onların adına
bugünden laikliğe, cumhuriyete sahip çıktık. Çok önceden
yapılmalıydı, hiç bırakılmamalıydı. Rehavet işte böyle birşey.
Her neyse,
kentliler bugün Çağlayan’da çok dinamiktiler. Yüzleri gülüyordu
nefretten uzak, duyguyla ağlıyorlardı memnun mesut… Sabretmişler
ancak çelik delinmişti maalesef. Hakları kibarca savunmaya gerek
duyulmuştu demek. Sesler yükselmişti elbet ama yine de
düşmanlık yoktu yüreklerde. Hainlikten uzak, demokrasinin
gereği...
Asil ve genç
dinamizmine doyamadım İstanbul'un Cumhuriyet için Çağlayan
Miting'inde. |