|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
ÇOCUKLARIMIZ EN DEĞERLİ VARLIKLAR MI YOKSA PİYONLARIMIZ MI?
Biz ilginç bir
ülkeyiz. Çok önemsediğimizi ve değer verdiğimizi söylediğimiz
şeyleri hoyratça ve özensizce harcıyoruz. Söylemde yere göğe
koyamadığımız kavramları o kadar kolayca harcıyoruz ki bu kadar
tezatlığı yaşayanlar anlamakta çok büyük güçlükler çekiyorlar.
Bunun en iyi
örneğini çocuklar oluşturuyor. Çünkü çocuklarımız diye başlayan ve
herkesin dilinde olan söyleme göre en değerli varlıklarımız,
yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımız her şeyimizdir diye
giden bu söylemleri dikkate alacak olursak aklımız karışıyor.
Neden aklımız
karışıyor? Çünkü bu söyleme göre çocuklarımız için her şeyin en
iyisini istememiz gerekiyor. Bu mantıkla yaklaşınca Çocuk Hakları
Sözleşmesini imzalayan ülkeler içinde maddelerini en kolay yaşama
geçireceklerden birinin bizim olmamız gerekiyor. Ama pratikte
durum tam tersi.
Neden? İşte
bunun cevabı bence bir çok örnekle açıklanabilir. Ama çok kısa
süre önce yaşanmış olduğu için ve biz bu konuyu daha önce yazmış
olmamıza karşın yine dile getirmek mecburiyet oldu.
Konu
gösterilerde öne sürülen çocuklar. Geçtiğimiz hafta gündemde terör
vardı. Bölücü terör örgütü sempatizanı gösteriler vardı. Karşıt
gösteriler vardı. Bunlardan aklınızda ne kaldı? Benim aklımda
ağzına kırmızı bez parçası örtmüş ve taş atan çocuklar kaldı.
Geçen sefer de başörtüsü giymiş ufacık kız çocukları kalmıştı. En
önde bu çocuklarla gösteri yapmayı marifet sanan kişilerin,
çocuklarını değerli varlıkları olarak görmediklerini biliyoruz da
piyon olarak kullandıklarında o çocukların yaşadıklarının ve
yaşayacaklarının hesabını vermeye hazırlar mı?
Çocukları bu
kadar çabuk harcayabilmek bize özgü mü? Bir çok şeyin harcandığı
gibi çocuklarımızı da sadece bugün elde edilecek küçük yararlar
için harcayabilmek biz ve bizim gibi toplumlara mı özgü?
Bu çocuklar
çatışmaları yaşıyor, ölüm korkusunu yaşıyor, ölümleri görüyor, bir
taraf olup diğer taraftan nefret etmeyi öğreniyor. İkiliği,
ayrımcılığı bu yaştan özümsüyor.
Hangi
kavramlar için? Hak için, özgürlük için …
Ama en önce
çocukların hakları gelmeli. Yaşamayı sadece bugün zannedenlere
bunu anlatabilmek kolay değil ama öncelik burada çocukların
haklarında. Çocukların hakları dediğiniz zaman da en temel
prensibi unutmamak gerekiyor. Yapılan her şeyde çocuğun yüksek
yararı en temel kavram. Yaptığınız her eylemde çocuğun yararını
gözetmek ve çocuğa ne faydası olabileceğini düşünmeniz gerekiyor.
Çocuk Hakları
Sözleşmesi bunu çok açık belirtiyor. Diyor ki; "Çocuğun
yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya,
ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her
şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket
ederler."
Bunu unutmamız
gerekiyor. Bugün baktığımızda sadece ben ve benim gibi düşünenlere
yaşam hakkı vereceğim geri kalan herkes düşmanımdır mantığıyla
sizden, bizden, dinci-laik, Türk-Kürt ayrımlarıyla olmadık bir
ayrımcılık başlatıldı. Sığ kafalar bugün elde edilen küçük
yararları büyük zaferler zannediyorlar. Halbuki bilmiyorlar ki
bugün saçılan bu tohumlar yarınlarda akla gelmeyecek trajedilerin
başlangıcı. Yugoslavya örneğini hatırlatmak bence yeterli.
Bugün
baktığımızda çocuklarını eğitemeyen bir Milli Eğitim Bakanlığı,
çocuklarına bakamayan bir çocuktan sorumlu devlet bakanlığı ve
çocuklarını en öne sürerek eline taş veren, alevli sopalar veren
bir yapı var. Çocuklarımıza ne oluyor sorusuna ise cevap
verebilmek mümkün değil.
Haklar ve
özgürlükler. Yaşamın en değerli ve en önemli kavramlarından ikisi.
Çocuklar gibi bir değerle çatışma bir araya geliyorsa bu
çarpıklığı bir düşünmek gerekiyor. Bu yamuk yapı devrildiğinde
herkes altında kalacak. Bunu da unutmayalım.
|