|

|
Diyorum ki ... |
|
Tanzer GEZER |
ÇOCUK
SUÇLULUĞU: EVİMİZDEKİ SOKAK ÇOCUKLARI
İnsan Hakları Komisyonu, 08 Ocak 2007’de Çocuk Suçluluğuna dair
görüşünü açıkladı. Komisyon üyesi Thomas Hammarberg, genç
suçluların Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ruhuna uygun şekilde ele
alınmasını ve gençlerin hapsedilmesi yerine aile tabanlı
çalışmaların veya diğer sosyal alternatiflerin düşünülmesi
gerekliliğini savundu.
Bu yeni bir şey değil. Açıklamayı heyecanla beklemiştim ama ilk
cümle hayal kırıklığı oldu. Zaten konuyla ilgili dünyada iki türlü
yaklaşım var. Suça itilen veya suç işleyen, ne derseniz deyin
sonuçta suçu işleyen, gençleri ki yaşları giderek küçülmekte -
hapsedelim veya Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ruhuna uygun olarak
çocuk ve genç suçluluğunu önleyelim.
Çocukları hapsetmeyelim tabii. Böyle zavallı bir görüşün
savunucusu olacak değiliz ancak, toplum da çocuklardan rahatsız
olmaya başladı. Can yakıyorlar, can alıyorlar. Tabii paradoksa
dikkat edeceğiz. Adam gibi yönlendirilselerdi çocuklar suç
işlemezlerdi. Şiddet gördüler, şimdi intikam alıyorlar falan
filan. Bunları biliyoruz ve konuşuyoruz.
Şu sebepten veya bu sebepten çocuklar suç işliyorlar, hem de ne
suçlar. Biz de kendilerini salıveriyoruz. Çocuklar ya. Ancak iyi
etmediğimizi aynı çocukları defalarca suç işlerken bulunca anladık
nihayet. Kanun var ancak, yönetmelik suç işlemiş çocukların
haklarını korumaya yönelik. Çocuğun rehabilitasyonundan bahis pek
edilmiyor. Edilse de yöntem ve sorumlu belli değil. İşler karışık.
Çocuktan sorumlu Devlet Bakanımız, suçlu çocuklar da bize
geitiriliyor deyiveriyor. Günümüz koşullarında haklı da tabii.
Bünyesinde bu tarz rehabilitasyon konusunda uzmanlaşmış bir kurum
henüz yok. Bir yer açılması için çalışmalar sürüyor. İnşaat
çalışmaları ne durumda bilemiyorum ama burada hizmet vereceklerin
hizmet içi eğitimleri ne durumda merak ediyorum. Yoksa burası bir
rehabilitasyon merkezi değil de suçlu çocukları diğer çocukların
yanından uzaklaştırma merkezi mi olacak diye düşünmeden
edemiyorum. Her zamanki gibi sabırla bekleyeceğiz ve haklı
çıkmamayı dileyeceğiz. Beklerken bir vazife daha yapalım ve mağdur
çocuklar da dahil olmak üzere suça karışmış çocukların rehabilite
edilme hakları da var. Bu hak nedense hep unutuluyor, çocuğu
salıvermek kolayımıza gidiyor.
Çocukların suça itildikleri bir gerçek olsa da sonuçta suç
işlerken yaşadığı travmayı sürekli affedildiği için çocuk kendi
menfaatine çevirebiliyor. Kitaplar böyle yazmasa da çocuk işlediği
suçun kınandığını ancak kendisine bir yaptırım getirmediğini
çabucak içselleştiriyor. Çocuklar çabuk kavrıyorlar malumumuz.
Bu durumu tespit ettiklerinden dolayıdır ki İnsan Hakları
Komisyonu açıklamasına şöyle devam etti; Çocuk Hakları
Sözleşmesi’nin ruhuna uygun olarak çocuk suçluluğunu önlemeliyiz
ancak bu suç işlemiş çocuğa hiçbir sorumluluğu olmadığı şeklinde
yaklaşılmasını gerektirmiyor. Tam tersi, çocuk suçlular
yaptıklarından sorumlu tutulmalıdırlar ve verdikleri zararı tazmin
etmekte rol almalıdırlar. Yetişkin suçluluğunun aksine çocuk
suçluluğunda ceza yaptırımı olmamalıdır ancak, çocuklara
yaptıkları hatanın sorumluluğunu alma öğretilmeli ve toplumla
yeniden ve barış içinde bütünleşebilmelerinin yolu açılmalıdır.
Bu, yaratıcı ve etkin toplumsal bir yaklaşımla başarılabilir.
Oh, nihayet birileri rehabilitasyondan bahsetmeye başladı ama hala
toplumsal yaklaşımın ne olduğu açıklanmamıştı. Buraya kadar aklın
yolu bir de, yöntem nedir? Biri bunu da söylerse mutlu olacağım.
