|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
CİNSEL İSTİSMAR KONUSUNDA YAPILABİLECEKLER
Türkiye son günlerde sürekli her taraftan gelen akıl almaz cinsel
istismar olgularıyla sarsılıyor. Siirt’te ki 2 olayı Şanlıurfa’da,
Manisa‘daki ve diğer olaylar izliyor. Buradaki yaşanan olaylardan
çok daha fazlası yaşandı ve yaşanıyor. Ancak yaşanan olaylardaki
garabet ağızları açık bırakacak nitelikte. Birinde 3 yaşındaki
çocuğua tecavüz eden 15-16 yaşlarındaki çocuklar gibi olaylar var.
Bunları sıralamak mümkün ancak benim tartışmak istediğim konu
başka.
Bu konu kamuoyunun gündemine oturmasıyla medyada konu
uzmanlarından görüş alarak yayın yapıyorlar. Ancak benim
izlediklerimde çoğu çok genel ve yüzeyel ifadelerle olayları
geçiştiriyor. Çünkü her konuda fikir sahibi olmak prensibinden
hareketle bilinen isimlerle olay irdeleniyor. Ancak bu konuda
bilgi sahibi olan çok az uzmandan da doyurucu cevaplar
alınamamasının ana nedeni gerçekten de bu olayların akıl dışı
boyutlara ulaşmış olması.
Siirt örneğinden yola çıkacak olursak birinde tüm şehir olayı
bilirken kimse dur demiyor ve olay ortaya çıkıncaki tepkileri de
şehrimizin ismi kirleniyor şeklinde. Diğerinde ise olayı yapan
kişilerin yaşı ve kurbanların yaşı.
Toplum olarak uç noktalarda gezebilen bir yapıda olduğumuzu bir
çok olay göstermiş olmasına karşın yine de bunları
açıklayabilmenin bu işe 25 yılını vermiş birisi olarak ben de
zorluk çekiyorum. Çok genel olarak cinnet geçiriyoruz demek
mümkün.
Ancak bu olaylara hemen dur diyebilmek için acil önlemlere ihtiyaç
olduğu gözüküyor. Özellikle kanunların caydırıcılığının yeterli
olamadığını gözlemlediğimiz bugünde bu yöndeki değişikliklerin çok
önemli olduğunu düşünüyorum.
İki milletvekilinin kişisel duyarlılıkları ile başladıkları ve çok
yoğun uğraşlar verdiği çalışmanın genel hatlarına baktığımızda
şunları görüyoruz; Milletvekili Aşkın Asan ve İstanbul
Milletvekili Alev Dedegil cinsel istismar ve diğer çocuk
sorunlarıyla ilgili aylardır süren çalışmalarında özellikle
verilen cezaların yetersizliği ve toplumsal eğitimini önemi
vurgulanmaktadır.
Kimyasal kastrasyon ismi verilen ilaçla testesteron düzeyinin depo
ilaçlarla düşürülerek cinsel isteğin azaltılması teklifi medyada
çok yer buldu. Pedofili suçlularına gelişmiş ülkelerde uygulanan
bu cezanın son dönemde çok artan bu tip suçlardan sonra
uygulanması gerekliliği raporda özellikle vurgulanmaktadır.
Raporda, “1 haftada onlarca çocuk tacizi vakasının yaşandığı, 12
yaşındaki bir çocuğa 60 kişi tarafından tecavüz edildiği, 13
yaşındaki kızların yüzlerce kişiye pazarlandığı, daha kundaktaki
bebeğe bile cinsel tacizde bulunulduğu ülkemizde bu yasanın
uygulanması gerekir” denildi. Raporda ayrıca çocuğa yönelik cinsel
istismar suçu nedeniyle 5 yıldan fazla hapis cezasına hükmedilen
kişinin kariyerinin sıfırlanması da önerildi: “İlköğretim
diploması hariç olmak üzere, diploma, akademik, mesleki ünvan,
ruhsat ve sürücü belgesi iptal edilsin, suç tarihindeki mal
varlığının yüzde 20’sine el konulsun.”
Dünya uygulamalarına baktığımızda
Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tip suçlarda cezaların 10
yıldan başlayıp, müebbet hapse kadar gittiği, İngiltere’de ömür
boyu hapis istemiyle dava açıldığı, Fransa’da ise bu sürenin 20
yıldan az olmadığı görülmektedir.
Halbuki Ceza Kanununun belki de teknik açıdan en kötü yazılmış
olan maddesi cinsel suçlara verilen cezalarda gözlenmektedir. Türk
Ceza Kanununa göre mağdurun “beden ve ruh sağlığının” bozulup
bozulmadığı kriterine göre değerlendirme yapılmakta ve bozulma
halinde 15 yıl, bozulmama halinde 5 yıl ceza verilmektedir. Hatta
pratikte bu ceza 2 yıla kadar düşmektedir.
Gelişmiş tüm ülkelerce ayrı ceza maddesi olarak düzenlenen
ensestin TCK’da bağımsız bir suç olarak yer almaması da bir başka
boyut olarak dikkati çekmektedir. TCK’nın 104. maddesinde, 15
yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişiye, şikayet
üzerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis öngörüldüğü belirtilen raporda,
çocuğun rızasının sorgulanması da bir başka teknik problem olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Şu andaki uygulamada 18 yaşından küçük biriyle ondan en az 5 yaş
büyük birisinin cinsellik yaşamasını cinsel saldırı sayan TCK’nin
104. maddesinin 2. fıkrasının Şubat 2009’da Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edilmesinden sonra pratikte gelişen durumun
yürürlükte olan TCK 104. madde 16-18 yaş arası bir çocuğun ensest
ilişkisini şikayet olmadığı durumlarda yasal hale geldiği
görülmektedir.
Rakamlara baktığımızda da acil önlemler alınmasının bir mecburiyet
olduğu gözükmektedir. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2008
yılında Türkiye’de 14 bin 337 cinsel suç işlenmiş ve 20 bin 282
kişi bu saldırılardan mağdur olmuştur.
Rapora göre alınması gereken temel 4 önlem şudur:
1 Anaokulundan başlayarak cinsel saldırı eğitimi,
2 Cezaların caydırıcı hale getirilmesi,
3 Bu konudaki mağdurlara, Çocuk Koruma Merkezlerinin kurulması
4 Etkin mücadele için Çocuk Koruma Fonu oluşturulması.
Umarım bu sefer iktidar partisinin milletvekilleri tarafından
raporun hazırlanmış olması ve önerilerinin uygulama için bir
avantaj oluşturur. Yoksa diğer raporlar gibi rafa konursa, bu
olayları daha da artarak yaşamaya devam ederiz.
|