|


|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
KERİMAN HALİS
Haftasonu bir
hanımefendiye konuk oldum. Keriman Halis’in narin ellerini tuttum,
güzel yanaklarını öptüm, asaletinin ve çok hoş sohpetinin esiri
oldum. Karşılıklı içkilerimizi yudumladık, keklerimizi yiyip
çaylarımızı içtik ve bunu sık sık tekrarlamak için karar aldık. 93
yaşına rağmen beyaz koltuğunda dimdik oturmuş, vakur ve nazik bu
hanımefendiye hayran kaldım. Pırıl pırıl zekayla bakan gözleri
beni çok etkiledi. Ve bu kibar, dünyalar güzeli hanımefendi beni,
“Hanımefendi çok güzelsiniz, sizi çok beğendim” iltifatıyla
ödüllendirdi. Ayaklarımın yerden kesildiğini hissettim. Bir müddet
yere ayak basacağımı da hiç zannetmiyorum. Ne de olsa Sevgili
Dünya Güzeli Keriman Halis bana iltifat etti, bunun keyfini
çıkartmaya, şımarıklığını yaşamaya kararlıyım.
Basın 1932’de Keriman Halis’in güzelliğini masum ve duru olarak
nitelendirmiş. Dünya basını modern Türkiye’nin modern bir genç
kızı olarak babasının yanında resimlerine yer vermiş. Anlattığına
göre, Belçika’da peşinden “naturel” diye seslendiklerini duyana
kadar güzel olduğunun farkında değilmiş. O bir vazifeyle yarışmaya
katılmış; Türkiye’nin çağdaş yüzünü dünyaya tanıtmak. Türkiye’nin
çağdaş yüzü o kadar güzelmiş ki Dünya Güzeli oluvermiş.
Salonundaki Feyman Duran imzalı yağlıboya resme tapmamak mümkün
değil.
Hanımefendi ile konuşurken konu konuyu açtı ve televizyonda
seyrettiklerimizden bahseder olduk. Programlardan yakındık, kılık
kıyafetlerin dedikodusunu yaptık. Haberleri izlerken ağladığından
bahsetti. Yaşlanınca duygusallaştığını söyledi ama tek neden bu
değil herhalde. Ben de zaman zaman haberleri izlerken ağlarım.
Çocuklardan bahsettik, kızını nasıl 17 yaşında evlendirdiğini ve
kısmetine çok iyi bir evlilik olduğunu ancak şimdiki aklı olsa
asla bu yaşta evliliğin lafını bile etmeyeceğini söyledi.
Özgürlüğüne düşkün bir hanımefendi. Kendisi zaten 24 yaşında
evlenmiş. Kızlarını namus safsatası için öldüren adamlara,
doğurduğu çocuğu boğan kadınlara, “Ayol bunlarda hiç akıl, hiç
sevgi yok mu?” deyişine hayran kaldım.
Keriman Halis’e baktım ve içim sızladı. Ne kadar modern, ne kadar
anlayışlı, ne kadar sakin, ne kadar esprili, ne kadar her şeye
hakim... Zamanında vazife edinip güzellik yarışmasına katılmış.
Dönemi düşünün, ekonomik zorluklar var, şark ve garp arasında
kalınmış kimlik arayışı var, halkın henüz hazmedemediği kılık
kıyafetlerde ani ve köklü değişim var. Bu ortamda Hanımefendi, 18
yaşında bir kahramanlık sergiliyor ve Türkiye’nin çağdaş yüzünü
dünyaya gösteriyor. Günümüzde Keriman Halis’in verdiği yürekli
kararı yaşatabildik mi? İşte bu sorunun cevabı “Hayır” olduğu için
içim sızladı. Resimlerindeki modern kıyafetlere baktım ve kendimi
ait hissettim.
Günümüzde piyasalarda nasıl resmediliyoruz? Bu tablolara ait
değilim. Atatürk’ü ne vicdanen ne şeklen reddedemem. Sevgili
Keriman Hanımefendi, ben de haberleri seyredince çok rahatsız
oluyorum. Siz ne kadar şık bir hanımefendisiniz, ne kadar bazı
şeyleri aşmışsınız. Türkiye neden durakladı? Anlamıyorum, anlamsız
buluyorum. Size layık olunamadığını düşünüyorum. Siz kadınların
önünü açmışsınız, günümüzde devamını diler haldeyiz.
Keriman Halis’ten geç vakit ayrılırken, Dünya’ya vurduğu çağdaş
Türkiye Cumhuriyeti Kadını damgasını aklımın en derin köşesine bir
kez daha kazıdım. “Yaşlılığımda gençliğimden daha mutlu oldum”
sözünü hiçbir zaman unutmayacağım. Rüyalarınızdaki güneş hep
doğmaya devam etsin, gönülden dilerim... |