|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
NİKAH NAMA VE SLOGANLAR
Afganistan Parlementosu ülkedeki çocuk evliliklerini ve rıza dışı
evlilikleri durdurmak amacıyla yeni bir evlilik sözleşmesini
onayladı. Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonuna (AIHRC)
göre, evliliklerin %60-80’inin kadının rızası dışında
gerçekleştiği ülkede 15 sayfalık bu resmi evlilik sözleşmesi
STKlar tarafından olumlu karşılandı. Yeni evlilik sözleşmesinin
çocuk yaşta evlilikleri sonlandırması ve kadınların evlilik
sonrası yasal statülerinin güçlendirilmesi konularında etkin bir
yasal araç olacağını umud ediyorum.
Afganistan’da kızlar için resmi evlilik yaşı alt sınırı 16,
erkeklerde ise 18. Ancak, içimden bir ses her yıl binlerce kız
çocuğun çok daha küçük yaşlarda evlendirildiğini söylüyor. UNICEF
içimdeki sesi doğruluyor; Afganistanda bir yıl içerisinde
gerçekleşen toplam evliliklerin %57’sinde yasal resmi alt yaş olan
16 yaşın altında kız çocukları heba ediliyor.
Yeni
evlilik sözleşmesine göre evlenmek isteyen erkek kendisine seçtiği
eşin en az 16 yaşında olduğunu beyan edip, imzalıyor. Daha küçük
yaşta kız çocuklar için evlilik sözleşmesi yapılamıyor. Bizdeki
resmi nikah muadili gibi birşey. ‘Nikah Nama’ olarak adlandırılan
bu sözleşme işe yarar mı bilemiyorum çünkü maalesef Afganistan’da
gerçekleşen evliliklerin çok büyük bölümü kayıt dışı zaten.
Kadından Sorumlu Bakanlık kayıt dışı evliliği ortadan kaldırmak
için ülkede bir sosyal pazarlama kampanyası başlatmış durumda.
Sloganlarda verilen mesaj şu, “Bir Afgan erkeği evliliğini resmi
kılarsa, aile içindeki reis statüsünden bir şey kaybetmez.” Islam
bahane edilerek dört kadınla evliliğin caiz olduğu, boşanma
hakkının sadece erkeğe verildiği bir avamda bile bu mesaj yarım
akıllı duruyorsa da artık alıştık ortalıkta uçuşan yalan yanlış
sloganlara.
Geçtiğimiz Ekim ayında Birleşmiş Milletler’den gelen çağrı üzerine
Türkiye’deki rıza dışı evlilikler ve küçük yaşta evliliklerin
durumunu BM İnsan Hakları Komisyonu Kararları 2004/110 ve 2006/102
çerçevesinde Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan yıllık
raporun Özellikle Kadınların ve Çocukların Yasadışı
Dolaşımlarından Çıkar Sağlama başlığı altına dahil edilmek üzere
Özel Raportör Sigma Huda’ya bildirdim.
Raportörün öğrenmek istediği; (1) rıza dışı gerçekleşen
evliliklerde rastlanılan en popüler tür hangisidir, (2) anlaşmalı
evlilik ile rıza dışı evliliği ayırdetmek için oluşturulmuş devlet
politikaları nelerdir, (3) rıza dışı evlendirmek suç kapsamında
mıdır, (4) rıza dışı evliliğin tanımı yapılmış mıdır, (4) rıza
dışı evliliklerin önlenmesi için gerekli yasal düzenlemeler
yapılmış mıdır, (5) uygulamada durum nedir gibi gibi sorulara
cevap vermekte zorlanmadım. Ancak bir soru vardı ki cevabını
vermekte epey bir sıkıldım, rıza dışı evlendirilen mağdurlar için
rehabilitasyon programları uygulanmakta mıdır?
Ülkemizde bir çok bölgede hala yaygın olarak uygulanan başlık
parası veya berdel ve çeyiz adeti gençlerin istismarına sebep
vermekte. Kız çocuğu evlenirken ailesine başlık parası verilmesi
beklenir. Ailelerin bir anlamda gelir kapısı haline gelen bu
uygulama sonucu aile evleneceği kişiyi tercih etmeyi kıza bırakmak
yerine kim çok para verirse onunla evlendirmektedir. Kız çocuğunun
evlenirken maddi değeri olması sebebiyle aileler bir an önce
paraya kavuşmak adına kızlarını çok küçük yaşlarda, kanunen yasak
olduğu halde resmi nikah olmaksızın kendisinden yaşça büyük (para
sahibi) erkeklerle evlendirmektedirler. Her köyün bir muhtarı
olmakla birlikte bu olgular bir türlü yargıya intikal etmez ve
kanunlar uygulanmaz.
Türkiye’de herhangi bir sorunla mücadelede ilk akla gelen maalesef
reklam (pardon sosyal sorumluluk) kampanyalarıdır. Bu
kampanyaların bir türlü başarılamayan marifetsiz sloganlarının
kaynağı ise konuya gönülden üzülenlerdir. Doğru seçilmiş geniş
örnekleme doğru soruların sorulduğu veri çalışmalarıyla durum
gerçekten tespit edilmeden, yerel bazda ve merkezi bazda olmak
üzere ayrı ayrı kısa dönem, orta dönem ve tabii uzak dönem
hedeflerin belirtildiği faaliyet planları oluşturulmadan,
rehabilitasyon standartları oluşturulmadan ve layıki ile
uygulanmaya başlamadan ne yapsanız yanlış olacaktır. Bunu insanlar
anlamalı ve bana soracak olursanız gerçekten gönüllülerse daha
fazla zarar vermemelidirler. Acaba bir sloganın topluma
dayatılmadan önce en az 1000 örneklem çalışması ile doğrulanması
gerektiğini söylesem uzaydan gelmiş gibi algılanır mıyım? Büyük
olasılık.
Bunu
niye mi söylüyorum? Afganistan’da Kadından Sorumlu Bakanlığın
mesajı
“Bir Afgan erkeği evliliğini resmi kılarsa, aile içindeki reis
statüsünden bir şey kaybetmez.” i bir türlü kınayamadım. Çünkü
bizim ülkemizde de töre cinayetlerini önlemek adına duvarlara
asılan “elini kana bulamaya değmez” sloganlı SHÇEK
kampanyası var, kadın sorunlarına eğilen filmlerin gösterildiği
film festivalinin duyurum posterinde adam asmaca oyunu parlak (!)
fikrinden hareketle çizgi kadını darağacına asıp altına
n a m u s yazan grafik
çalışmalar var.
Türkiye’de mevcut, kendinden marifetli algılama düzeyi bile bu
kadar güdükken Afganistan’a nasıl laf edeyim.
Sözün özü; bu slogan kirliliğinden sıkıldım. Kabahat rağbet ve
tezarruhat edenlerde... |