|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇOCUKLUKLARINI YAŞAYAMAYAN ÖĞRENCİLER
Bir
dönemin daha tam ortasına geldik. Dün öğrenciler karnelerini
aldılar ve çocukluklarını hatırlayabilecekleri 15 günlük bir
tatile başladılar. Tabii aslında tatil olan iki haftada bile ders
çalışın diye sayfalar dolusu ödev veren okullar olmadı değil.
Bunun yetmediğini düşünen okullar iki haftanın bir haftası okula
gelin sizle çalışmaya devam edelim bile dediler. Yani anlaşılacağı
üzere tatilin orasından burasından kırpıp onları sadece test
çocuğu formatında davranmaya devam etmek herkese normal geliyor.
Daha
önce de birkaç kez yazdım. Çocuklar çocukluklarını yaşamalılar.
Yaşamı kendi bakış açılarıyla keşfedip yararlı olduğunu
düşündükleri, kendileri için gerekli olduğunu düşündüklerinden
seçip çıkardıklarını kullanabilmeliler.
Buna
yaşam tecrübesi edinmek diyoruz. Yaşama doğru yerden bakabilmenin
ilk koşulu, doğru çocukluk ama bugün bırakın doğru çocukluğu
çocukluk dönemi ve bunu yaşayabilmek yok olmuş durumda.
18.
ve 19. yüzyıllarda okula gidip saatlerce elinde değnekle bir
hocanın ezberlettiği duaları okul diye yaşayan bir kuşaktan,
Atatürk’le pozitif bilgilerin öğretildiği bir sisteme geçtik. Uzun
yıllar bunun ürünü olan kuşaklar Türkiye’yi taşıdı.
Ama
bugün sistemdeki sınava dayalı öğretimin eğitimi yok ettiği
görülüyor. Böylesine bir sistemi, eğitimi yok edelim dershanelere
bırakalım diyen birisi yapabilirdi. Bu sefer demeden uygulayarak
becerildi. Ama ne oldu? Soru sormasını, düşünmesini, ayıklayarak
kendine doğru olanı seçmeye çalışmayı hepsini birden kaybettik.
Hepsinden önemlisi çocuklarımıza oyun oynamak için zaman
bırakmayan bir silsileye hepsini, SBS; OKS gibi garabet sistemlere
soktuk. Oyun oynamasını unutmuş bir kuşak yarattık. Oyun oynamayı
unutmak demek çocukluğunu unutmak demektir.
Sokaklar tehlike dolu. İstismar her geçen gün artıyor. Tüm
istismarlar boyutunda çocukların Türkiye’de %9 etkilendiklerini
okuduğunuzda şunu duymuş oluyorsunuz; Her 10 çocuktan biri
istismarın bir türüne bir şekilde maruz kalmış. Bu dehşet verici
bir tablo. Biliyorum ki rakamlar her zaman doğruyu söylemez ama
aynı zamanda istismarların gizli kalma oranlarının da çok yüksek
olduğunu da biliyorum. Pedofilinin bu kadar çok telaffuz ediliyor
olması kanımı donduruyor. Yaptıklarından dolayı yeterli cezayı
almadıkları durumları da gördükçe kızgınlığım da artıyor. Çocuklar
için sinsi tehlike hep duruyor.
Çocuk demek umut demek. Çocuk demek yaşam enerjisi demek. Çocuk
demek saflık demek. Bunu yöneticilere, yönetenlere, çocukla
çalışanlara, herkese hatırlatmakta fayda var. Bu kadar büyük
yanlışlıklar SBS’ler, OKS’ler gün gelir düzelir. Hiçbir yanlış hep
yanlış kalmaz, düzeltilir de bugünkü kuşakların yaşadıkları ya da
yaşayamadıkları. Buna yapılacak bir şey yok.
Çocuklara bol oyunlu, derssiz bir 15 gün tatil diliyorum.
|