|

|
 |
Başyazı |
|
Prof. Dr. Oğuz POLAT |
EĞİTİMDE SON
TABLO
Okullar tatil oldu. Belki de buna en çok sevinen Milli Eğitim
Bakanlığı olmuştur. Çünkü şu son dönemde bakanlıkların dolayısıyla
devletin yönetilememesine alışmış olmamıza karşın Milli Eğitim
Bakanlığının uygulamaları çocukların geleceğine resmen dinamit
döşemekte.
Neden bunları söylüyorum. Çünkü her gün bir başka değişiklik
yapılıyor ve çocukların tek bir adım atabilme hakları bu
uygulamalarla darmadağın oluyor. Örneğin bu yıla bakalım.
Karnelerin dağıtılmasına bir hafta kala liselere sınıf geçme
yönetmeliği değiştiriliyor. O yüzden çocuklar karne bile
alamıyorlar. Başka bir deyişle o denli keyfi ve sadece akla estiği
için yapılan bir uygulama.
Bu
sene orta son sınıfta uygulanan OKS sınavı biz çocukları
dershanelere mahkum etmekten kurtaracağız denilerek 6., 7. ve 8.,
9. sınıflara dağıtıldı. Yani 3 sene üst üste çocuklar sınava
girmeye mahkum edildiler. Olan da şu oldu. Dershaneler 6.,7, ve 8.
sınıflara da uygulama başlattı. Çocuklar 3 yıl daha erken
dershanelere gitmeye başladılar.
Eskiden Maarif okulları başta İngilizce olmak üzere yabancı dil
açısından güçlü ve çocukların parasız giderek yabancı dil
öğrenebileceği okullardı. Sessiz sedasız bir yönetmelik
değişikliğiyle bu okullardaki yabancı dil öğrenimi ağırlığı yok
edildi. Bunun sonucu ne oldu? Yabancı dil sadece özel okullarda
öğretilir oldu.
Bu
iki örnek bile şunu gösteriyor; Sosyal bir devletin temel
görevlerinden en önemlisi olan eğitim sadece özel teşebbüsün eline
bu son uygulamalarla bırakılmış durumda. Özel okullara
bakıyorsunuz, daha ilköğretimde bile yıllık 20 milyardan başlayan
fiyatlarla okula gidebilen azınlık bir şeyler öğreniyor. Bir
şeyler diyorum çünkü hala bir standart sağlanmış değil. Herkes
aynı program çerçevesinde aynı şeyleri öğrenmiyor. Yardımcı ders
kitapları başlığı altında öğrencilerin alması istenen kitaplar hep
farklı boyutlarda bilgi içeriyor. O yüzden de bilgilenmede büyük
farklar oluşuyor.
Buraya kadar anlattıklarım bu son dönemde, Çelik’in bakanlık
döneminde meydana gelen olumsuzluklar. Zaten yıllardır bölgesel
farklılıklar vardı. Bunlarla sayısı sınırlı iyi okula gidebilmek
için meydana gelen yığılmaların çözümü için bir sonuç
geliştirilmiş değildi.
Kız
çocukların özellikle doğu bölgesinde eğitimin dışında kalma gibi
kangrenleşmiş bir problemi de hemen buraya eklemek gerekiyor.
Kampanya ile çözüm aranan bu problemin hala varlığını sürdürdüğünü
söyleyelim.
Bugün herkesin üniversiteye gitmesini hedefleten bir sistemimiz
var. Herkes üniversite mezunu olmak istiyor. Okuduğu okul sonrası
iş bulup bulamayacağı önemli değil. O yüzden de üniversite mezunu
büyük sayıda bir işsiz ordumuz var.
Eğitim sisteminin ezbere dayalı ve düşünen yerine belletmeye
yönelik bir sistem oluşu en büyük çıkmazımız. Burada küçük
yaşlardan başlayarak düşünmemeye alıştırılan bir kuşaktan
bahsediyoruz. Bu bizim en temel sorunumuz.
Oysaki bugün eğitimin geldiği noktada proje uygulaması ve grup
çalışmaları temel prensip olarak değerlendiriliyor. Böylelikle
çocuklar kişiliklerini geliştiren, düşüncelerini söyleyebilen bir
kuşak oluyorlar.
Bu
yılki OKS sınavlarında soruların düzeyi o denli aşağıda tutulmuş
ve kolay bir şekilde öğrencilere sunulmuş ki çok sayıda 100 soruda
100 doğru yapan çocuktan bahsediliyor. Tek yanlışla önüne 1000’e
yakın çocuğun çıkma olasılığı olduğu bir sınavdan bahsediyoruz.
Oysaki geçen yıl aynı sınavda 80 doğru çok iyi okullar için
yeterli olurken bu yıl yanlış yapma hakkının sıfır olduğu bir
sınavdan bahsediyoruz. Burada standart nedir? Herkes tam puan
almış ise o zaman alfabetik sıralama olacak dedikodularının
gerçekliği nedir?
Zaten çıkmazda olan eğitimi o anda aklına geleni uygulayan ve
devleti devre dışı bırakan uygulamaları ile şu anda görevde olan
bakanın yaptıkları her şeyi kördüğüm haline getirmiş durumda.
Kaybeden kim? O yaş grubunda sınava girenler. Bu çocuklara yazık
değil mi? Yarınlarda arkadan gelenler için bu garabet uygulamalar
düzeltilecektir ama bu günün çocuklarının durumu ne olacak?
|