|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
RİO’DA TOPLANAN UZMANLAR ÇOCUKLARA EN BÜYÜK CİNSEL SÖMÜRÜNÜN
TELEFON ve BİLGİSAYARLAR YOLUYLA YAPILDIĞINI SÖYLÜYOR
Her
5 yılda bir düzenlenen “Çocukların Cinsel Sömürüsüne Son Verme“
kongresi 3000 uzmanın bir araya gelmesiyle toplandı. Bu toplantıda
hem devletlerin resmi temsilcileri hem de sivil toplum
kuruluşlarının temsilcileri birlikteydi.
Bu
toplantının çocuk fahişeliği, çocuk pornografisi ve kısaca
İngilizcede on-line sömürü olarak belirtilen bilgisayar ve
telefonla yapılan sömürünün her geçen gün artarak varlığını
sürdürdüğünü belirttiler.
Rio
bildirgesi olarak yayınlanan sonuç bildirgesinde ise Japonya’da
yapılan son toplantının ardından şu saptamalara yer verildi:
Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere tüm bu konularla ilgili
olan uluslar arası sözleşmelerin özellikle de opsiyonel
sözleşmenin ülkeler tarafından uygulanabilmesinin bu problemin
önlenmesinde çok önemli olduğu belirtilmektedir.
Ülkelerde problemin tanımlanmasında ve ilgili kanun ve
yönetmeliklerin çıkarılmasında geçmişe kıyaslandığında çok önemli
adımların atılmış olduğu görülmektedir. Ayrıca tüm kesimlerde
konuyla ilgili bilgilenmenin artması da sevinçli noktalardan
birisidir. Özellikle multi-sektörel boyutta artan bilgilenmenin
önleme çalışmalarında büyük önemi bulunmaktadır. Çocuklara yönelik
eğitimlerinde problemin önlenmesinde büyük katkısı vardır.
Ayrıca bu konudaki en önemli aşamalardan birisi olan alo-imdat
hatlarında ciddi gelişmeler olması da çok önemlidir. Bu arada
bizim bu konudaki başarısızlığımızın da dikkat çekici olduğunu
belirtmek zorundayım. Her ne kadar Rio’da SHÇEK adına katılan
yetkililerle yaptığım görüşmede 183’ün çok aktif ve etkin
çalıştığının altını çizdilerse de ben kendim test etmediğimden bu
konudaki yorumumu gelecek haftalara saklıyorum.
Bu
olumlu adımlara rağmen halen olumsuz bir çok gelişmenin de
bulunduğu görülmektedir. “Telefon ve bilgisayarla yapılan cinsel
sömürünün boyutları sürekli artmakta ve farklı şekillerde
gözükmektedir.“
Bu
sömürüye maruz kalan çocuklar için uzmanlara yönelik durum
saptaması ve tedavisi konusundaki eğitimlerin yetersiz olduğu
görülmektedir.
Acil
alınması gereken önlemler ise şöyle sıralanmıştır;
Ulusal boyutta internet kullanan gençliğin bu konuda bilgilenmesi
ile eğitim alması sömürünün önlenmesinde çok önemlidir. Bu
bilgilenmenin ne şekilde olacağı çocuklar ile gençlerin katılımı
ile yapılmalıdır.
Cinsel sömürüye maruz kalan çocukların saptanması,
değerlendirilmesi, tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda çok yönlü
çalışmaların arttırılması gerekmektedir.
2013’e kadar ülkelerin bu konuda net çalışmalarla cinsel sömürünün
azaltılmasını sağlamaları konusunda dileklere tüm ülkelerin
katılımı ile sona erdi.
Türkiye’den sivil toplumcu olarak katıldığım bu toplantıda beni
üzen konu şuydu. Toplantıyı organize eden ECPAT kuruluşunun
yayınladığı ülke raporları içinde Türkiye raporunun olmaması
üzücüydü. Emniyet Müdürlüğü’nün yakaladığı olguların sayısal
verileri dışında hiçbir verinin olmaması ilginçti. Bu verinin gün
ışığına çıkmaması konusunu daha sonra ele almak üzere SHÇEK, Sivil
Toplum Kuruluşları ve akademik çalışmaya bağlı rakamsal verinin
bulunmamasının düşündürücü olduğunu söylemeliyim. Çünkü cinsel
sömürü olarak isimlendirilen pornografinin, çocuk fuhuşunun ve
on-line yani telefon ile, bilgisayar yoluyla siber ortamdaki
cinsel istismarın Türkiye’de olmadığını ne pembe bir tablo çizmek
isteyen yetkililer ne de bir başkası söyleyemez.
Kuşadası, Bodrum ve Sulukule’de çocuk fuhuşunun olduğunun
söylenmesi ve orta batı ülkelerinden özellikle Belçika,
Avusturya’dan günübirlik turların gelmesi konusunda bize yansıyan
bir şey yok diyen yetkililere diyecek bir şey bulamıyorum. Keşke
yetkililerin yok demesi ile yok olsaydı ama olmuyor. Uyuşturucu,
fuhuş, pornografi zincirinin birlikte gittiği bu son kongrede
birçok defa gündeme geldi.
Ama
Türkiye ile ilgili somut veri hala yok. Bu konuda organize suç
örgütlerinin tek aktör olması da Emniyetin artık işbirliği
çalışmalarına başlamasını gerektirir. Sivil Toplum Kuruluşları,
akademisyenlerle işbirliğinin başlaması için Malezya, Filipinler
gibi mi olmamız gerekiyor?
|