Ben çocuğun işlediği suçtan dolayı çocuktan sorumlu kişinin çocuğu
suça itmekten ya da ihmalden değil, işlenen suçtan bizzat mahkum
edilmesini düşünür dururum. Sosyal ve ekonomik koşullarımız
gözönünde bulundurulduğunda ve tabii çoğunluk halkın günlük
yaşamının kitaplarda yazdığı gibi olmadığının farkındaysanız, bu
tutum çok acımasız olacaktır. Farkında mısınız bilmiyorum ama
‘saldım çayıra mevlam kayıra’ tutumu ailelerin ilgisizliğini değil
zorlu yaşam koşullarını tariflemektedir artık.
Evimizdeki sokak çocukları diye bir kavram var dünyada. Daha bizde
yok, bahsetmeye başlasak iyi olur. Milli Eğitim Bakanımız, okulda
sosyal eğitimin öğretmenlerce verilemeyeceği çünkü çocukların
günlük zamanlarının sadece 6 saatinin okulda geçtiği, diğer
zamanlarının ise aile yanında geçtiği, dolayısıyla ailelerin suçlu
olduğu şeklinde Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında beyanda
bulundu. Hemen matematik yaptım. Aslen ikili ilişkilerde bile 2 x
2 = 4 denkleminden şaşmamakla mutluluğu bulduğumdan eminim. Formül
bana çalışan ebeveynlere sahip okullu çocukların aileleriyle gün
içerisinde sadece 3 saat birlikte olabildikleri sonucunu verdi.
Benim kitabımda bu çocuğun beslenme, temizlenme gibi temel
ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir süredir. Açıklamak gerekirse,
çalışan (halk dilinde) ebeveynler günlerinin 10 saatini
işyerlerinde geçirirler, 8 saat uyuma ihtiyaçları olur bunların,
Istanbul şehrinde günde en az (toplu taşımacılığa atıfta
bulunalım) 3 saatleri yolda geçer. Günün hala 24 saat olduğunu
düşünürsek eve, kendine, yemek hazırlamaya, çocukla ilgilenmeye –
derslerden bahsetmiyorum bile, sadece ve sadece 3 saat kalır.
Bu açıklamaların ışığında çocuk suçluluğunda tek suçlu çocuk
değil, evet ama diğer tek suçlu aile de değil. Evde kalan küçük
yaşta çocukların bakımı için üç kuruşa sigortasız çalıştırılan,
eğitimsiz kadınlardan başka bir yazıda bahsetme hakkımı saklı
tutuyorum. Sayın Bakanlar çocuk suçluluğu konusunda acaba
kendilerinden biraz biraz ne zaman şüphe edecekler diye sık sık
düşünürüm. Okul öncesi eğitim kurumları ne durumda, okullarda
rehberlik hizmetleri ne durumda diye Bakan’a sormaya gerek
kalmadı, ona göre rehberlik süper işliyormuş. Rehber öğretmenlerin
sayısını ve eğitimde olan çocukların sayısını bildiğinden eminim
ancak oranlama yapacak kadar samimi olduğundan kuşkuluyum.
İnsan Hakları Komisyonu’nun açıklamasına geri dönecek olursak,
Komisyon üyesi Thomas Hammarberg şöyle devam etti: Prensipte, suç
işlemiş çocuğun ebeveynleri veya yasal sorumluları da –yasal
sorumlunun Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun olduğu
olgular da var, bu durum çocuğun rehabilitasyonuna sekte vuracak
kadar çocuğu koruyucu boyutlara vardırılmamak suretiyle, işin
içinde ve sorumlu tutulmalıdır.
Açıklamaya göre Slovenya yeni bir model sunmuş. Savcı, mağdur ve
dahi suçlu onay verirlerse, suçu işleyen çocuk arabulucu olacak ve
işlediği suçu kabul edilebilir şekilde telafi etmek için öneride
bulunacak. Bu bizim ülkemiz için bir hayal sayın üye. Açıklamanın
devamı, çocuk dostu mahkemeler, Devlet’in alması gereken önleyici
tedbirler, ailelerin eğitimi, suç işlemiş çocuklar çocuk dostu
yerlerde rehabilite edilmeli, her çocuk için ayrı bir
rehabilitasyon programı geliştirilmeli, rehabilitasyon programının
sonunda çocuk sosyal hizmetler tarafından toplumla kaynaşma süreci
içerisinde yalnız bırakılmamalı, takip edilmeli, tam gün okul
sistemine geçilmeli, risk altındaki aileler tespit edilmeli gibi
gibi, devam ediyor.
Suç işleyen çocukların rehabilitasyon programının hangi olmayan
personelle başarılacağı, evdeki sokak çocuklarımıza çözüm
önerileri bende yine soru işareti.
Bir başka açıklamaya. |